
Erdoğan tam bir tüccar. Türk devletinin işgalci ve yayılmacı siyaseti sarpa sardıkça, tek yaptığı millete gaz vermek. Eskiden “yaptık” dediği köprülerin, otoyolların adını sayardı, şimdi “İHA’mızı yaptık. Tankımızı da zırhlı aracımızı da üretiyoruz” diyerek marifetlerini sayıyor; askerlerden söz ederken ise “İşte birkaç askerimiz öldü” diyebiliyor.
O bunları sayadursun. İdlib’den gelen görüntülerde de “yaptık” dediği tankların, topların, zırhlı araçların nasıl vurulduğunu izliyor herkes.
Türk devleti açısından bundan daha da vahim olanı, Savunma Bakanı’nın özel bir televizyon kanalında söyledikleri.
Yandaşlarına gaz verip Uzak Asya’dan Viyana’ya kadar yeniden hakimiyet kuracağına inandıran Erdoğan, Hulusi Akar’ın dediğine göre Rusya izin vermediği için Suriye’de uçak havalandıramıyor.
Bir taraftan hükümet ortağın faşist Bahçeli üzerinden Rusya’ya verip veriştirecek, “Gözünün yaşına bakmayız” diye tehdit edeceksin, sonra da Rusya’nın desteklediği Suriye ordusunu vurmak için ondan hava sahası için izin isteyeceksin.
Bu tezatın hesabını kimse sormuyor, durumu bizzat Bakan’ın kendisi itiraf ediyor ama yandaşa bakarsan, ‘Reis’i dünyayı fethediyor.
Vahim dediysek, Türk devleti açısından bundan daha vahimi yok da dememek lazım.
Bu vehameti sözle pek itiraf edemiyorlar, ancak onların görüntüleri de sahadan geliyor. Nusra çetelerinden Huras El Din’e, Sultan Murat Tugayları’ndan Ahrar Al Şam’a neredeyse Türk askeri ile birlikte sahada Suriye ordusuna karşı savaşmayan tek örgüt yok.
Bu örgütlerin tamamı Suriye’de gerçekleştirdikleri cinayet ve katliamlarla biliniyor. Her birinin baş kestikleri, insanları topluca kurşuna dizdikleri, katlettikleri insanların resimlerini çekip ailelerine gönderdikleri videolara dijital ortamda her gün yüzlerce kez rastlamak mümkün. İşte Türk askeri sahada bunlara atış desteği veriyor, Suriye ordusuna karşı bunlarla birlikte savaşıyor. Rusya Hava Kuvvetleri ise bu çetelere destek veren Türk askeri araçlarını imha ediyor, askerlerini öldürüyor.
Erdoğan’dan ise Rusya’ya karşı ‘tık’ yok; varsa yoksa Suriye. Tüm bunlar böyle ama sorsan Erdoğan kahraman.
Bu yalancı kahramanlığın bir nedeni var elbet. Erdoğan olmasa bile Hulusi Akar bunun ipuçlarını veriyor. Örneğin Rusya riskine karşın NATO ve ABD’yi arkalamak istiyorlar. Bazen Erdoğan’ın kendisi, bazen de sözcüsü İbrahim Kalın dış siyasette ağırlıkla ‘kötü polis’i oynarken Akar ve Çavuşoğlu da Rusya’ya ‘iyi polis’i oynuyor, NATO ve ABD’ye ise adeta yalvarıyorlar.
Elbet tüm bunları hezimete uğrayan, daha da felakete gideceği belli olan Ortadoğu siyasetlerini düze çıkarmak, işgal ettikleri alanlardan kalıcı çıkarlar elde etmek, en önemlisi ise kirli iktidarlarını sürdürmek için yaptıkları çok açık.
Evet, Erdoğan’ın durumu kötü ama eli de boş değil. Önemli kozları var. Örneğin Dera’dan Hama’ya, ordan Halep’e ve şimdilerde ise İdlib’e kadar uzanan kent ve kasabaları, Kürtler kendilerini yönetmesin diye çetelerden alıp Suriye hükümetine teslim etti. Karşılığında Kürtlerin yönetimindeki Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê işgallerini gerçekleştirdi.
İdlib’de biraz diklenince 30-40 günde 25’e yakın tank, 50’den fazla zırhlı araç, 18 füze atabilen seyyar rampa, resmi rakamlara göre ise en az 20 asker kaybeden, çetelerle birlikte işgal ettikleri alanları habire küçülen Erdoğan’ın ‘şahsım devleti’, Rojava’da hava saldırılarını nasıl gerçekleştirebildiğine dair bir açıklama yapma gereği duymuyor.
Bu işgallerin nasıl gerçekleştiğini biz biliyoruz. Elbet, Rusya ve ABD’nin fırsat vermesi neticesinde işgalleri yaşama geçirebildiler. Erdoğan şimdilerde işgal ettiği alanları gücü yettiğince koz olarak kullanmaya kalkıyor. Bu işgallere izin verenler, özellikle ABD ise -adeta bugünleri hesap etmişcesine- tüm yaşananları sahadaki en güçlü rakibi Rusya’nın elini zayıflatmak için kullanıyor.
Kullanılan, sahadaki güçler arasında top gibi oradan buraya sektirilen Erdoğan’ın ‘şahsım devleti’. Posası çıkıncaya kadar kullanan ve bundan sonra da kullanacakları açık olan ABD ve Rusya.
İyi de tüm bunlar, Erdoğan efsanesinin bir yalan olduğunu, günü geldiğinde onu topluma kahraman diye yutturanların aynı şekilde bu balonu patlatabilecek şansa sahip olduklarını, görmüyorlar mı?
Erdoğan’ın yapabileceği tek şey var: Söz konusu kıskaçtan kurtulmak için yeni hamleler yapmak.
Erdoğan’ın hamleleri, sadece savaşı büyütmek olmayabilir.
Erdoğan bu, her yola gelir. Şimdiye kadar savaş ile yürüdü. Şimdi o yolun işe yaramadığını, iktidarını bitireceğini görür ise pekala çark edebilir.
Yine de hatırlatalım. Erdoğan bundan sonra hangi yola girerse girsin, ne kadar çark ederse etsin hiçbir sonuç onun ‘kullanımlık’ biri olduğu gerçeğini değiştirmez.
Yandaşlarının aklı varsa, başkalarına fırsat vermeden asıl dersi onlar Erdoğan’a verir.