HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, bütün antidemokratik şartlara, şeffaf ve adil olmayan seçim ortamına rağmen ‘Hayır’ potansiyelinin güçlü olduğunu söyledi. Yüksekdağ, “Farklı gerekçelerle ‘Hayır’ diyenler kötü gidişi durduracak” dedi. 

Kandıra F Tipi Cezaevi’nden Cumhuriyet gazetesinin sorularını bir ay gecikmeli yanıtlayan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, “Anladığım şu; bu dönemde hepimiz içeride, hepimiz dışarıdayız aslında. İçeride de dışarıda da hepimize aynı zulüm, aynı esaret dayatılıyor. Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili koca bir hapishaneye dönüşmeden özgürlüğün değerine, özgürlük mücadelesine sahip çıkması gerekiyor” dedid.

Bedel ödüyoruz

Yüksekdağ, şunları söyledi: “Bugün Eşbaşkanlarla birlikte Meclis’in üçüncü grubu olan HDP’nin 11 milletvekili tutuklu. Neredeyse bütün il yöneticilerimiz içeride. Seçilmiş belediye eşbaşkanlarının çoğu hapiste ve yerlerine darbe-cunta döneminde bile ender görülen kayyum atamaları yapılmış durumda.

Siyasi, adli, polisiye, medyakara propaganda boyutları olan kapsamlı yok etme operasyonuyla yüz yüzeyiz. Bugün Türkiye’nin geleceğe gidişinin önünü despotik bir rejim inşa ederek kesmeye çalışıyorlar. Miadı dolan iktidarın kendini zoraki sürdürmek için bulduğu tek yol, adına ‘partili Cumhurbaşkanlığı’ denen ‘tek adam’, ‘tek parti rejimi’. İçeride ve dışarıda devam eden savaş, OHAL-darbe koşullarında hedeflenen rejim değişikliğinin altyapısı oluşturuluyor. Bu durumda eğer geçişine izin verilirse başkanlık rejimi, kalıcı hale getirilen savaş, OHAL rejimi olacak. Tepeden tırnağa yasama, yürütme ve yargıyı belirlemeye muktedir ‘tek adam rejimi’ Türkiye tarihinin en hayati kırılma noktası olabilir. Bizler bu tehlikeyi çok önceden gördüğümüz ve engellemek için kendimizi ortaya koyduğumuzdan dolayı bugün bedel ödüyoruz.  

‘Hayır’ potansiyeli güçlüdür

Bugün bütün antidemokratik şartlara, seçimlerin şeffaf-adil bir ortamda yapılacağına olan haklı güvensizliğe rağmen, başkanlık anayasasına karşı ‘hayır’ potansiyeli güçlüdür. HDP’ye ve demokrasi güçlerine dönük operasyon ve darbeyle bu potansiyelin oluşturacağı özgürlükçü cepheyi zayıflatmaya çalışıyorlar. Ama bu darbelerle alınan yaraları ve rejim değişikliğini onaylamayanların ya da başkanlığa şüpheyle yaklaşanların aralarındaki ayrımlara rağmen ‘Hayır’da birleşmeleri mümkündür. Farklı gerekçelerle ‘Hayır’ diyenler kötü gidişi durduracak belirleyici bir irade olabilir.” 


 İSTANBUL