
Rapor, "Hasta Tutsaklar ve Yaşadıkları Sorunlar", "Adli Tıp Kurumu ve Cumhuriyet Savcılarının Hasta Tutsaklara Yaklaşımı", "Cezaevlerinde Yaşamını Yitiren Hasta Tutsaklar", "Felçli, Hafızasını Kaybetmiş Tutsaklara 'Toplum Güvenliği İçin Tehlikeli' Raporu", "Hasta Tutsaklar Sorununa İlişkin Çözüm Önerilerimiz" başlıklarından oluştu. Raporun "Hasta Tutsaklar ve Yaşadıkları Sorunlar" konulu ilk bölümünde Adalet Bakanlığı ile defalarca yapılan görüşmelere rağmen sorunun halen çözülememesine dikkat çekilerek, hasta tutsakların durumunun eskisinden daha vahim olduğuna işaret edildi.
14 kişi rapor beklerken…
Raporda, Mayıs 2013 tarihine kadar 460 tutsağın tahliye talebinde bulunduğu bunlardan sadece 43'ünün cezasının infazının geri bırakıldığı ve 417 kişinin talebinin ise reddedildiği vurgulanarak, "İHD verilerine göre siyasi tutsaklardan sadece 5 tahliye gerçekleşmiş olup rakam net değildir. 14 kişi ise Adli Tıp Kurumu'ndan (ATK) rapor beklerken cezaevinde hayatını kaybetti. Bugün hala 113 hasta mahkûm ATK raporu beklemektedir" denildi.
Raporda, TUHAD-FED öncülüğünde yapılan kampanyada toplanan imzaların da Adalet Bakanlığı'na telsim edildiği hatırlatıldı.
Çözüm önerileri
Raporun son bölümü olan "Hasta Tutsaklar Sorununa İlişkin Çözüm Önerilerimiz" bölümünde ise 13 maddede hasta tutsakların yaşadığı sorunlara çözüm önerileri sıralandı.
Raporun bu bölümünde sunulan 13 maddelik çözüm önerileri şöyle:
* Tutukluların da ağır hastalık hali göz önüne alınarak sağlık durumları gözetilerek tutukluluk halinin sona erdirilmesi ve gerekli görülmesi halinde denetimli serbestlik yöntemlerinden birinden yararlanmasına ilişkin değişiklik yapılmasının insanların sağlık hakkının gözetilmesini sağlayacaktır.
* Tutuklama kararı verilmesinden sonra maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği veya tedavisi, iyileşmesi, bakımının mümkün olmadığı tam teşekküllü devlet hastanesi sağlık kurulu tarafından verilen raporla tespit edilen tutuklu sanıklar hakkında tutuklama nedenleri ortadan kalkmış kabul edilerek tahliyelerine karar verilmelidir.
* 6411 Sayılı yasa ile yapılan değişikliğin hasta mahpusların derdine derman olmadığı açıktır. Bu nedenle madde yeniden düzenlenerek; sadece maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık ifadesi ile yetinilmelidir. Bilindiği gibi ağır hasta olduğu halde infaz kurumunda yaşamını yalnız idame ettirebilen mahpuslar da vardır. Bu durum gözetilerek ağır hastalık veya sakatlık ifadesi ile yetinilmelidir.
* Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarındaki tedavi ve bakımının iyileşmesini sağlayamayacağı, ceza infaz kurumunda kalmasının hastalığının ilerlemesine sebebiyet vereceği veya artık tek başına ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı tam teşekküllü devlet hastanesi sağlık kurulu tarafından verilen rapor üzerine saptanan şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilmemelidir. Tutuklunun ceza infaz kurumunda tedavi edilmesinin mümkün olduğuna ilişkin tam teşekküllü devlet hastanesi tarafından verilen rapora tutuklu veya üçüncü dereceye kadar bir yakının talebi halinde ilk raporu veren sağlık kuruluna bağımsız üç hekimin de dâhil olacağı yeni bir kurul hükümlünün durumu hakkında tekrar karar vermelidir.
* Mevcut yasaya göre cezaevinde bulunan hasta tutsağın, hastalık durumunun cezaevi koşullarında yaşamını sürdürmeye izin verip vermediğinin tespiti sadece Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmaktadır. Adli Tıp Kurumu'nun yanında tutuklu ve hükümlülere ilişkin muayene ve rapor düzenlemenin tam teşekküllü devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ile Eğitim ve Araştırma hastaneleri tarafından da yapılabileceğinin kanun hükmü haline getirilmesi gerekir. Bu durumda hasta tutsaklar hastalıklarıyla ilgili raporun zaman kaybetmeden alabileceklerdir. Bu kanun hükmünün çıkarılması ile hasta mahpuslar ayrıca hastane veya Adli Tıp Kurumu tarafından, kendileri için verilen bir rapora itiraz edebilme hakkına kavuşacak ve farklı bir hastaneden de rapor talep edebilecektir. Bu raporların çatışması durumunda oluşturulacak bağımsız bir doktorlar kurulu nihai kararı vermelidir.
* 4.Yargı Paketiyle İnfaz Yasasının 16. Maddesi'ne eklenen; Hasta mahpusun cezasının infazının geri bırakılması için Adli Tıp Kurumu'nun verdiği rapor yanında 'toplum için tehlikeli olmama' kriterinin derhal kaldırılması gerekir. Mevcut düzenlemede Adli Tıp Kurumu olumlu yönde görüş bildirse bile Cumhuriyet Savcısının, hasta mahpusun toplum için tehlikeli olmadığı yönünde karar vermesi gerekir. Kendi başına yaşamını devam ettiremeyen kişinin toplum bakımından tehlikelilik durumunun değerlendirilmesi abesle iştigaldir. Bir kişinin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağı gibi ağır bir sorumluluğun Cumhuriyet Savcısına bırakılması karşısında savcılar böyle bir sorumluluk altına girmeyeceklerdir/girmemektedirler. Kaldı ki bir kişinin toplum güvenliği bakımından tehlike yaratıp yaratmadığına ancak yapılacak bir yargılama sonucunda mahkeme karar verebilir. Halihazırda gelinen noktada da bu hükmün geniş yorumlandığı ve keyfiyete varan ölçüde yapılan değerlendirmeler neticesinde "tahliye/infaz ertelemesi" kararları verilmemektedir. Bu nedenle bu ibarenin madde metninden çıkartılması gerekmektedir.
* Sürgün politikalarından ve hasta tutsaklara yönelik sevk zorunluluğundan vazgeçilmesi gerekir. Türkçe bilmeyen hasta mahpuslara tercüman verilmelidir.
* Bakanlık sürekli kendilerine bir başvuru olmadığını söyleyerek süreci uzatmaktadır. Bakanın bu yönde bir talebi varsa eğer ailelere çağrı yapılarak mahpusların bir de bakanlığa başvuru yapması istenebilir.
* Kanser hastalarının kısa sürede sevki, tanı ve tedavisinin yapılması, hastalığın seyrinin bu merkezlerden alınan raporlarla belirlenmesi resmi kurumları insan hakları ihlali iddialarının odağı olmaktan koruyacaktır.
* Cezaevlerindeki hasta tutsak kapasitesini karşılayacak sayıda ve nitelikte sağlık personeli faaliyet göstermeli, temel insani haklardan biri olan sağlık hakkı çerçevesinde cezaevlerinde sağlık hizmeti tüm mahpuslar için ulaşılabilir olmalı.
* Çoğu zaman keyfi gerekçeler ile engellenen hastaneye sevkler zaman kaybetmeden yapılmalı, hastalar hastaneye ring aracıyla değil ambulansla taşınmalı.
* Tüm mahpusların rutin olarak kelepçeli muayeneye tabi tutulmasına son verilmeli, hasta mahremiyetine saygı gösterilmeli.
* Güvenlik tedbiri alınarak mahpuslar da her insan gibi normal odalarda kalma hakkına sahip olmalıdır."
ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA