Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaacılık’ın TMSF’ye devredilmesinin üçüncü gününde de herhangi resmi bir belge tebliğ edilmedi. Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaacılık ile ilgili oruşturma dosyası, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasam Yılmaz’a gönderildi. Avukatlar soruşturmaya dair bilgi almak üzere başsavcıya dilekçe verdi. Engin Basın Yayın San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çıkan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin İstanbul Beyoğlu’nda bulunan merkez bürosu ve gazetenin basımının yapıldığı Gün Matbaacılık Reklam Film Basın Yayın Tanıtım San. Tic. Şti’ye baskın yapılmış, TMSF tarafından el konulmuştu. Polisin, soruşturma kapsamında gözaltında bulunan Gün Matbaacılık Sahibi Kasım Zengin’e, “Örgüt yayınlarını basıyorsunuz, baskın gerekçesi budur” dediği belirtildi. Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukatlar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giderek, gözaltında bulunanlarla görüştü. Gözaltılara dair Emniyet’ten avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi. Gözaltında bulunanların verdiği bilgiye göre; gazete ve matbaa çalışanlarının da aralarında bulunduğu en az 24 kişi gözaltında.   Soruşturma dosyası Avukatların soruşturmaya dair bilgi alma yönündeki çabaları ise devam ediyor. Çağlayan Adliyesi’nde olan avukatlar, soruşturma savcısına ulaşabilmiş değil. Savcı Uygur Kaan Arısoy’un baktığı soruşturma dosyasının alındığı ve Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasam Yılmaz’a gönderildiği ortaya çıktı. Yılmaz ile görüşmek isteyen avukatlara, toplantıda olduğu bu nedenle yarın savcı ile görüşebilecekleri söylendi. Gazete avukatları ile Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukatlar, soruşturmaya dair bilgi almak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verdi.   Herhangi bir belge yok Savcılık kaleminin ise avukatlara “Gidin kayyum ile sorunu halledin” dediği öğrenildi. Gazete binasına ve matbaaya yapılan baskın ve TMSF’ye devredilmesine dair avukatlara ve gazete yetkililerine herhangi bir evrak verilmedi.   Gözaltında bulunanlar Gözaltında oldukları öğrenilen isimler şöyle: Özgürlükçü Demokrasi gazetesi İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar, Gün Matbaacılık sahibi Kasım Zengin ile matbaa çalışanları Erdoğan Zamur, Musa Kaya, Polat Arslan, Cemal Tunç, İrfan Karaca, Kemal Daşdöğen, Mehmet Emin Sümeli, İhsan Sinmiş, Uğur Selman Kelekçiler, Kazım Göçer, Necat Hizarcı, Mahmut Abay, İsmail Ergene, Muhammet Özkan, Mehmet Özkara, Cumali Öz, Süleyman Güneş, Cenk Kale, Cengiz Kaya, Semih Tamay, Özgür Bozkurt ve Sadettin Demirtaş. Gözaltında alındığı belirtilen Kemal Kurt ve Mürsel Demir’in gözaltına alınıp alınmadığı ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden öğrenilemedi. Soruşturma kapsamında gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Yılmaz Yıldız’ın Bağcılar’da bulunan evine de baskın yapılmış, Yıldız’ın bulunmadığı evde telefonuna ve bilgisayarına el konulmuştu. Çalışanları: devam edeceğiz Gazetenin editör ve yazarları, Efrîn’e ilişkin yaptıkları haberler nedeniyle hedef haline getirildiklerini belirtti. Yusuf Gürsucu Yazarlarından Yusuf Gürsucu, gazetelerinin çok önemli bir gazete olduğunu belirterek, “Bunun önemi de bağımsızlığından, asla satın alınamayacak olmasından geliyor” dedi. “Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin Efrîn sürecinde gösterdiği performans nedeniyle hedef haline getirildi” diyen Gürsucu, “Efrîn’de kimsenin asla duyamayacağı, haberi bile olamayacağı, birçok gerçek gazetemiz aracılığıyla aktarıldı. Bu durum iktidarı ciddi anlamda rahatsız etti. Bu nedenle hedef haline geldik ve gazetemize kayyum atandı” dedi. Halkın doğru habere ulaşma haklarını mutlaka sağlayacaklarının altını çizen Gürsucu, iktidarın bu saldırılarla istediğini başaramayacağını dile getirdi.  Biz gazetecilik yapıyoruz Ender Öndeş Gazetenin yazarlarından Ender Öndeş de “Biz bir iş yapıyoruz. Bizim işimiz gerçekleri insanlara ulaştırmaktır. Bunu yapmanın bedelleri oluyor. 30 yıldır oluyor. Bu bedelleri ödeye ödeye yapıyoruz. Çünkü devlet ya da hükümet, örneğin Efrîn meselesinde kendi bildirilerinden başka herhangi bir şeyin yazılmasını istemiyor. Ama biz de Efrin halkının söylediklerinin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Biz bunun adına gazetecilik diyoruz. Dünyanın bütün ülkelerinde de buna gazetecilik diyorlar” diye konuştu. Gazetelerine yönelik saldırının yapılacağının önceden kendini hissettirdiğine vurgu yapan Öndeş, şöyle devam etti: “Parayla alınabilenleri zaten alıyor. Bizi alamadıklarında da susturma yoluna gidiyorlar. Gerçekleri insanlara söylemeye devam edeceğiz. Başka çaremiz de yok. Başka çaremiz yok derken bunun bize emreden çok büyük bir makamdır. O makam bizim vicdanımızdır. O vicdanla hareket ediyoruz. O vicdanla hareket ettiğimiz sürece de biz kendi işimizi yapmaya devam edeceğiz.” Basına yönelik saldırıların ilk olarak Kürt basınına yapılmasına değinen Öndeş, “Çünkü en yakıcı mesele orada ve en pervasız olan da biziz. ‘Bu dönemi atlatmak için ılımlı davranalım. Şu konuyu görmeyelim. Şuna el atmayalım’ mantığının doğru olmadığını düşünüyorum. Nereye kadar giderse gitsin bu iş. Dolayısıyla ilk başta Kürt basınından başlıyorlar. Kürt sorunu nasıl ki bu memleketin temel sorunuysa Kürt basını da önce susturulması gereken bir konumda duruyor. Ama bu diğerlerine sıranın gelmeyeceği anlamına hiç gelmiyor. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin en kanlı seçim kampanyasıdır. Efrîn meselesi ve gelecekler de var daha. Bu süreçte kimsenin kendini törpüleyerek kurtulma imkanı yok” şeklinde konuştu.   Geri geleceğiz Öndeş, son olarak şunları söyledi: “Bu gazetenin okurlarının doğmadığı zamanlarda bile bu gazete bedel ödüyordu. 70 yaşındaki insanlarla, gencecik çocuklarla bedel ödedi. Bu bedel onların yanında hafif kalır. 15 yaşındaki çocuklarımızı öldürdüler. Okurlarımız şunu bilsin; biz geri geliriz. Bu diyardayız biz. Bu diyarda da kendi işimizi yapmaya devam edeceğiz.”   Sokak sokak gezeriz Özgürlükçü Demokrasi gazetesi editörü Ruken Tuncel de gazetelerinin hedef alınmasının nedeninin temsil ettiği gelenek olduğunu belirterek, “Elbette ki gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gerekirse hedef kitlemizin, halkımızın haber alması için sokak sokak gezerek el bildirileriyle onları doğru habere ulaştıracağız” diye konuştu.  İSTANBUL
‘Basılmayan’ Welat fotokopi olarak ulaştı Kürtçe yayın yapan Welat gazetesi, basımı yapıldığı Gün Matbaası’na el konulması ve diğer matbaalara “Basmayacaksınız” denilerek baskı uygulanması nedeniyle fotokopi olarak çoğaltılıp dağıtımı yapıldı. Welat gazetesi, basımının yapıldığı Gün Matbaası’na polis baskınıyla el konulması nedeniyle basılamadı. Yayını sürdürmek için diğer matbaalara başvuran gazete yönetimi, matbaa sahiplerine gazeteleri için “Basmayacaksınız” talimatı verilerek baskı uygulandığını öğrendi. Bu nedenle basımı yapılamayan gazete okurlarının karşısına bugün internet adresinin yanı sıra sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlar ve fotokopi ile çoğaltılarak çıktı. Gazete ekibi tarafından hazırlanan gazete sayfaları, gazetenin Twitter’daki “welat@rojnameyawelat1” adlı hesabı üzerinden sosyal medya kullanıcıları ile paylaşıldı. “Ji zimanê me ditirsin (Dilimizden korkuyorlar)”  manşeti ile çıkan gazetenin sayfaları, “Değerli okuyucu ve takipçilerimiz, baskı ve engellemelerden dolayı gazetemizin bugünkü sayısı basılamadı. Bugünkü sayımızı sosyal medya üzerinden sizinle paylaşacağız” notu ile takipçilerle paylaşıldı. Van’da ise gazete fotokopi olarak çoğaltılarak okuyucularına ulaştırıldı. Siyah beyaz basılan fotokopileri, gazetenin dağıtımcıları tarafından abonelere ve okurlara ulaştırıldı.
Uluslararası tepki: İade edin Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaası’na el konulmasına tepki yağdı. AGİT, AKP hükümetini gazetenin bağımsızlığına saygı göstermeye çağırırken, 17 uluslararası basın kuruluşu da gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını, gazete ve matbaanın da yasal sahiplerine iade edilmesini istedi. Türkiye ve yurt dışındaki meslek örgütleri ile basın özgürlüğü kuruluşları, Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaacılık’a yönelik polis baskınına ve TMSF’ye devredilmesine yaptıkları açıklamalarla tepki gösterdi. AGİT Basın Özgürlüğü Temsilcisi Harlém Desir, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na hitaben yaptığı resmi basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Gazetecilerin, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı terör ile suçlanmamaları gerektiğini ısrarla belirtirim. Gazete ve matbaada gözaltına alınanların serbest bırakılması, kendilerine yöneltilen suçların düşürülmesi ve Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin bağımsızlığına saygı gösterilmesi için çağrıda bulunuyorum. İfade özgürlüğünün koruma altında olduğu çoğulcu bir medya ortamının, güvenlik konusunda zorluklar yaşayan bir toplumu zayıflatmak, aksine daha güçlü olmasına katkıda bulunur.”   17 kuruluştan ortak açıklama Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Article 19 ve Index on Censorship’in de aralarında bulunduğu 17 kuruluşun açıklamasında ise Türkiye yetkililerine gözaltına alınan tüm gazete ve matbaa çalışanlarının derhal serbest bırakılması çağrısında bulunularak, “Yetkililer ayrıca gazete ve ofisinin yasal sahiplerine iade etmelidir” denildi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İstanbul’da yayın yapan son Kürt gazetesi olarak, Özgürlükçü Demokrasi devlet tarafından kontrol edilmeyen bilgiye son derece kırılgan olan erişimi korumak için hayatî bir öneme sahiptir. 2016’da Azadiya Welat, İMC TV ve Hayatın Sesi gibi Kürt destekçisi gazete ve televizyon kanalların kapatılmasının ardından, Özgürlükçü Demokrasi Kürt destekçisi son günlük basılı haber kaynaklarından biridir.”   PEN: Baskı durdurulmalı Uluslararası Pen İcra Direktörü Carles Toner de şu ifadeleri kullandı: “Türkiye yetkilileri Kürt kültürü ve diline yönelik sürdürdüğü baskıyı durdurmalıdır. Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından da ifade özgürlüğünün üzerinde ciddi biçimde yoğunlaşan baskılardan bu yana Kürt ve Kürt destekçisi basın kuruluşları ve gazetecilere yönelik artan ve Özgürlükçü Demokrasi gazetesine el konmasıyla yeni bir dip noktaya varan saldırıdan dolayı son derece büyük kaygı duymaktayız. Bu açıklamanın imzacıları olarak Özgürlükçü Demokrasi’ye herhangi bir hukuki gerekçe veya belgeye dayanmadan el konulmasını güçlü bir şekilde kınıyoruz. Özgürlükçü Demokrasi’nin gözaltına alınan çalışanlarının avukatlarına bilgi ve soruşturma kapsamında erişim sağlanmasının reddedilmesini de kabul etmiyoruz.”   Index: Kaygı vericidir Index on Censorship Savunuculuk Direktörü Joy Hyvarinen de şu ifadeleri kullandı: “Hükümetin Özgürlükçü Demokrasi’ye el koyması son derece endişe vericidir. Avrupa hükümetlerini ve diğer hükümetleri Türkiye’de özgür basının yok edilmesini kınamaya çağırıyoruz. Gözaltına alınan gazete ve matbaa çalışanlarının serbest bırakılmasına ve TMSF tarafından Engin Basın Yayın ve Gün Matbaacılık firmalarına el konulduğuna dair iddiaların yasal durumu hususunda resmi bir teyit talep ediyoruz.”   ARTICLE 19: Sson verilmeli ARTICLE 19 Avrupa ve Orta Asya Programı Direktörü Kate Morris şunları söyledi: “Özgürlükçü Demokrasi’ye el konulması Türkiye’de ifade özgürlüğünün alanını daha da daraltmakta ve kamuoyunun, özellikle ülkenin güneydoğusunda hâlen devam etmekte olan çatışma ortamıyla ilgili kamu yararı olan konulara erişimini sınırlamaktadır. Yetkililere bu gazeteyi taciz etmeye son vermeleri ve Türkiye’de ihtiyaç duyulan basın özgürlüğünü yeniden tesis etmeleri için çağrıda bulunuyoruz. Kalan son muhalif gazetelerden birine el konulması, Türkiye’nin en büyük medya kuruluşu ve gazete dağıtımcısı, Doğan Grubu’nun, sahibi olduğu basın kuruluşlarının hükümet yanlısı olmalarıyla bilinen Demirören Holding tarafından alınmasını takip etti. Satın almanın öncesinde ise Radyo ve Televizyon Üst Kurumu’na internet üzerinden yayın yapan haber kanalı ve sitelerini denetleme, onlara lisans verme ve erişimlerini engelleme konusunda büyük yetkiler tanıyan bir yasa geçti.”   Articolo 21: Özgür sesler bastırılıyor Articolo 21 grubu üyesi ve Free Turkey Media’nın İtalya Koordinatörü Antonella Napoli’nin açıklaması şöyle: “Basın özgürlüğüne yönelik yapılan bu son müdahale Erdoğan’ın Türkiye’deki tüm özgür sesleri bastırmak istediğini teyit etmektedir. Türkiye hükümetine OHAL’in kaldırılmasıyla birlikte en kısa sürede hukuk düzenini yeniden tesis etmesine yönelik baskı yapmak için Avrupa’nın sağlam bir duruş sergilemesi gerekmektedir.”   IPI: Susturmak istiyor Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford de şunları kaydetti: “IPI dünkü baskını ve hükümetin cumhurbaşkanlık seçimleri öncesinde muhalif sesleri susturmak için Özgürlükçü Demokrasi’yi hukuksuzca kapatma taktiğini kınıyor. Varna zirvesindeki fırsata rağmen, Avrupa Türkiye’nin özgür basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskısını güçlü bir şekilde kınamakta yine başarısız olmuştur. Türkiye halkları, özellikle de bir seçim öncesinde dengeli bir fikir edinmek için muhalif haberciliğe bilgi edinmek üzere erişme hakkına sahiptir. Türkiye’yi, bir insan hakkı olan ifade özgürlüğüne saygı göstermeye, tüm muhalif basını bastırma taktiğine son vermeye ve Özgürlükçü Demokrasi çalışanlarını serbest bırakmaya çağırıyoruz. Aşağıda imzaları bulunan kuruluşlar olarak ayrıca Avrupa gazeteleri ve hükümetlerine, dengeli ve eleştirel haberciliğe erişimin demokrasi için olmazsa olmaz olduğu, basın özgürlüğüne saygı gösterilmesi ve basın özgürlüğünün korunması gereğine dair net açıklamalar yapmaya çağırıyoruz.”   İmzası bulunan kuruluşlar Açıklamada imzası bulunan kuruluşların tam listesi ise şöyle: Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Article 19, Norveç PEN’i, Index on Censorship, İngiltere PEN’i, Articolo 21, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Belçika/Flandra PEN’i, Galler PEN’i, Almanya PEN’i, PEN Fransa Klubü, PEN İsviçre.   CPJ: Bu taktikten vazgeç Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Avrupa ve Orta Asya Program Koordinatörü Nina Ognianova ise ayrı bir açıklama yayınlayarak şu ifadelere yer verdi: “Özgürlükçü Demokrasi’ye karşı yapılan baskını kınıyor ve gözaltına alınan çalışanların derhal serbest bırakılması için polise çağrıda bulunuyoruz. Türkiye gazeteyi ve yasal sahiplerine iade edilmeli ve bağımsız, muhalif gazetelere el koyma taktiğine de bir son vermelidir.”
El koyma Osmanlı mirası!  Özgürlükçü Demokrasi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaası’na el konulmasına, siyasi parti temsilcilerinden tepki geldi. Gürkan: Korkunun sonucu  Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan: Özgürlükçü Demokrasi ile dayanışma içinde olacağımızın,  mücadeleden geri durmayacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz. AKP iktidarının bunca saldırganlığı, yasaklara bu kadar yaslanması, baskıları her geçen gün daha da artırması aynı zamanda korkusunun bir sonucudur. Emek, demokrasi ve barış güçleri, elbette zorla yönetilen böylesi süreçleri mücadelede kararlılık ve birlikteliğin, dayanışmanın gücüyle aşmıştır, bundan sonra da böyle olacaktır.”   Hatimoğulları: Susturulamaz Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları: “Bir ülkede asgari düzeyde demokrasinin ölçütü özgür basındır. Zaten bugüne kadar muhalif basının birçok çalışanı gözaltına alındı, tutuklandı, En son bu kayyım atamasını kabul etmiyoruz ve kınıyoruz. Özgürlükçü Demokrasi susturulamaz. Özgürlükçü Demokrasi’nin yanındayız.”   Gümüş: Şaşırtıcı değil Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Başkanı Güneş Gümüş: “Kendilerine biat ettiğini ilan eden Doğan medyasına bile tahammül edemeyen bu anlayışın, Kürt toplumsal muhalefetinin sesi olmuş Özgürlükçü Demokrasi gazetesini kapatmaya çalışması, bizim için şaşırtıcı değildir. Emekçi halkın ve ezilenlerin haber alma özgürlüğü, RTÜK yasalarıyla, kayyumlarla, gazetecilerin tutuklanmasıyla engellenemez. Bu ülkenin muhalefet geleneği baskılar karşısında baş eğmeyecektir.”   Piroğlu: Miraslarıdır Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu: “İktidar satın alamadığı medya organlarını susturma çabası içinde. Şimdi bir adım daha ileri gittiler. Sadece gazeteleri kapatmıyorlar, gazetelerin basıldığı matbaaya da el koyuyorlar. Osmanlı’dan kalma el koyma mirasını yeniden hayata geçiriyorlar. Kendi dışındaki her kesimi kıpırdayamaz hale getiriyorlar. Özgürlükçü Demokrasi’nin tarihlerine baktıklarında, bombalamalar katliamlar, infazlar… Hiçbirinin kar etmediğini gördük. Onlar da bunu görecekler. Özgür basını susturma şansları yok. Bize düşen bu mücadeleyi büyütmek.”