Türkiye’nin gündemini Kürt sorununun demokratik çözümü ve seçim çalışmaları oluşturuyor. Seçimlerin temel gücünden biri olan AKP’de aday başvuruları sona erdi. HDP de ise aday başvuruları 5 Mart’ta kadar uzatıldı. Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi 2015 seçimlerinde HDP’ye büyük ilgi var. Bu durum aday başvuru sayılarına da yansıyor. Her seçim bölgesinde geçen seçimlere nazaran iki misli aday başvurusu var. Güçlü listeler oluşturulması, yoğun bir seçim çalışması, sandıklara neticeler alınıncaya kadar sahip çıkılması halinde barajın kolaylıkla aşılması, oy oranının yüzde 12-15’lere çıkarılması işten bile değildir.

28 Şubat’ta İmralı’da HDP heyetinin yaptığı görüşme sonrası HDP heyeti ile Başbakan yardımcısı Akdoğan’ın öncülüğündeki yetkililerin Dolmabahçe sarayında birlikte yaptıkları basın toplantısı “çözüm sürecine” yeni bir ivme kazandırdı. Bu toplantı ile birlikte basına açıklanan sayın Öcalan’ın 10 maddelik çözüm önerileri Başbakan yardımcısı tarafından “bizim zaten üzerinde mutabık kaldığımız konulardı“ ifadesi barış umutlarını güçlendirdi. Ancak bu müşterek toplantının yapılmasının üzerinden henüz saatler geçmeden hükümet yetkililerinin HDP’in Eşbaşkanı ile yeni bir polemiği başlatması çözüm konusunda devlet kurumları arasındaki kopukluğu göstermesi açısından önemliydi.

Başbakan Davutoğlu müşterek basın toplantısının üzerinden 48 saat geçmeden televizyon ekranlarına yaptığı açıklamada “Müzakkerenin başlaması için HPG’nin silah bırakması gerekiyor” diyor. Ortadoğu’nun bugünkü çatışmalı ortamında Güney ve Güneybatı Kürdistan’da IŞİD çetelerine karşı sürdürülen operasyonlar devam ederken, İran Kürt sorununun çözümünü önlemek için Ortadoğu kazanını karıştırmaya devam ettiği sürece HPG’nin silah bırakması mümkün değildir. Ancak Öcalan’ın çağrısı üzerine toplanacak kongre “Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sona erdiğini, silahlı güçlerinin Kürdistan’ın kuzeyinden çıkaracağını” karar altına alabilir. 

Bunun içinde Türkiye hükümetinin İmralı’daki mahkumları Öcalan’a yardımcı olabilecek bir grup mahkumla değiştirilmesi, hasta tutuklu ve mahkumların serbest bırakılması, izleme komitelerinin oluşturulması konusunda adımlar atması gerekmektedir. Bundan sonraki iki yıl içerisinde ise önerilen on maddede belirtilen konular müzakere masasına yatırılarak gerekleri yerine getirilirse bu acılı topraklar barışa ve huzura kavuşabilir.

Çeşitli provokasyonlara gebe bir yola girmiş bulunuyoruz. Bu dikenli yolda ayaklarımızı kanatmadan yolun sonuna gelebilmek için her şeyden önce taraflar arasında birbirine karşı güven duygusunun oluşturulması gerekmektedir. Karşılıklı güvenin oluşturulması için koşullar oluşmuştur. Kamuoyu yoklamaları, şehit aileleri derneği yöneticilerinin açıklamaları umut vericidir. Bu umudun daha da büyütülmesi gerekmektedir. Müzakerelerin başlaması demokratik siyasetin gelişmesine de yardımcı olacaktır.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* Kürt tarihinin unutulmaz siması Mele Mistefa Barzani New York’ta tedavi gördüğü hastahanede 1 Mart 1979 tarihinde yaşamını yitirdi. Cenazesi vasiyeti üzerine Kürdistan’ın doğusunda Şino’da ağabeyi Şeyh Babo’nun yanında büyük bir merasimle toprağa verildi.

* 5 Mart 1975’de Cezayir’de yapılan OPEC toplantısında Saddam Hüseyin ve İran Şahı Rıza Pehlevi arasında Cezayir Devlet Başkanı Bumedyan öncülüğünde anlaşma imzalandı. Bu anlaşma ile dış desteğini kaybeden Güney Kürdistan Milli Direnişi geçici olarak sona erdi.

* 6 Mart 1921’de Koçgiri Milli Hareketi başladı.

* 8 Mart 1997’de KDP eski Genel Sekreteri, PKDW ve KNK üyesi, Kürt yazar ve aydın İbrahim Ehmed Londra’da yaşamını yitirdi. Cenazesi Silêmaniyê’de toprağa vrildi.

* 9 Mart 1979’da Kürt Ozan ve peşmerge Mihemed Şexo yaşamını yitirdi.