
Vedat Türkali, 97’sinde koca bir çınar olarak ve son demlerine kadar bir an olsun eğilmeyerek noktaladı yaşamını. Dün, 29 Ağustos’ta, Yalova’da. Türk edebiyatının, Türkiye halklarının bir büyük değeri, ağabeyi, öğretmeniydi.
Türkali, 13 Mayıs 1919 günü, Samsun’da doğdu. Asıl adı, Abdülkadir (Demirkan) Pirhasan’dı. Samsun Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1942 yılında, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydını yaptırdı. Mezun olduğu yıl, eşi Merih Pirhasan’la evlendi.
Öğretmenliği, Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde yapabildi. 1951 yılında tutuklandı. 9 yıl ceza aldı ancak 7 yılın ardından şartlı olarak salıverildi.
Türk edebiyatının bir diğer büyük ismi Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar Yayınları’nı kuran Vedat Türkali, senaristliğe ise 1960 yılında Dolandırıcılar Şahı ile başladı.
Ödüller, kitaplar...
Türkali, ‘Karanlıkta Uyuyanlar’ filmiyle, 1965 yılının Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. ‘Dallar Yeşil Olmalı’ oyunuyla 1970’te TRT Sanat Ödülü’nü aldı. 1974’te Milliyet Yayınları’nın Roman Yarışması’nda birinci oldu. Aynı yıl, Bedrana filmiyle de Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü’ne layık görüldü. 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. Altın Portakal’daki ikinci senaryo ödülünü, 1977 yılında, ‘Kara Çarşaflı Gelin’ filmiyle aldı. 2016’da ise Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görüldü.
1 Mayıs 2004 - 1 Mayıs 2005 arası, aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımıyla, ‘Vedat Türkali Yılı’ ilan edildi.
Vedat Türkali’nin, her biri derin izler bırakmış Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Güven, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi, Bitti Bitti Bitmedi gibi çok sayıda romanı var.
‘Komünist’ adıyla 2001 yılında yayımlanan otobiyografisinde ise çocukluğundan üniversitede (tıpkı Güven romanındaki gibi) TKP’yi arayışına, tutuklanmasına kadarki yaşamını anlattı.
Eğilmedi, bükülmedi
Türkali, neredeyse bir asra uzanan yaşamında, mücadeleden bir an bile geri durmadı. Eğilmedi, bükülmedi, doğru bildiğini her koşulda söyledi. Yapabildiğince, ilerleyen yaşına, tutmaz ayaklarına aldırmadan, eylemlere de katıldı. Bir süre sonra yürüyemez oldu, tekerlekli sandalyesi üzerindeydi ama yine de evine kapanmadı. Hrant Dink katledildiğinde, ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ yazan pankartıyla, oradaydı. 2010 yılında, direnişle kazanılmış Taksim Meydanı’ndan, kızıl kazağı içinden gülümsüyordu.
Vedat Türkali’yi çok zaman, Kürt halkının yaşadıklarını anlatırken dinledik. Anlatmakla kalmadı, kavganın tam içinde yer aldı. 2002 yılında, DEHAP’tan aday olmuştu. HDP’nin seçim çalışmalarına da yürekten destek verdi. Cizre’deki katliamlara karşı durmak için yapılan eylemde, yine tekerlekli sandalyesiyle, en öndeydi. “Bu ülkede var olan Kürt, Rum, Ermeni ve tüm halklar özgür olmadıkça barış gelmez” diyordu.
Kazanacağız, başka çare yok
7 Haziran Seçimleri öncesinde, HDP’ye destek için yapılan bir şenlikte söylemişti şu sözleri: “En temel görevimiz bu devletin gerçek bir halk devleti biçimine gelmesi için elimizden geleni yapmaktır. Elimizden geleni de yapacağız. Kazanacağız, dayanışmayla, sevgiyle ve birbirimize güvenerek. Mutlaka kazanacağız çünkü halkların kazanmaktan başka çaresi yok.”
Son söyleşilerinden birinde, “Kendinizi en çok ne zaman özgür hissettiniz” sorusuna, “Daha hiç öyle hissetmedim” demişti büyük usta. Umutsuz olduğundan değil; birkaç soru sonra eklemişti zaten: “Her şeye rağmen umut tabii olacak. Sen çalışıyorsun, düşman da çalışıyor, unutma. Hep sen çalışmıyorsun ki! Düşmanın elinde daha çok alet var, daha çok imkân var ama buna rağmen sen diyeceksin ki, ben senden daha güçlüyüm... Umutsuzluk yok. Dünyada her yere gelecek barış ama hangi ülkeye, hangi şartlarda, bilinmez.”
* Dicle Haber Ajansı'na verdiği söyleşide... (27 Temmuz 2010)
Öcalan’a selam ve sevgi benden!
Vedat Türkali, 2 Haziran 2011’de, NTV’de Banu Güven’in sunduğu ‘Artı’ programına katılmış ve neden Kürtlerden yana olduğunu, Öcalan’ı sevdiğini tane tane anlatmıştı. O program, Kürt halkının mücadelesine ve önderine dair şoven saldırılara, Türk edebiyatının çınarından verilmiş okkalı bir yanıt oldu. Hâliyle, Banu Güven’in de başına gelmedik kalmadı! Deneyimli gazeteci, tam 14 yıl emek verdiği NTV’den bu program sonrasında kovuldu.
Peki Türkali, ne demişti de bu kadar korkutmuştu? Hatırlatmak için, yeniden...
“Bugün Öcalan, beğenin beğenmeyin, en güçlü adam... Bu bir fırsat, elimize geçmiş. Bu adam, çözebilir bunu. Ben de onun çözmesinden yanayım. Niye? Çünkü bugün Türkiye koşullarında, bu vatanı, bu memleketi hesaba katarak Türk ve Kürtlerin barışması yolunda her türlü çabayı gösteren adam bu. Açın okuyun isterseniz. Ben bu adamın dostu da değilim, inanın yani... Ben sırasında çok da ağır davranışlar içinde olmuştum. Bugün gerçekçi olmak lazım. Ben buna vatansever demeyeceğim de, mağaradaki Kürt’ü öldürme emrini verene mi vatansever diyeceğim? O mu vatansever oluyor? Böyle saçma şey olur mu ya?...
Yahu ben Öcalan’ı hiç görmedim. Görmek istiyorum. Oraya gitmeyen kalmamış, bir tek bize yasaklı. Yahu ben bir yazarım, roman için başvurdum, Diyarbakır Hapishanesi’ni gezeceğim, görmek istiyorum, cevap vermiyorlar. Ama ben bir başka yoldan çözdüm bu işi. Önemli olan benim kafamı kaybetmemem. Ama çok iddialı olamam, yaş engel. Gidip ben Öcalan’la da konuşmak istiyorum. Bu devlet ne kaybedecek yahu? Adamı oraya hapsetmişler, 12 senedir bu adam hiç kimseyle temas etmiyor. Kendi adamlarını yolluyorlar. Tamam mı? Ve buna rağmen büyük irade gösteriyor. Selam ve sevgi ona benden. Sayın demiyorlarmış, peki bu kadar sayın niye gidiyor ona birader? Peki onlar gidiyorlar da ben niye göremiyorum? Ben de sayın değil miyim yani?”
DİZİ-ARAŞTIRMA SERVİSİ
KCK: Kürt halkı sevgiyle hatırlayacak
Vedat Türkali’nin yaşamını yitirmesi ardından aralarında HDP ve DTK’nin de olduğu birçok demokratik kurum açıklamalar yaptı, şükranlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Koma Civakên Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı ise Türkali’ye Kürt halkı adına teşekkür etti. KCK’nin açıklamasından önemli mesajlar şöyle:
Büyük devrimci ve değerli Türkiye yurtseveri Vedat Türkali’nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Tüm Türkiye halklarına ve değerli ailesine baş sağlığı diliyoruz. Önder Apo adına da Türkiye halklarına ve ailesine baş sağlığı diliyoruz. Onun demokratik Türkiye, özgür halklar özlemini gerçekleştirme sözümüzü veriyoruz. Onu her zaman değerli bir yoldaşımız olarak mücadelemizde yaşatacağız.
Vedat Türkali, değerli bir sosyalist önder kadro olarak Türkiye’de sosyalist düşüncenin ve mücadelenin gelişiminde de büyük bir role sahiptir. Türkiye demokrasi mücadelesinde de süreklileşen bir emeği olmuştur. Demokrasi, sosyalizm ve özgürlük mücadelesinde hiçbir zaman unutulmayacak ve her zaman anılacaktır. Türkiye halkları onun gerçek bir Türkiye yurtseveri olarak değerini her gün daha fazla öğrenecektir.
Değerli devrimci Vedat Türkali, aynı zamanda Türkiye halklarının vicdanı olan büyük bir romancıydı; büyük bir aydın ve yazardı. Türk dil ustalarından biri olarak da Türkiye halk gerçekliğini en iyi ortaya koyan romanlarıyla Türkiye sanat ve edebiyat dünyasında kazandığı seçkin yeri her gün daha da parlayarak Türkiye halklarının ruhu haline gelecektir.
Vedat Türkali, tüm Türkiye halklarının sevgisini içinde taşıyan bir devrimci ve aydın olarak değerli bir Kürt dostuydu. Önder Apo’nun gerçek bir demokratik Türkiye istediğinin derin bilincinde olduğundan, Önder Apo’yu seven ve onun yoldaşı olan çok değerli bir insandı. Gerçek Türkiye yurtseveri olmanın tüm halkları sevmekten ve özgürlüklerini savunmaktan geçtiğini bilen büyük bir demokrattı. Kürt halkı onu hep sevgiyle hatırlayacak ve hiçbir zaman unutmayacaktır. Vedat Türkali hocamız, öğretmenimiz her zaman Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürtlerin özgürleşmesi savaşçılarından biri olarak hatırlanacaktır.
Türkiye’de kışkırtılan şovenizm ve halklara düşmanlık ortamında değeri yeterince görülmeyen Vedat Türkali, kesinlikle Türkiye halklarının gerçek vicdanı olarak abideleşecek ve sonsuza kadar bu toprakların vicdanı olarak anılacaktır.
Türkiye’deki şovenizm ortamında her bakımdan büyük kariyeri olduğu halde, şovenizmin şimşeklerini üzerine çekme pahasına Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini savunmaktan bir an bile geri durmamıştır. Halkların vicdanı olmayı her şeyin üstünde tutmuştur. Bu tutumuyla kendini daha da büyütmüştür. Bu karakteriyle yılmaz bir demokrasi savaşçısı olduğunu herkese göstermiştir.
Vedat Türkali öğretmenimiz, her zaman ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesinin yanındaydı. Halkların kardeşliğine inanan büyük bir sosyalist devrimci olarak tüm halkların dostuydu. Halkların büyük dostu olduğundan hep çok zorlu mücadele veren Kürt halkının yanında yer aldı. Bu yiğitçe tutumuyla Kürt halkının büyük sevgisini ve saygısını kazandı. Bu saygı ve sevgi her zaman Kürt halkının kalbinde ve en değerli köşelerinde yer alacaktır.
Kürt halkının özgürlük mücadelesinin yanında olan, bir gün olsa dahi uzak durmayan Vedat Türkali’yi de Kürt halkı her gün, her saat kendi yanında görecektir. Onun duygularını ve özlemlerini hep yanında taşıyacaktır. Kürt halkıyla Türkiye halkları arasındaki büyük bir köprü olarak onun halkların kardeşliği ve özgür birliği özlemi için mücadele edecektir.
Vedat Türkali hep vefalı bir Kürt dostu ve Kürt arkadaşı oldu. Bizler de, tüm Kürt halkı da ona layık bir duruş içinde olmak için cenaze törenine toplu biçimde katılmalıyız. Bu nedenle başta İstanbul’daki Kürt halkı olmak üzere halkımızı, tüm halkları, tüm demokrasi güçlerini, sosyalistleri, aydınları ve yazarları Vedat Türkali’nin cenaze törenine katılmaya ve gerçek bir Türkiye yurtseveri olarak ebediyete yolcu etmeye çağırıyoruz.