
Alto'nun durumu geçtiğimiz hafta basına yansımış, DİHA'ya konuşan hasta tutsağın kızı Elif Ünal, yaşananlara tepki göstermişti. Babasının hastanede battaniyeye sarılı bir şekilde yaşadığını belirterek, "Babam ölüyor, yeter artık duyun sesimizi, devlet iki defa bizi öldürmek istiyor" demişti.
Hasta tutsak Alto'nun tek talebi ise evinde ailesinin yanında ölmekti. Kızı babasıyla hastanede yaptığı görüşmeyi anlatırken, şöyle demişti: "Annemle hastaneye gittik, bizi içeri almadılar, daha sonra zar zor ikna oldular. Babamın yanına gittim, baktım babam acı içinde ve su içindeki bir yerde yatıyordu. Babamın sesi kulaklarımdan çıkmıyor. Elini tutmayı çok istiyordum ama bırakmadılar elini tutayım. O köşeden bana seslenerek 'Beni bu halden, bu acıdan çıkartın, öleceksem evimde öleyim, cezaevi duvarları arasında ölmek istemiyorum' dedi. Hastane odası değil, sanki ölüm odası. Devletin vicdanı yok, babamla helalleşmemize izin vermediler."
Gül yine görmedi
İHD Adana Şubesi de Alto'nun sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talebiyle sağlık raporunu Cumhurbaşkanlığı'na göndermişti. Kara, İHD'nin hazırladığı hasta tutsak raporunun da Cumhurbaşkanlığına sunulduğunu belirterek, "Bu tutsaklar şu anda acil bir şekilde tedavi edilmeyi beklemekte. En son bir ay önce Mehmet Beşir Alto'nun ailesi bize başvuruda bulundu. Adli Tıp Kurumu raporuyla. Bizde durumu ağır olan ve 10 aylık ömrü kalan Alto'nun raporunu, Cumhurbaşkanlığına gönderdik. Ama tahliye edilmedi, kulak arkası edildi" diye konuştu.
Toprağa verildi
Hasta tutsak Alto, kendisine verilen rapora, tüm girişim ve çağrılara rağmen tahliye edilmeyer göz göre göre ölüme terk edildi. Hastane'deki otopsi işlemi ardından Alto'nun cenazesi merkez Seyhan İlçesi'nde bulunan Obalar Mezarlığı'nda toprağa verildi.
ADANA