Türk devlet yetkilileri aynı koro hezeyanı içinde “Kürtler kardeşimizdir! Biz PKK terörüne karşı savaşıyoruz” demektedir. Türk devlet yetkilileri çürümüş yalanlarıyla bu söylemini meşrulaştırma peşindedir. Bu yalanın iç yüzüne bir bakmamız gerekiyor. Belki de dünyanın hiçbir devleti yeryüzünde bir halkın dilini yasaklamamıştır. Türk ulus devleti kardeşimiz dediği Kürtlerin dilini yasaklamış, yasaklamakla da yetinmemiş, halen de mahkeme kayıtlarında Kürt diline “Bilinmeyen bir dil” demektedir. Türk devlet yetkililerine sormazlar mı? Dilini dahi yasakladığınız bir halka nasıl kardeşimiz diyebiliyorsunuz? Sadece kardeşimiz dediği halkın dilini yasaklasa, amenna diyeceğiz. Bir asırdır Türk devleti Kürt halkının varlığını dahi inkar ederek “Kürt yoktur! Kürtler, Türklerin bir boyudur! Kürtler, Türk’tür!” retoriği ile kadim bir halkın varlığını inkar etmiştir. Kardeşimiz dedikleri Kürtleri sadece yok saymakla yetinse, yine de amenna diyeceğiz. Bir asırdır katlettikleri Kürtlerin sayısı dahi bilinmiyor. Kürtlere yönelik Türk devletinin uyguladığı katliamlar tarihsel hafızada fazlasıyla mevcuttur. Türk devleti kardeşimiz dediği Kürtlerin dilini yasaklayan, varlığını inkar eden, katliamdan geçiren vahşi ve acımasız soykırımcı terörist bir devlettir. Türk devlet terörünün soykırım politikası onur sahibi Kürtler tarafından zaten fazlasıyla bilinmektedir. Türk devleti kardeş ilan ettiği Kürtleri zaten kandıramaz.

Ama tıpkı İsmet İnönü’nün Lozan’da yaptığı gibi bu kardeşliğe sığınarak Kürtleri statüsüz bırakma politikasını makyajlayarak sürdürmek istediği aşikardır. Tehlike de burada yatmaktadır. Türk devletinin yüzbinlerce Kürd’ün yaşadığı Efrîn’de yaptıklarına bakmakta fayda vardır. Kürt, Arap, Türkmen halklarının bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşadığı bu coğrafya Türk devletinin uçak saldırıları ve tank paletleri altında işgal edildi. Türk devleti cennet Efrîn’i cehenneme dönüştürürken bu işgaline, “Zeytin Dalı Harekatı” dedi. Evrensel insan kültüründe zeytin dalı barışın simgesidir. Türk devleti insanlığın en insani barışçıl söylemini Kürtlere uyguladığı soykırım savaşında kullanma cüretini sergiledi. Efrîn’de Türk devletinin ve devşirme cihadist ÖSO çetelerinin neden olduğu insanlık dışı uygulamalar kamuoyu tarafından yakinen bilinmektedir.

Türk devleti Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağını gündemleştirdiği bu günlerde tıpkı diline pelesenk ettiği, “Zeytin Dalı” gibi “Kürtler kardeşimizdir” yalanıyla Kürt halkına yönelik yeni saldırılar içindedir. Türk devleti Kürtleri katletme saldırılarına girişmeden önce neden böylesi insani değerlerin masum kavramlarını kullanmaktadır? Saldırılarını elbette meşrulaştırmak ve Kürtlerin insani ve özgür bir statüye kavuşmaması için… Kürtler, Türk devlet terörüne aşinadır. Yabancı kaldıkları ve tanımadıkları en ufak devlet terörü kalmamıştır.

Türk devlet terörünün diktatörü vampir dişlerini Kürt halkına gösterirken dünyaya da sanki yeryüzünün tek sahibiymişçesine tehditlerini yöneltmektedir. Neredeyse parmak sallamadığı ve “Eyyy” diye yırtınmadığı hiçbir ülke kalmadı. Bu tehdit ve yırtınmalarının tek bir amacı vardır, o da “Kürtleri yok etmeme sessiz kalın. Bir asır öncesinde Lozan’da olduğu gibi Kürtler statüsüz kalsın” hezeyanıdır. Dünya devletleri Kürtlere yapılanlara sessiz kalır mı? Bu onların bileceği bir iştir. Ama Kürtler tüm bu saldırılar karşısında yek vücud olup DAİŞ’i yok ettiği gibi, Türk devlet terörünün de sonunu getirmeye muktedirdir. Türk devlet terörünün yok edilmesi tüm insanlığın ortak bekası için artık zorunlu bir hal almıştır.

Her söyleminde Allah’ın adını ailesinin zenginliği için zikreden saraylı diktatör son günlerde “Haşhaş ekeceğiz” diyerek yeni bir fenomene imza attı. İslam dinin de alkolün, uyuşturucunun ve fuhuşun en büyük günahlardan olduğu bilinmektedir. Diktatör zat sığındığı İslam dinine ters düşerek uyuşturucu, kara para ve fuhuşla devlet ekonomisini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Belli ki diktatör, sarayında aç kalmış ve doymak bilmez gözlerini doyurma amacıyla dünya insanlığını kenevir ekip zehirlemekle tehdit etmektedir. İslam dini sarhoş edici uyuşturucuların tümünü haram görür. Çünkü bu uyuşturucu maddeler sadece içeni sarhoş etmekle kalmıyor, akli yeteneklerini zedeliyor, ruhsal dengesini bozuyor, normal insanlıktan çıkarıp müzmin ve felçli hasta haline sokuyor.   

Diktatör zat Türkiye halkları açısından da büyük bir tehlike noktasına gelmiştir. Politikaları, Türkiye toplumunu tıpkı kenevirin insan bünyesin de yarattığı tahribatlar noktasına getirip bırakmıştır. Öyle ki AKP-MHP faşist rejimi Türk toplumunu sadece Kürt karşıtlığı temelinde bir arada tutmaya çalışmaktadır. Türk toplum yapısına bakıldığı zaman içler acısı bu hal görülmektedir. “Dindar ve kindar nesil yetiştireceklerini!” her platformda dile getiren diktatör zat bu faşist söylemine paralel ahlaki değerleri çürümüş, posası çıkmış, faşizm hezeyanıyla sarhoş olmuş bir toplumsal gerçekliği inşa etmiştir. Yalan metaforu üzerine inşa ettiği sarayında zenginlik içinde yaşadığını sanan zat kendisinden olmayan herkesi illet gören bir anlayışın sahibidir. Diktatör zat kendi gerçekliğini karşıtlarına atfederek gerçek kimliğini dışa vurmaktadır. Türkiye halkları en katmerli yoksulluk cenderesinde ömür tüketirken diktatör zat ve şürekası zenginlik içinde günlerini gün etmektedirler.

AKP-MHP faşist rejimi ele geçirdikleri devletin terörüyle tüm insanlığa kin ve nefret kusmaktadır. Bu kin ve nefret söylemlerinin altında Kürt halkının karanlık örgütleri DAİŞ karşısında kazandığı başarı vardır. Rojava’da halkların direnişiyle yerle yeksan olan DAİŞ’i kaybetmeyi hazmedemeyen AKP-MHP faşist rejimi DAİŞ’e soluk kazandırmak ve intikam almak amacıyla Rojava’yı savaşla tehdit etmektedir. On binlerce evladını DAİŞ’e karşı yürüttüğü savaşta yitiren Kürt halkı başta olmak üzere Rojava’da yaşayan tüm halklar faşist Türk devlet kliğinin bu saldırıları karşısında duracak ve statüsüz bir yaşamı kabul etmeyecektir. Bir asırdır Kürtlerin statüsüz kalması insan toplumunun da en büyük utançlarındandır. İnsan toplumu bu utancı daha ne kadar taşıyabilir? Kürtlere karşı işlenen her insanlık dışı suç insan toplumunun vicdan ve ahlak yitimidir.