Dünyadaki gerici ve faşist sisteme karşı büyük bir inançla yüreklerindeki güzelliği resmederek karşı çıkan bir grup karikatürist ve mizah ustası Paris’te katledildi. Bu katliam bütün insanlığın aklını ve vicdanını incitti, yaraladı.
Gözlerinin gördüklerine yüreklerinin tahammülsüzlüğü de eklenince, ellerindeki tek silah olan kalemleri devreye girer, görmeyen gözlerin görebilmesi için işbaşına geçerlerdi. Karanlıkların efendileri tarafından insanların gözlerinin ününe çekilen sır perdesini aralayarak bir nebze de olsa aydınlık bir huzmenin yansımasını sağlarlardı.
Bu durumdan pek hoşlanmayan karanlıkların efendileri ise her zaman en iyi yaptıkları işi yaptılar. 12 kalemşor, aydın vodvili katlettiler. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek olan bu katliam Paris’te kitlesel bir eylemle protesto edildi. Dünyanın gözü Paris'te, Paris'teki bu eylemdeydi.
İnsanlıktan nasibini almış her insanın bu yürüyüşe büyük bir öfke ve istekle katıldığından hiç şüphe yok. Fakat bir de buna dostlar pazarda görsün diye katılanlar vardı. Kim mi dersiniz? Evet, aslında insanlıktan nasibini almamış olanların Republic meydanında yeri yok. Ne var ki bunlar yüzleri utançtan kızarmayan, her duruma karşı suratlarına bir maske takacak kadar pişkindirler. Birine ağlarken diğerine gülebilirler.
Herhalde Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 12 gazeteci, aydının katliamını protesto ederek, barış ve demokrasinin önemine dikkat çekerek insanlara her türlü “vandalizmden” uzak durun mesajları vermeyi hedefliyordu. Evet, söylenilenler düşünüldüğünde bunun çok doğru ve güzel bir mesaj olduğu açık. Ya bu mesajı veren kişi en büyük vandallığı yapıyorsa o zaman ne olacak? Türkiye’de karanlıkları aydınlatmaya çalışan herkes çocuk, kadın, yaşlı ya da gazeteci fark etmez vurulmaya, zindanlara atılmaya devam ediyor.
Türkiye’de hak ihlallerinin diz boyu olduğunu herkes biliyor. Hangisini anlatalım? Sokak ortasında ekmek almaya giderken vurulan çocukları mı? 70 yaşında kanser hastası olup hala zindanlarda tutulanları mı? Yoksa tek suçu gazete dağıttığı için katledilen Kadri Bağdu’yu mu? Yine Davutoğlu’nun başbakanlığını yaptı Türkiye Cumhuriyeti'nde resmi kayıtlara göre AKP iktidarında, 2 bine yakın gazeteci iktidarın baskısıyla işten atılmadı mı? 883 gazeteci gözaltına alınmadı mı? Yine onlarca gazeteci sadece düşüncelerini ifade ettikleri, yazdıkları ya da çizdikleri için zindanlarda değiller mi? Oda tv, KCK basın davaları ve halen devam eden sokak infazları Türkiye'de ve AKP iktidarı döneminde olmadı mı? Kendi ülkesinde kendi yurttaşlarına her türlü zulmü, baskıyı reva görenler nasıl oluyor da demokrasi ve barıştan söz edebiliyor? Bu pozisyonda olan birinin derin mizah anlayışına sahip yürekli insanların anısına düzenlenen bir yürüyüşe katılmaya ve bu konuda konuşmaya hakkı var mı? Basına her türlü baskıyı, sansürü uygulayan ve gazetecileri tutuklatıp ağır cezalara çarptırması yetmediği gibi katleden bir devletin başbakanının zihniyetiyle Paris’teki katliamı planlayan ve yapanların zihniyeti arasında ne fark var?
Davutoğlu hangi yüzle Republic’e gitti?