
Göç serüveni
“Devletin korkusunda kim kime sahip çıkabilirdi ki” diyen Hacıoğlu, ardından yaşadıklarını anlatıyor: “Benim ailem Kılıç dağından göç edip gelmişler. Kılıçdağı, Urfa tarafına yakın, oradan gelmişler, ailemin bir kısmı Kafkasya, bir kısmı da İran’a göç etmiş. Benim ailem Kafkasya’da, Azerbaycan’ın Sederek ve Derekent ilçelerinde kalmışlardır. Orada belli bir süre kaldıktan sonra bazı sorunlardan dolayı tekrardan göç ediyorlar. Ailem baskılardan dolayı Iğdır’ın Tuzluca İlçesi’nin bir köyüne yerleşiyorlar. Oradaki Keskoi aşireti ile kirvelikleri oluyor. Keskoi aşireti Celali konfederasyonun bir kolu oluyor. Burada epey zaman kalıyorlar, daha sonra Bazîd’ın Çalıxa Köyüne (Yalınsaz) geliyorlar. Orda da belli bir süre kalıyorlar. Daha sonra şimdi elimizde olan Çobana Axe dediğimiz, Aşağı Tutex köyüne geliyorlar. Benim ailemin mensupları oraya yerleşiyor, ev yapıyorlar ve köy haline getiriyorlar. Çobana Axe de iken ticaret, hayvancılık ve tarım ile uğraşıyorduk. Hayvanlarımızı İran’a götürüyorduk, Antep’e götürüyorduk. Antep’te Araplara satıyorduk, büyük ticaret yapılan köyümüz hareketliydi. Köyün 110- 120 civarında hanesi bulunmaktaydı. 1990’lı yılların başlarında gençlerin bir kısmı da okuyordu. Tahsilli olanlar vardı. Köydeki yaşamımız çok güzeldi. Her evin 400- 500 koyunu, büyük baş hayvanı vardı.“
Albayın gelişiyle her şey değişti
Devlet tarafından gönderilen Emin albayın gelişiyle çevre köyler ve kendi köylerinin çehresinin değiştiğini belirten Fuat Hacıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: „Yaşam ve insanlar değişti. Emin albay adeta o bölgede terör estiriyordu. Hayvanların peşine giden çocuklarımızı falakaya yatırıyordu, köylüleri rahat bırakmıyordu. Hatta bir gün beni de falakaya yatırdı. Eslı astarı olmayan suçlarla adeta bize terör estiriyordu. Ben de o zaman Doğubayazıt Belediyesi’nde kadrolu memurdum. Zaten bu süreçten sonra kadrolu olduğum halde beni görevimden attılar. Köye memur olarak gidip geldiğim yıllarda kendi hayvanlarımla uğraşım da vardı. Benim memurluğum bu süreçte karşıt görüşlü olduğum Belediye Başkanı Ali Konyar tarafından son buldu. O zaman şikayetçi olacaktım ama çok baskı vardı.“
Koruculuk yaygınlaşıyor
Yurtsever bir köy olduklarını belirten Fuat Hacıoğlu, şöyle devam etti: „Köyümüzün etrafında bulunan bazı köyler koruculaşmıştı. Bizim köyün yakınında olan Bazîd ilçesine Golesor Köyü korucu olmuştu. Yukarımızda da Diyadin İlçesi’ne bağlı Kaskan Köyü, Hacı Halit Köyü de korucu olmuştu. Devlet güçleriyle beraber çevreye baskı yapıyor, terör uyguluyorlardı. Baskılar sonucu köylüler köyü boşaltmak zorunda kalmışlar, herhangi bir tazminat da almamışlar. Köylülerin büyük bir kısmı İstanbul’a göç etmiş, ailesinin bir kısmı da İzmir’e göç etmek zorunda kalmış. Durumu iyi olmayanlarda gelip Bazîd’e yerleşmişler. Buralarda inşaat ve hamallık işleriyle uğraşmışlardır. Çok büyük acılarla baş başa kalmışlar. Durumları çok kötü. Halen de o acıları çekiyorlar. Her hangi bir olay olmamasına rağmen köy zamanla yasak bölge oldu. Bu acılara dayanmayıp dağa giden çocuklarımız da oldu. Onlardan biri de bizim akrabalardan Remzi Akkuş. 1999 yılında Moskova’da bir arkadaşıyla bedenini ateşe verdi. O arkadaş da bizim köydendi. Baskılardan dolayı bu acılar yaşandı. O dönem devlet, Emin albayı neden bu hale getirmişti, niye böyle olmuştu, hala anlamış değilim. O dönem birçok insan acı çekti, falakaya yatırılırdı köy meydanında. Hatta bizim akrabalar korkudan seslerini bile etmiyorlardı.”
Okul karargah olarak kullanıldı
Emin albayın, yaklaşık olarak bölgede 4- 5 yıl kaldığını belirten Hacıoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu bölgede hemen hemen her yerde baskılarıyla tanınan Emin albay, bizim köyün okulunu da karargah yapmıştı. İki üç günde bir oraya geliyordu, daha çok okulda ona bağlı bazı subaylar kalıyordu. Bazîd, Erçiş, Diyadin ve Iğdır bölgelerin tümüne bakıyordu. Her yerde de bize uygulananlar yaşanıyordu. Özellikle Yukarı Tutek köyünde bize yaşanılanlar orada da yaşanılıyordu. Hayvanları taranıyordu, insanlara eziyet ediliyordu. Devlet ona böyle bir yetki vermişti ve her taraf onun egemenliği altındaydı. Diyadin’de de bazı aileler çok acılar çekti. Özellikle Zorbaylar ailesi çok acılar çekti. Evleri yıkıldı, köyleri yakıldı, gençleri tutuklandı, büyük cezalarla karşılaştılar.”
Köye hiç dönmedi
Fuat Hacıoğlu, liseyi siyasi nedenlerle terk etti. Okumak istemi olmasına rağmen okuyamamış. Daha sonra kadrolu memur olmuş ama yine siyasi nedenlerden dolayı işinden kovulmuş. Babası yaptığı ticaretten dolayı çevrede tanınan biriymiş. Ama bugün aile olarak, inşaatlarda boyacılık yaparak geçimlerini ancak yapabiliyorlar. Hala acıları canlı.
Fuat Hacıoğlu, köyünden çıkarıldıktan sonra bir daha köyüne dönmedi. Çocuklarıyla birlikte kah o işte, kah bu işte çalışıyor.
NİHAD GÜLTEKİN