Türkiye'de ölüm eşiğinde olan hasta tutsaklarla ilgili yapılan tüm çağrılara yetkililer kulaklarını tıkarken, 2014 yılında Seyithan Taşkıran, Şeyhmus Yetek, Celal Kılıçaslan, Ramazan Özalp, Lütfü Taş ve Haşem Arduçlu isimli hasta tutsaklar cezaevlerinde yaşamını yitirdi. "Cezaevinde kalamaz" raporları bulunan birçok hasta tutsak ise ya cezaevinde ölüme mahkum ediliyor ya da tedaviye imkan tanımaksızın ömrünün son günlerinde serbest bırakılıyor.
23 yıl hapis cezasına çarptırılan Abdulmecit Arslan da "Cezaevinde kalamaz" ve "İhtiyaçlarını tek başına karşılayamaz" raporlarına rağmen ölüme terk edilen hasta tutsaklardan biri. 2007 yılında Şenyayla bölgesinde çıkan çatışmada ağır yaralı olarak gözaltına alınan Arslan, Muş Alay Komutanlığı'nda ağır işkencelere maruz kalarak, günlerce sorgulandı. Sorgusu ardından "Örgüt üyeliği" suçlamasıyla müebbet hapis cezası ve 23 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Muş E Tipi Van F Tipi Kapalı Cezaevlerinde kalan Arslan, Kasım 2013'te Tekirdağ 1 Nolu Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi.

Bronşitin var denilerek geri gönderildi

Tekirdağ Cezaevi'nde sık sık rahatsızlanan Arslan, revire her gittiğinde doktor tarafından "bronşitin var" denilerek, farklı ilaçlar verilip koğuşuna gönderildi. Ancak bir süre sonra cezaevine gelen geçici bir doktorun teşhisiyle akciğer kanserine yakalandığı anlaşıldı. İstanbul Gazi Hastanesi'ne kaldırılan Arslan'ın kanserin tüm vücuduna yayıldığının öğrenilmesi üzerine ailesi, Adli Tıp Kurumu'na dilekçe yazarak, tahliyesini istedi. ATK'nin "İhtiyaçlarını tek başına gideremez" raporuna rağmen Arslan, 2 ay sonra Eylül 2014 tarihinde tahliye edildi.

'Beni Kürdistan'a götürün' diyen Arslan, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Ünitesi'nde tedavi altına alındı. Konuşmakta zorluk çeken Arslan'ın durumu her geçen gün kötüye gidiyor.


YASİN KOBULAN/DİHA/AMED