Yüzlerce insan Hasankeyf için bir şey yaptı, çizdi ve söyledi. Ancak Ilısu Barajı su tutmaya, Hasankeyf yok edilmeye devam ediyor. Mezarların taşındığı şehir sular altında kalacak.

 

Ercan Ayboğa

Temmuz’da su tutulmaya başlanan ve 50 yıl ömrü olacağı ön görülen yıkım projesi olan Ilısu Barajı’nın suları altında bırakılmak istenilen Hasankeyf ile Dicle Vadisi için duyarlı onlarca sanatçı ve yüzlerce insan, “#HasankeyfİçinBirŞey” yap/çiz/söyle kampanyasına katıldı. Kampanya Hasankeyf Koordinasyonu’nun çağrısıyla 14 Eylül günü saat 20.00’da “#HasankeyfİçinBirŞey” etiketiyle sosyal medyadan kampanya başladı.

Kampanyaya katılanlar

Paylaşımlar arasında çok sayıda şarkı, resim, çizim, şiir, dans, spor ve başka ürün ve faaliyetler vardı. Kampanyaya söz ve türkülerle destek verenlerin arasında ses sanatçıları Deniz Deman, Farqin, Diyar, Cem Seymen, Orhan Aydın, Barış Atay, Aynur Doğan, Baba Zula, Pınar Aydınlar, Ozan Emekçi ve Pervin Çakar da vardı. Bunlar böylece 7 Haziran 2019’da aktif şekilde “Hasankeyf için geç değil” başlığıyla destek veren Erkan Oğur ve Mikail Aslan’ın da olduğu 20 sanatçıya katılmış oldu. Ayırca fotoğrafçı Dilan Bozyel, ressam Zehra Doğan, yazar Yusuf Nazım, KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Diyarbakır Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Alper Taş, Cemre Birand, gazeteciler Banu Güven, Fehim Işık, Günay Aslan, Sertaç Kayar, Ender İmrek, Burcu Karakaş, Şehmus Diken, Cüneyt Yavuz, Fatih Polat, Sedat Sur, Utku Zırığ ve Jennifer Hattam, HDP ve CHP milletvekilleri ve ayrıca Giresun’un Çanakçı Belediyesi ila Kastamonu’nun Cide Belediyesi de paylaşımlarda bulundu. Bunun yanında, Türkiye’nin her tarafından onlarca ekoloji, insan hakları, sosyal-siyasal gruplar da vardı. Türkiye dışından da bir çok yerden katılım oldu. Kampanya çerçevesinde daha önceki yıllara ait eylemler ve sanatsal çalışmalar da paylaşıldı.

Kampanya çerçevesinde, bir hafta önce Hasankeyf’in UNESCO’ya alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığına yönelik başlatılan dilekçe de paylaşıldı. Bu dilekçe CİMER üzeri doğrudan hükümete iletiliyor ve önümüzdeki haftalarda önemli çalışmalardan biridir.

Eylemler

İlk eylem 13 Eylül akşamı Avustralya’nın Sydney kentinde bir küçük mitingle başladı. Kazdağları'nda bulunan yurttaşlar Hasankeyf ve Dicle Vadisi için grafik çizdi, şiir okudu ve şarkılar söyledi. Esenyurt Doğayla Dayanışma İnisiyatifi’nin çağrısıyla “Hasankeyf için ses ver, doğal ve tarihi mirasımız yok olmasın” sloganıyla Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda etkinlik düzenlendi. Onlarca yurttaşın katıldığı etkinliğe Emektar Daktilo Müzik Kolektifi ve Gölge Müzik Topluluğu müzikleriyle kampanyaya destek verdi. Katalonya’da Kürt Halkıyla Dayanışma Platformu, çocukları bir parkta toplayarak resimler çizildi. Birleşik Krallığın Bristol kentinde aktivistler gece bir köprüye çıkarak pankartın asıp fenerli eylem yapıldı. Irak’ın Basra kentinden de su aktivistler toplanarak Hasankeyf’e selam gönderip Dicle’nin savunulmasına vurgu yaptılar. Almanya’nın Hamburg kentinde yıllardır dayanışma içinde bulunan bir grup bir direniş şarkısını söyleyerek katılım gösterdiler. Atina, Bilbao ile Almanya’nın Frankfurt, Berlin, Nürnberg ve Hannover kentlerinden de eylem gününe katılım oldu.

Ilısu Projesinde gelinen son aşama

Eylem günü kısa süre içinde hazırlandığını ve Kürdistan’daki belediyelere atanan kayyumlar gündemde olduğunu düşünerek başarılı geçtiğini diyebiliriz. İstenilen noktada olmasa da duyarlılık yaratmak, 8 Ekim’de Hasankeyf’in tamamen topluma kapatılmak istendiğini ve Ilısu Barajı gölünün sürekli büyüdüğünü düşünerek çok kritiktir.

Ilısu Barajı’nda su tutulması, en son paylaşılan uydu görüntülerinden anlaşılacağı üzere Batman il sınırlarına dayandı. Özellikle Siirt’te onlarca köy en az 30 m yükselmiş baraj gölünden kısmen veya tamamen su altında kaldı. Binlerce insan köylerini terk etmesiyle göç dramı tam anlamıyla Dicle Vadisi’nde başladı. Su tutmanın kışa kadar çok hızlı olmasa da devam etmesi bekleniyor. Kış yağışları normal seyirde olursa ilkbaharda DSİ su tutma sürecini tamamlayabilir. Planlamaya göre Hasankeyf ne zaman su altında kalır tam belli değil, bir kaç hafta ile bir kaç ay arası bir şey. Tabi eğer bizler tarafından su tutma durdurulmasa, bu da bizim ellerimizde.

Göç dramı Siirt ili ile sınırlı değil. Hasankeyf’ten tahminen halkın % 25’inin çıktığını diyebiliriz. DSİ bu süreci 8 Ekim’e kadar tamamlamak istiyor. Vali’ye göre “Hasankeyf çembere” alınacakmış. Yani açıkça artık kimsenin giremeyeceği ilan ediliyor. Hasankeyf Ilısu Projesine karşı mücadelede sembol olduğunu dikkate alırsak bu adım mücadelemiz açısından çok kritik bir adım olur.

DSİ, Hasankeyf ve bir çok köyden mezarları da planlanan baraj gölünün dışına taşımaya 16 Eylül’de başladı. Halkın gözyaşları altında iş araçları on ve yüzyıllar önce gömülen insanları yerlerinden “kaçırdı”. DSİ tarafından 700’ün üstünde mezarın taşınacağı ilan edildi. Ancak yapılan 300 mezar başvurusu red edildiği pek dillendirilmiyor. Mezarların toplumun büyükleri hatırlama kültüründe çok kritik rol oynadığını düşünürsek DSİ’nin yaklaşımı çok sorumsuz olduğunu gösteriyor.

Irak: Barajda su tutun!

Irak Su Kaynakları Bakanlığının 5 Ağustos’ta facebook üzeri yaptığı açıklamaya göre  Irak hükümeti, Türk hükümetini Ilısu Barajı’nda 2019 yılının başından beri bir kaç defa su tutmasını istemiş. Şaşırtıcı olan bu açıklama, Irak hükümetin 2017 yılından beri TC ile girdiği “kirli ilişki” kapsamında aslında mantıklıdır. Irak, Ilısu Projesine karşı tutumunu son 3 yılda tamamen değiştirdi ve Türk hükümetiyle Dicle nehri konusunda ortak çalışmaya geçti. Böyle kendi halkının gerçek ihtiyaçlarını geri plana itti ve kendi dar menfaatlerini temel aldı. Irak hükümeti, 2019 yılında yağışın çok olduğundan dolayı su tutma sürecini 2019 yılında mümkünse tamamlanmasını istiyor. Kurak bir yılda – 2020 yılı kast ediliyor - su tutulursa Irak’taki su sıkıntısı çok büyük olur ve bu da siyasi çatışmaları derinleştirir. 2018 yılında Basra kentindeki isyanın bir nedeni su krizi olduğunu hatırlatalım. Türk hükümeti, bu talebin de etkisiyle bir çok inşaat çalışmasını tamamlamamış olmasına rağmen su tutmayı erkene aldığını düşünebiliriz. Bu gelişmeye rağmen Irak merkezli “Dicle’yi Yaşatma Kampanyası” (www.savethetigris.org) ile ortaklığımız devam ediyor.

Kampanya devam ediyor

Tartışmasız olarak yıkım, sömürü ve tahakküm projesi olan Ilısu’ya karşı direniş devam ediyor ve hep edecek. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin de üyesi olduğu Hasankeyf Koordinasyonu çok sayıda kurumla görüşmeler yürütüyor; 28 Ağustos’ta yayınladığı kapsamlı yeni Hasankeyf/Ilısu raporunu yayıyor, Ilısu Projesine karşı dava hazırlığını tamamlamak üzere, Kültür ve Turism Bakanlığına yönelik Unesco dilekçesini aktif destekliyor, 28 Eylül’de İstanbul’da konser düzenleyecek ve 8 Ekim kararına karşı neler yapılacağına dair tartışmalara devam ediyor. Kritik haftalardayız, herkesin aktif katılımına ihtiyaç var. Vicdanımızı da dinleyerek harekete geçelim. Kurtarabileceğimiz çok şey var! Hasankeyf kültürümüz, Dicle Doğamız!


 

Hasankeyf Dünya basınında

 

Hasankeyf’in yok edilmesi, Norveç ve Danimarka medyasının da gündeminde. Norveç ve Danimarka medyası, Hasankeyf’in yok edilme sürecini “Zorlu Mücadele”, “Antik kenti görmek için son şans” ve “Türkiye Kürt kentini sular altında bırakıyor” başlıklarıyla kamuoyuna duyurdu. Norveç’in günlük gazetelerinden ‘ABC Nyheter’de Hasankeyf’in dünya kültür mirası açısından taşıdığı önemi ele alan bir makale yayımlarken, Norveç radyo ve televizyonu NRK de, Hasankeyf’in yok edilişini “Zorlu Mücadele” başlığıyla gündeme getirdi. Danimarka’da Globalnyt ve Information adlı medya kuruluşları Hasankeyf’in yok edilişini gündeme getirdi. Information’de yer alan haberde, Türkiye’nin gelişme adına Dicle kenarlarındaki 190 köyü sular altında bırakacağına vurgu yapıldı.

 

STOCKHOLM