Kürt Halk Önderi AbdulCizîr’de sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından ekmek almaya giderken polisler tarafından başından vurularak katledilen 74 yaşındaki Mehmet Erdoğan ve Suriye’deki savaş nedeniyle Yunanistan’a gitmeye çalışırken bindikleri botun batmasıyla denizin sularında boğularak yaşama veda eden ve minik bedeni Bodrum kıyılarında bulunan 3 yaşındaki Kobanê’li Alan Kurdî’nin ölümü Êlîh’de Yılmaz Güney Sineması’nda sahnelendi. 


‘Kürdistan’da bir ilk’

2 aydır çalıştıkları ve sahneledikleri ‘Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor’ adlı dans oyunlarıyla ilgili bilgi veren yönetmen Avaşin Yorulmaz, farklı bir dil olarak dans dilini kullanmak istediklerini, bu yönüyle Kürdistan’da bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Daha önce Kürdistan’da ortam tiyatrosu yapıldı, dans ile oyunlar yapıldı, müzik ile oyunlar yapıldı ama dans tiyatrosu ilktir, bunu da kendimiz yarattık” dedi. Adını Cemal Süreyya’nın ‘Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor’ şiirinden alan oyun 4 perdeden oluşuyor. Birinci bölüm bir bütün olarak hayat ele alınırken ikinci bölüm ise, Cizîr’de sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından ekmek almaya giderken polisler tarafından başından vurularak katledilen 74 yaşındaki Mehmet Erdoğan’ı anlatıyor. Yorulmaz, “ İkinci bölümde  74 yaşında ekmek almaya giderken katledilen Mehmet Erdoğan’ı dans ile anlatmaya çalıştık. Özellikle ekmek ve gül sahnelerini kullandık. Ekmek hayat mücadelemizi, gül ise güzelliği, estetiği sembolize ediyor” dedi. 


‘Kıyıya vuran Alan Kurdî’

Üçüncü perdede ise, ölümüyle tüm dünyayı etkileyen Alan Kurdî’yi anlattıklarını dile getiren Yorulmaz, “Üçüncü bölümümüz ‘Kıyı’. Alan Kurdî’nin kıyıya vuran hali hepimizin içini parçalayan bir görüntüydü. Onu da sahneye taşıdık, orada da dansla kullandığımız semboller var. Beyaz şemsiyeler kullandık, burada korumayı hedefledik. Çünkü insanlar korunmak için bir yere sığınıyor bu yüzden şemsiyeyi özellikle kullandık” şeklinde konuştu. 


‘Çocuk gelin’

Dördüncü perdeyi anlatan oyunculardan Leyla Kavak, “Bu oyunda özel olarak çocuk gelinlere odaklandık. Genel olarak kadına şiddet ve erken evlenmeyi sahneye taşıdık. Bu bölümde özgürlüğü sembolize eden bölümler bulunuyor. Bunlar esaretten kurtuluş ve uçma. Dört bölümde de kuşları sembolize eden kanat çırpınışları var. Çünkü kuşlar özgürlüktür” diye konuştu. Leyla, “Dört bölümde de ayrılıklar var, acılar var ama kötü sonla bitirmiyoruz. Bu Polyannacılık ya da masalcılık değil, geleceğe dair umudumuzdur. Oyunumuzda kadına şiddet, çocuk gelini, ölümleri bunların ne kadar yanlış olduğunu dansla anlatmaya çalışıyoruz. Her ölümden sonra biz yine kanat çırpıyoruz, bir var oluşu gösteriyoruz yani ölmüyoruz aslında yine uçuyoruz” dedi.


 ZEYNEP AKIN/JINHA-ELIH