Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tüm bileşenleriyle 'Hayır’ı örgütlüyor. 

HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kuzey Kürdistan’da yürütülecek referandum çalışmalarının daha çok Demokratik Toplum Kongresi (DTK) üzerinden; ancak beşli örgütlemelerinin de olacağı bir koordinasyonla kampanya çalışmalarını yürüteceklerini söyledi. Koçyiğit, Türkiye’de eş güdümü sağlayarak çalışma yapacaklarını kaydetti. HDK’nin Türk kentlerinde HDP ile birlikte 'Hayır’ı örgütleyeceklerini vurgulayan Koçyiğit, şunları söyledi: “Kürdistan’da son iki yıldır çok ağır şeyler yaşanıyor. Milletvekilleri, belediye eşbaşkanları tutuklandı, belediyelere kayyum atandı, şehirlerimiz yıkıldı. Halkımızın yaşadığı büyük acılar var. Bütün bunlar tekçi bir sistemden kaynaklanıyor. Kürt halkını reddeden, Kürt sorunu çözmeyen bir anlayış var. Bugün getirilen tasarı da bu sorunları katmerleştirecek.” 

Bu sistemin Kürtlere tekçiliği dayattığına işaret eden Koçyiğit, referandumda Kürtlerin bir cevabı olacağının altını çizdi. Koçyiğit, “Anayasa referandumunda güçlü bir 'Hayır' çıkarsa daha güçlü olduğumuzu ortaya koyacağız. Bu zorba, tek adam sistemini reddediyoruz” diye konuştu. 

'Hayır'a ikna etmeliyiz'

OHAL koşullarında yapılması planlanan referanduma neden 'Hayır’ diyeceklerini dihaber’e anlatan ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Erdoğan’ın şimdi fiili olarak sürdürdüğü bu başkanlık rejimini birikmiş olan suçlarının da üzerini örtmek ve yargılanmamayı güvence altına almak açısından anayasal bir güvenceye kavuşturmak istediğini söyledi. "Başka bir çözüm yolu yok. İnşa edilmiş olan siyasal İslamcılığı yukarıdan aşağıya topluma dayatan bu zihniyeti anayasal güvenceye kavuşturarak bu rejimi kalıcılaştırmak istiyor" diyen Taş, bu rejimin özünün yasama, yargı ve yürütmenin tek elde toplanması olduğunu vurguladı. Buna bütün dünyanın diktatörlük dediğini; burada istikrar, huzur, barış, güven, aş ve iş olamayacağını kaydetti.

12 Eylül rejimi güçlenecek

Alper Taş, şunları söyledi: “Bu anayasa değişiklik paketi her yönüyle tek adam, tek rejim, tek parti sistemine dayandığı; çoğunluğun iradesi üzerine hegemonya tesis ettiği, bütün toplumsal kesimleri reddedeceği; tek kişinin iradesine dayanacağı için her şeyiyle tek adam özelliği ile başkanlık rejimine 'Hayır' diyoruz. 12 Eylül rejimi, daha da güçlenip pekiştirilecek."

'Hayır’ı çoğaltmalıyız

Hayır faaliyetini ÖDP’nin kendi siyasi anlayışı çerçevesinde Birleşik Haziran Hareketi (BHH) ile dışarıya dönük kitle çalışması yaparak sürdüreceklerini ifade eden Taş, şöyle konuştu: “Herkes hayırı kendi meşrebince, kendi dilince, tarzınca nasıl anlatabiliyorsa veya hangi toplumsal köke dayanıyorsa o tabana dönük hayırları dillendirmeli, güçlendirmeli. Hayırları çoğaltmalıyız. Özgünlükleri gözeten bir yerden 'Hayır’ı örgütlemeliyiz. Bir blok cephe değil, Türkiye’nin hemen hemen her yerine 'Hayır’ı taşıyabilecek bir dayanışma ilişkisi kurmak gerekir. Esasen AKP ve MHP’nin etkilediği kesimlere propaganda yapıp 'Hayır'a ikna etmemiz gerekiyor. Referandumda çıkma durumu buradan gelecek 'Hayır’lara bağlı

Kürt meselesinde çözüm söz konusu olacaktı, analar ağlamayacaktı ama anaların daha çok ağladığı bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz. Kürt meselesinde Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eşbaşkanları ve vekilleri içeride. Ekonomide herşeyi tükettiler. Kendi tabanları bile bu noktada feryat figan etmeye başladı. Bizim kafamız net, o taraf kendi tabanlarının kafası karışık. OHAL’e, bütün dezavantajlı duruma rağmen, futbol tabiriyle deplasmandayız, saha koşulları seyirci desteği de onlardan yana öyle söyleyelim. Ama biz referandumu kazanıp herkes açısından eşitlikçi özgürlükçü demokratik yeni bir başlangıç yapacağımıza inanıyoruz." 

Yüzde 22’lik kararsızlar


EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ise 7 Haziran seçimleri öncesinde “seni başkan yaptırmayacağız” sloganında olduğu gibi Türkiye’nin yüzde 99’una seslenerek hareket etmek gerektiğine vurgu yaptı. 'Hayır' diyerek yola çıkanların aynı zamanda yüzde 22’lik olan kararsızlar üzerinden örgütlendirme yürütmesi gerektiğini belirten Uzun, “Bu kararsızlara bugün tek adam rejiminin ne olduğunu çok iyi anlatmalıyız ve AKP’nin köşe bucak kaçtığı ‘rejim değişikliği değil’ sözüne karşılık ne anlam ifade ettiğini sade kavramlarla anlatmalıyız. Ekonominin nasıl bir tehlike içinde olduğunu, işsizliğin nasıl bir patlama yaratacağını çok iyi anlatmalıyız. Kadın cinayetlerinin ne boyuta geldiğini anlatmalıyız. Dokunulmazlık kalktığında ne tür bir felaket yarattığını, Meclis’in ortadan kaldırıldığını net bir biçimde anlatmalıyız. Bunu hiç yüksünmeden, armudun sapı üzümün çöpü demeden AKP’nin MHP’nin de tabanına seslenecek tarzda yapmakla yükümlüyüz. Elimizde nasıl bir iletişim imkanı varsa bunu seferber etmeliyiz” diye konuştu.

Milliyetçi-İslamcı rejim

AKP’nin istediğinin bir yanıyla İslamcılık bir yanıyla milliyetçilik olan bir rejim olduğunu savunan Uzun, "Bunun için başkanlığı tümden reddetmeliyiz. Siyasetçilerin birlikte örgütlü bir çalışmaya ihtiyacı var. Tıpkı 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi bir söze ihtiyacımız var. Başkan yaptırmayacak, başkanlığa hayır dedirtecek, ortaklaştıracak bir zemine ihtiyacımız var. Bu zeminin de sistemli bir şekilde hedefine ulaşacak bir şekilde gayet eşitlikçi, demokratik bir düzlemde olması gerekiyor" dedi. 

Gürkan: Ortak hareket 'Hayır'lıdır

Referandum sürecini dihaber’e değerlendiren Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, “Ayrı ayrı akan dereleri ırmağa dönüştüreceğiz. Hedefimiz ise bu ırmağı denize dönüştürmektir” dedi.

Gürkan, 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP’nin siyasi iktidarını korumak adına halkın iradesini tanımadığını belirterek, referandum sürecinde de aynı durum yaşanabileceği uyarısında bulundu. Hükümetin kaos, şiddet ve savaşın üzerinden siyaset uyguladığını dile getiren Gürkan, sokakta ‘Hayır’ kampanyası yürütenlerin gözaltına alındığını, şiddete maruz kaldığını anımsattı. Gürkan, “AKP’nin ve MHP’nin yürüteceği çalışmalarına devlet olanakların kullanılırken, muhalefetin çalıştırılıp çalıştırılmayacağı kaygısını yaşıyoruz. Vali ve kaymakamlar eylem ve etkinlikleri yasaklıyor. Bu durumda bizler halka gidip nasıl anlatacağız? Bütün bunlar ciddi endişelerle geçecek bir süreci gösteriyor” diye konuştu.

İşçilere yazdığı çağrı mektubu ile ‘Hayır’ çalışmalarının startını verdiklerini belirten Gürkan, bu anayasanın ne tür hak ve özgürlükleri kısıtlayacağı noktasında bilgilendirmede bulunduklarını anlattı. Gürkan, “Bizim görevimiz halka bu anayasa değişiklik paketinin ne anlama geldiğini anlatmak. Doğru bilgilendirme yaparak halkla buluşmak. ‘Hayır’ diyen güçler ile dönem dönem ortak çalışmalar yaparak, ortaya bir güç çıkarmaktır” dedi.

Gürkan, şöyle devam etti: “Kürt sorunun çözümünün sağlandığı, gerçek laiklik ve inanç özgürlüğünün, işçi sınıfının hak ve özgürlüklerinin güvenceye alındığı, kadınların eşit haklarla kendisini birey olarak bu toplumun içinde ifade ettiği bir toplumsal düzen hepimizin hakkıdır. Birada yaşamanın da temel koşullarından biri budur. Biri diğerinin haklarını göz ardı ediyorsa, bunun adı birada yaşamak olmaz, birada yaşamaya mahkûm etmek olur. Türkiye’de bugüne kadar siyasi iktidarların uyguladığı yöntem budur. “

Referandum sürecinin haklar nezdinde bir fırsat olduğuna değinen Gürkan, demokratik mücadelenin ilerletilmesi için demokratik mücadele bileşenlerinin ortak bir platformda bir araya gelerek hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Ortak hareket etmek bizim için ‘Hayırlı’ olacak" dedi. 


Kaya: Sultanlığa ‘dur’ diyelim


SYKP Eşbaşkanı Ahmet Kaya da “Ülkemizin açık cezaevine dönüşmemesi için tek adam diktatörlüğüne ‘Hayır’ diyoruz” dedi. 

Kızılay Olgunlar Caddesi’ndeki Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Genel Merkezi önünde bir araya gelen SYKP’liler, Anayasa referandumunda oylarının ‘Hayır’ olacağını açıkladı. “Faşizme ve tek adam Diktatörlüğüne Payır” pankartını açan partililer, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarını attı. 

Burada konuşan SYKP Eş Genel Başkanı Ahmet Kaya, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın “Anayasa değişikliği rejim değişikliği değil hükümet sistemi değişikliğidir” sözleriyle yapılmak istenen rejim değişikliğinin gizlenmeye çalışıldığını söyledi. Kaya, “Cumhurbaşkanı’nı eleştiren herkes hakaretten tutuklanıyor. Saray kendi gibi düşünmeyen herkesi ‘terörist’ ilan ediyor. Farklı düşünen herkes -gazeteci, akademisyen, hukukçu, emekçi, öğrenci, öğretmen- işinden atılıyor ya da tutuklanıyor.”

Kaya, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sosyalistlerin, demokratların, yurtseverlerin, laiklerin, insan hakları aktivistlerinin, inanç mücadelesi verenlerin, kadın mücadelesi aktivistlerinin, demokrasiden yana kadın-erkek, genç-yaşlı herkesin yan yana sultanlığa ‘dur’ deme zamanındır. Ülkemizin açık cezaevine dönüşmemesi için tek adam diktatörlüğüne ‘Hayır’ diyoruz. Demokrasi için, herkesi; tüm farklılıklarımız ve renklerimizle Anayasa değişikliğine karşı birlikte ‘Hayır’ kampanyası örmeye, referandum günü mutlaka sandığa gitmeye ve referandumda ‘Hayır’ oyu kullanmaya çağırıyoruz!”


HABER MERKEZİ