Ulusların tarihsel dönemlerinde kuşkusuz en özel olan; o ulus için canını feda eden kahramanlarıdır. Her şeyinden vazgeçip, halkının özgürlüğü için canlarından, yaşamlarından feragat eden bu kahramanların yerine hiçbir şey ikame edilemez.

İster bir özgürlük savaşçısını, onun kahramanlığını, isterse toplumsal rolde  özel bir yer teşkil etmiş bir insanı, o özelliğinden dolayı anlatmak zor bir olaydır. Hele hele bu nadide insanları yakinen tanıyorsanız, adeta içinize çöker ve duyduğunuz manevi azaptan yazamaz duruma gelirsiniz. Ancak saygıdeğer bir halk evladını, öncüsünü, hekimini, aydınını yazmak aynı zamanda insani, manevi bir emir ve borçtur.
Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarının emektarı, Türkiye hekim hareketinin öncü isimlerinden Dr. İlhan Diken’den söz ediyorum.
Dr. İlhan Diken ağabeyimiz ve yoldaşımızla 1993 yılında Amed E-Tipi cezaevinde, bir misafirlik gününde, 36. Koğuş'a yaptığımız ziyarette tanışmıştım. Faili meçhullerin her gün canlara kıydığı, yargısız, tek kurşunla infaz ettiği yıllar... O da ölüm çemberinden geçmişti.
Ziyarette duruşu, tebessümü dikkatimi çekmişti. "Mutlaka onunla bir volta atma fırsatını bulmalıyım" diye düşündüm ve nihayet birlikte tur atma şansı yakaladım. Tanışma faslından sonra samimi bir hava oluştu. Bu, onun kişiliğinden ileri geliyordu. Sıcak, içten, ilgili ve de mütevazı...
Yapımız ekseriyetle köylü insanlardan oluşuyordu ve 'aydın-okumuş'lara karşı antipatimiz vardır bir zamanlar. Bize onlar küçük burjuva idi ve bizim gibi olamazlardı!
Ama İlhan ağabeyimiz, belki hekim olmasından da ileri gelen üstün insani özellikleriyle, bizdeki bu algıyı yerle bir ediyordu. Bizimle aynı leğenlere oturup bulaşık-çamaşır yıkayan, her insanla diyalog kuran, herkesle hemhal olan, dertlerini dinleyen, gelişimlerine katkıda bulunan bir insandı. Gerçek bir halk çocuğu... Yerli yersiz eleştirilere tahammül gösteren, mütevazı, bilinçli bir insan. Bizdeki algıları anında yerle bir etmiş, sempatimizi kazanmıştı.
Dr. İlhan Diken, yaralı gerillaları tedavi etmek ve ilaç temin etmek  'suçundan' içeri alınmıştı. Gayri hukuki yargılamaların ayyuka çıktığı bir dönemdi ve İlhan arkadaşımızın en az üyelikten ceza alması gerekiyordu. Ama devlet, her zaman olduğu gibi kendisi için en akıllıcasını yaptı; O’nu bıraktı. Çünkü devlet o dönemde zindanlar üzerinde özel psikolojik savaşı revirler yoluyla hayata geçirmeye çalışıyordu. En küçük hastalıklarda bile insan sağlığını ciddi tehdit eden, yan etkileri yüksek, yatıştırıcı, bağımlılık yapan haplar veriyordu. Hasta arkadaşlar sağlıklarına kavuşamadıkları gibi yaşama uyuşuk katılıyorlardı. İlhan Diken, bütün bunları deşifre ediyor ve boşa çıkarıyordu. Gece geç vakitlerde hiç üşenmeden hasta arkadaşların başucunda sabahlıyordu.
Dr. İlhan Diken, ne içeride ne de dışarıda asla düşüncelerinden ve ideallerinden vazgeçmedi. Dur durak bilmeden sağlık ve diğer toplumsal kuruluşlarda etkin çalışmalar yürüttü. Demokratik haklar mücadelesinde kitle öncüsüydü, üretkendi. Uzmanlığını sadece hekimlik alanında kullanmadı, sağlık politikalarında yaşanan bir sürü çifte standardı, geliştirdiği profesyonelce projelerle deşifre etti.
İlhan Diken'i, en çok da Amed Büyükşehir Belediyesi'ne sunduğu katkılarıyla anlatmak gerekir. İki dönem boyunca yürüttüğü görevinde birçok projeye ve sağlık alanında yaptığı hizmete imza attı. Sağlık Daire Başkanlığı ve danışmanlık görevlerini yürüttüğü dönemlerde kaliteli sağlık hizmeti verdi.
İlhan Diken, hiçbir zaman nüfuzunu kişisel hizmetinde kullanmazdı. Hayata ve çalışmalara bir hekim titizliğiyle yaklaşırdı. Herhangi bir vatandaşın bir şikayeti varsa ve o sorun belediyenin ilgi alanı dışında olsa dahi, kesinlikle ilgilenir, eli boş göndermezdi. Kapısına gelen hiç kimseyi geri çevirmediği gerçeğini birçok insan dillendirir.
 O’nun yardımsever, hümanist yönünü, insanı mahçup eden ilgisi ile alakalı bir anımı anlatarak bitirmek istiyorum.
2006 yılının Ocak ayıydı. Bir anda ateşim çıktı. Acile gittiğimde ilaçlar verdiler ancak hiçbir değişiklik olmadığı gibi ilerleyen günlerde durumum iyice ağırlaşmaya başladı. Kendi dalında uzman bir doktora gittim. Muayeneden sonra durumumun çok kritik olduğunu, mutlaka hastaneye yatmazsam ölebileceğimi söyledi. Sigortam, yeşil kartım, param yoktu, çaresiz kalakaldım.
Bir anda Doktor geldi aklıma. İki kişinin desteğiyle yanına gittim. Görür görmez ayağa kalkıp karşıladı. 1993 yılından bu yana ilk defa birbirimizi görüyorduk. Aradan 13 yıl geçmesine rağmen beni tanımıştı. Tarif edemeyeceğim bir duyguya kapıldım. O sıcaklığı, samimiyeti beni o kadar duygulandırdı ki, boğazım düğümlendi ve konuşamadım. Haftalardır çaresizlik içinde ordan oraya koşuşturmama rağmen sonuç alamamış olmam bende umutsuzluğa yol açmıştı. Doktor'un ilgisi bir anda kurtulacağım yönünde bir umudun belirmesine neden olmuştu. Nihayetinde de onun alakası sonucunda sağlığıma kavuşabildim.
Dr. İlhan Diken, Özgürlük Hareketinin bir neferi oldu. Örgütlülüğün gücüne inanıyordu. Ömrünü demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe adamıştı. Kendi köklerinde var olan bu halk dostunu unutmayacağız.