
2016-2017 kışında “Nisan ayına kadar PKK gerillalarını bitireceğiz” diyen Süleyman Soylu’dan son süreçlerde ses-seda çıkmıyor. Nisan ayı bitti, neredeyse Haziran ayı da bitecek ama gerilla güçleri, sahada Türk ordusuna ağır darbeler vuruyor. Süleyman Soylu’nun haberi yoksa duyuralım; gerilla güçleri halen ayakta ve Kürdistan dağlarında Türk askerlerine göz açtırmıyor.
Amed, Dersim, Tendürek, Botan alanlarında gerilla güçlerine yönelik kış boyu kapsamlı imha saldırıları düzenleyen Türk ordusu gerillanın pratik sahaya çıkışıyla birlikte her gün darbe üstüne darbe yiyor. Sözde Nisan ayına kadar gerillayı bitireceklerini söyleyenlerden ise şuan ses-seda çıkmıyor. Gerilla güçleri, Nisan ayının başlarında Amed’deki Özel Harekât polis binasına yönelik düzenlediği eylemin ardından yayılan gerilla eylemsellikleri, Tendürek alanında “Devrimci hamlelere” dönüştü. Tendürek alanında operasyona çıkan Türk askerlerini avlayarak, ağır darbeler vuran gerillaların eylemsellikleri tüm Kürdistan dağlarına yayılıyor. Gerilla karşısında her gün ağır darbe alan Türk ordusunun Botan alanında başlattığı imha operasyonun koordinesini taşıyan helikopter ile Zap alanında indirme yapmak isterken gerillalar tarafından vurulup düşürülen helikopterden sonra Türk devlet yetkilerinin tümden sesi kesildi. Her ne kadar yandaş basın, havuz medyası gerillaların eylemlerinin üstüne örtmeye, olayları çarpıtmaya çalışsa da başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiyeli halklar, AKP medyasının yalanlarına inanmıyor.
Türk ordusu her ne kadar Kürt Özgürlük Hareketini bitireceğini iddia etse de gerilla güçleri, 15 Ağustos ve 1 Haziran atılımlarının direniş ruhuyla varlığını hissettiriyor ve işgalci Türk ordusuna darbe üstüne darbe vuruyor. HPG BİM’in günlük açıklamalarında görülüyor ki Türk ordusu, gerilla karşısında ağır darbeler alıyor. Bu direnişin topluma duyurulmasından korkan Erdoğan devleti, havuz medyasını harekete geçirerek, gerilla eylemlerinin ve sözüm ona “şanlı Türk ordusunun” yenilgisinin üstünü örtmeye çalışıyor. Medyaya yönelik baskıları artırmaya çalışan Erdoğan, halkta bir korku furyası yaratmaya çalışıyor. Ancak gerçekleri öğrenen Kürt ve demokratik bileşenlerin oluşturduğu “demokrasi bloğu”, gerilla direnişlerini sokaklara, meydanlara taşırıyor. AKP-Erdoğan devleti ise bu direnişler karşısında korkulu günler geçiriyor.
Sanatçısından aydınına, siyasetçisinden akademisyenine, STK’sından sokaktaki halkına kadar herkes “tek adam rejimine” karşı direnişe geçmiş durumda. Bu direniş de, ruhunu gerillaların eylemselliklerinden alıyor. Gerilla güçlerinin başlatmış olduğu bu direniş ruhu gün gün tüm Kürdistan’a ve Türkiye’ye yayılıyor. 2013 yılında Kürdistan Halklar Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa” sürecini masada deviren Erdoğan, bu direniş karşısında bir arayış içerisine girmiş durumdadır. Her ne kadar Türkiye toplumu üzerinden yeniden bir algı operasyonu yaratmaya çalışsa da Erdoğan, Dolmabahçe Mutabakatına sadık kalmayarak baltayı kendi ayağına vurdu. Ve toplumu yeniden bir savaş cenderesine sürükledi. 7 Haziran seçimleri ile 14 Nisan referandumunda görüldü ki Erdoğan, her ne kadar hile ve zorbalığa başvursa da kendi miladını doldurdu. Artık Erdoğan, sona geldi.
Sonun başlangıcı olan 2017 yılının bahar aylarını geride bıraktık. Ve gerillanın devreye girmesiyle birlikte bu son, hızlanmaya başladı. Gerilla eylemsellikleri ile “demokrasi bloğunun” direnişleri bu sonu hızlandırıyor. Bunun için tüm toplumsal kesimlerin, demokratik çevrelerin, kadınların ve gençlerin direnişe geçmesi gerekiyor. Erdoğan’ın “Tek adam rejimi” hayalleri ancak bu şekilde başlamadan bitirilir.
2017 yılı direnişi büyütme yılı olmalıdır. Bunun için Kürdistan özgürlük gerillalarının, Kürdistan dağlarında yaktığı direniş ateşinin gürleşmesi gerekiyor.