
Siyasal Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER), sayılı günlerin kaldığı referanduma ilişkin Kürt seçmenin nabzını tuttu. Referandumun kaderini belirleyecek seçmen olarak dile getirilen bölgede, halkın tercih, algı ve tutumları ayrıntılı olarak irdeleniyor. 24-28 Mart tarihleri arasında özelikle Elazığ, Iğdır, Adıyaman, Urfa gibi AKP seçmenin en yüksek olduğu iller dahil Amed, Van, Mardin, Kars, Hakkari, Dersim, Bingöl, Siirt, Şırnak, Muş, Ağrı ve Batman kent merkezlerinde yapılan saha araştırmasında, ‘Hayır’ açık ara önde görülüyor.
Toplam bin 91 kişi ile 15 il merkezinde yüz yüze yapılan anket çalışması, güvenlik gerekçesiyle Şırnak merkezinde yapılamadı. Şırnak’a ilişkin saha çalışması büyük bölümü yıkılmış Cizre ilçesinde gerçekleştirildi.
Yüzde 95 güven aralığı ve yüzde 3 hata payı gözetilen sonuçlara göre; bölge halkının yüzde 58,2’si referandumda ‘Hayır’ oyu, yüzde 29,5’i ‘Evet’ oyu kullanacağını, yüzde 7,9’u kararsız olduğunu, yüzde 2,3’ü sandığa gitmeyeceğini ve yüzde 2,1’i bu soruya yanıt vermeyeceğini beyan ediyor. Oy oranlarına göre karasızlar dağıtıldığında ise yüzde 64,6 oranında ‘Hayır’, yüzde 32,75 oranında ‘Evet’ ve yüzde 2,56 oranında ise “Sandığa gitmem” sonuçlarına ulaşıldı.
AKP’deki fire yüzde 10’u aştı
Partilere göre oyların dağılımı ise 1 Kasım 2015’te, AKP’ye oy verdiğini belirtenlerin yüzde 79,8’i referandumda ‘Evet’, yüzde 11,5’i ‘Hayır’ oyu vereceğini, yüzde 6,5’i kararsız olduğunu, yüzde 1,9’u da sandığa gitmeyeceğini beyan ediyor.
HDP seçmenlerinin yüzde 94,8’si ‘Hayır’, yüzde 0,7’si ‘Evet’, yüzde 3,9’u ‘Kararsız’ ve yüzde 0,4’ü “Sandığa gitmeyeceğini” söylüyor.
Araştırma grubunun yüzde 53,9’unun Türkiye için yeni bir Anayasa’nın gerekli olduğunu, ancak yüzde 59,6’sının referanduma sunulacak anayasa metninin sorunları çözmeyeceğini beyan ettiği araştırmaya göre, bölge halkının yüzde 67’si OHAL koşullarında yapılacak referandumu doğru bulmuyor.
En büyük sorun
“Türkiye’nin en büyük sorununun nedir” sorusuna katılımcıların yüzde 29,3’ü “Kürt Sorunu”, yüzde 20,9’u “Ekonomi/İşsizlik”, yüzde 20,5’i “Çatışma ve Şiddet Ortamı”, yüzde 9,5’i “Demokrasinin Olmayışı” diyor.
“AKP’nin Kürt Sorunu Politikasını Benimsiyor musunuz?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 71,4’ü ‘Hayır’, yüzde 28,2’si ‘Evet’ yanıtını veriyor.
Değişiklik tam bilinmiyor
Anayasa değişiklik teklifinin içeriğinin bilinip bilinmediğiyle ilgili soruya ise, yüzde 29,4’ü “içeriğini biraz bildiğini ama tam hakim olmadığını”, yüzde 27,5’i “hiçbir bilgim yok” yanıtını verirken, yüzde 24,2’si “yorum yapacak kadar bilgi sahibi olmadığını” belirtiyor. Değişikliğe “tam olarak hakim” olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 18,9 olarak kaydediliyor.
Değişiklik sorunları çözmez
Söz konusu değişikliğinin “Türkiye’nin sorunları çözüp çözmeyeceğine” dair soruya yüzde 59,6’sı ‘Hayır’; yüzde 27,4’ü ‘Evet’ yanıtını veriyor. HDP seçmenlerinin yüzde 90,9’u, CHP seçmenlerinin yüzde 71,2’si ve MHP seçmenlerinin yüzde 57,6’sı anayasa değişikliğinin Türkiye’nin sorunlarını çözeceğine inanmadığını belirtirken, AKP seçmenlerinin yüzde 15’i de anayasa değişikliğinin sorunları çözeceğine inanmıyor.
Mitingleri de başarısız
Anket sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAMER Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Genç, anket sonuçları ile hükümetin bölge mitinglerindeki katılım oranıyla örtüştüğüne dikkat çekerek, “AKP’nin bölgede gerçekleştirdiği mitinglere katılanlara da baktığımız AKP’ye oy vermiş seçmen ile katılımı zorunlu hale getirilen kamu çalışanları olduğunu görüyoruz. Referandum siyasi partiler arası bir yarışı değil, anayasa değişikliğini konu edindiği halde katılımcıların AKP seçmeninden müteşekkil olması zaten sorun olduğuna işaret eder. Öte yandan bu mitingler daha önce AKP’ye oy vermiş tüm seçmenleri de kapsayabilmiş değil. Devlet olanaklarının iktidarın kampanyasına açılması, bölgedeki kamu bürokrasisinin, kamu çalışanlarının bu tür mitinglere katılımını zorunlu kılan yönelimlerine rağmen başarılı mitingler yapıldığı söylenemez” dedi.
Devlet ve sembolleri vardı
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amed mitinginde tüm kamu imkanları seferber edilmesine rağmen istendiği sonucu alamadığını anımsatan Genç, şunları söyledi: “O gün Diyarbakır’da kitlesiyle değil, Kürt kentlerin devletin algılanma biçimiyle uyumlu militer öğeler, imgelerle bir gövde gösterisi yapıldı. Günler öncesinden kayyum atanmış belediye de dahil tüm kamu çalışanlarının katılımının zorunlu kılındığı, katılmayanların işinden olacağı işlendi halk arasında. Oysa anayasalar toplum sözleşmeleridir. Toplumun gönüllü tercihini, birlikte yaşam formunu belirler. Referandumda tarafların yapması gereken toplumu savundukları içeriğe ikna ederek onayını kazanmaktı. İkincisi; tüm çağrılara, bedava belediye otobüslerine, zorunluluk uygulamalarına, araç plakalarından anladığımız kadarıyla başka kentlerden katılımcılara rağmen mitinge sayısal katılım formu oldukça düşük profilde seyretti. Diyarbakırlıların büyük ilgi göstermemiş olması anayasa metnine ilişkin tavırlarının açık göstergesi diye okunabilir. Ama öte yandan bu görüntü; iktidarın Kürt sorununa ilişkin politikası ve uygulamalarıyla ilişkisi kadar, Diyarbakırlıların buna tavrı olarak da okunmalıdır. Diyarbakırlılar bu politikaları da reddettiklerini göstermiş oldular.”
Konuşmasına da kulak verilmedi
Erdoğan’ın konuşmasının sahaya yansımasına da değinen Genç, şunları ifade etti: “Halk söylem değil, samimi, görünür, somut, sorunun aslına odaklı, çözüm odaklı girişimler olmadığı, söylem ve politikalar değişmediği, siyasal temsilcileri tanınmadığı sürece hiçbir söze beklenti yüklemiyor. Sur, Cizre, Şırnak, Nusaybin gibi ablukaya alınan kentlerde yaşananlar bu halkın belleğindeki son görüntüler olunca; ‘Biz barışın teminatıyız’ söylemi hiçbir kulağa varmaz, varsa da inandırıcı olmaz. Doğrusu gözlemlediğimiz kadarıyla Cumhurbaşkanının mesajları ne halka değdi, ne de etki, beklenti ve heyecan yarattı. Hava daha çok; şu güvenlik önlemleri bitse de evimden çıkabileyim, dışarıda olan için ise evime dönebileyim minvalinde oldu. Zira artık bölge halkı çözüm odaklı samimi somut politikalar istiyor.”
Kürtler tedirgin
Sahadaki gözlemlerini de paylaşan Genç, Türk-İslam sentezine ait milliyetçi imgeler, söylemler ve vaatlerin Kürt toplumunu ürküttüğünü, varlığına ilişkin tehlikelerden de bahsettiğini belirterek, şöyle devam etti: “Örneğin biz sahada ‘Başkanlık sistemi geçerse Cizre’de, Sur’da yapılan her yerde yapılır’ diyenlere çokça rastlıyoruz. Siyasi iradesi olarak seçtiği vekillerin tutuklanmış olması, benimsediği siyasi partinin çalışmalarının yargı eliyle ya da mülki idare eliyle engellenmesi, belediyelere kayyum atanması vs. gibi uygulamaları kendisinin reddi, tanınmayan siyasi iradesi olarak okuyor ve bu uygulamaların referandumda evet çıkması halinde kurumsallaşacağı, süreklileşeceği, siyasal çoğulculuğun biteceği ve böylelikle otoriter tek adam rejiminin kurulacağı inancı taşıyor. Zaten saha çalışmamızda açığa çıkan ‘Hayır’ gerekçelerine bakılırsa bu kaygılar da görülecektir.”
AMED