Fransa Gündemi

Birçok Kürt çocuğu Suriye’yi dedelerinin kaçakçılık anılarından tanır. Sigara sarılacak kağıt, tütün, çay, kahve, ipek kumaşlar... dillere destan Halep şehrinden alınır zahmetli yolculuklar, geride ölümler bırakarak Türkiye ve Kürdistan’ın değişik illerinde bulunan birçok Kürdün evine ulaşırmış... Dedelerimizin anlatımlarıyla bir resim misali kafamızda çizdiği esrarengiz Halep şehri, şimdi hayalet şehir olarak televizyon ekranlarına taşınıyor.
Fransız basını “Suriye’nin ticari başkenti Halep’te ordu birlikleri ile muhalif savaşçılar arasındaki çatışmalar nedeniyle büyük bir yıkım yaşıyor” diye yazdı. Devamında, “Kürtler özerkliğe yürüyor” başlıklarıyla endişede içeren bir biçimde Kürtlerin yaşadıkları bölgelere hakim olmalarından duyulan endişe ve tedirginlik açık bir dille ifade edildi. Kürtlerin Suriye’de almış olduğu yeni pozisyon kaostan yararlanma olarak adlandırılırken, Suriye’de Kürtlerin yeni pozisyonu 2003’ten sonra Güney Kürdistan’da yaşanan gelişmelere benzetiliyor.
Şuana kadar Fransa’da yeni ikdar sahipleri Suriye konusunda Sarkozy kadar saldırgan bir dille açıklamalarda bulunmamıştı. Birkaç gün önce Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Suriye’deki diplomatik çıkmazı ve daha fazla kan dökülmesini önlemek için bakanlar düzeyinde acil toplantı yapılmasını isteyeceğini açıklayarak sesizliği bozdu. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’i “cellat” olarak adlandıran Fabius, ülkede katliam yapıldığını ve BM’nin acil olarak bunu durdurmak için elinden geleni yapması gerektiğini ifade etti.
Fransa’nın RTL radyosuna konuşan Laurent Fabius, “Bu hafta sonuna kadar Güvenlik Konseyi’nden, muhtemelen bakanlar düzeyinde toplantı düzelemesini isteyeceğiz“ dedi. Şuana kadar Fransa’nın Suriye konusunda çok sayıda toplantı ve zirve gerçekleştirdiği biliniyor. Ama yapılan toplantıların sonuçları geçmişteki gibi açık bir dille basına yansımadı. Bu Fransa’nın Suriye üzerindeki emellerinin gerişe düştüğü anlamını taşımıyor. Aksine Suriye, Kuzey Afrika ve Arap yarımadasında yaşanan tüm yıkım politikalarının atbaşı olmak için diplomatik, ekonomik, siyasal döngüler tüm hızıyla devam etmekte.
Suriye’de muhalif güç ile ordu güçleri arasında çatışma diyerek manşetlere taşıdıkları eserde Fransa’nın rolü büyük. Fransa, diğer AB güçleri, ABD, Rusya ve hatta Çin’in kapıştığı alanda bölgesel güç yaşışında kendi rolünü oynayamaya devem ediyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande 15 Mayıs günü koltuğa oturur oturmaz BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye konusunda daha fazla yaptırım yapması yönünde açıklamada bulunmuştu. Bu temelde Rusya ve Çin’le temaslarda bulunmuş ama Rusya’nın tavrından dolayı işler istedikleri gibi gitmemişti. Çarşamba günü Fransa BM Güvenlik Konseyi başkanlığını devraldı. Fransa  Esed’a daha fazla baskı yapılması için BM Güvenlik Konseyi başkanlık dönemini değerlendirecek gibi gözüküyor. Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un bahsettiği güvenlik zirvesi de bu sürecin bir parçası...
Suriye’de bulunan gerici rejime karşı hergün basın aracılığıyla gözümüze sokulan isyan dalgası, Esad’ın yaptığı belirtilen katliam görüntüleri emperyalizmin bölgedeki hegemonya savaşından başka bir şey değil. Fransa’da tıpkı ABD, Rusya, Çin ve  AB’nin diğer büyük güçleri gibi Suriye’deki kaosu ekonomik, siyasal, askeri bir fırsata çevirmek için tüm gücüyle seferber olmuş durumda. Suriye’de Kürtler açısından yaşanan gelişmeler ise Fransa’da kaygı yarattı. Aylardır dile dolandırılan “Suriye’de halklar baskı altında” söylemi Kürtler sözkonusu olduğunda ortadan kayboldu. Çünkü Kürtlerin güvenliğini aldığı ve bayraklarını diktiği bölgeler, Fransa’nın Türkiye üzerinden oluşturmayı planladığı tampon bölgenin kendisi... Fransa’da tıpkı diğer emperyalist güçler gibi bölgedeki güç mücadelesinde Türkiye’ye büyük rol biçiyor. Bu nedenle Kürtlerin diktiği her bayrak Fransa’nın kaygısını büyütmeye devam edecek!