- DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bütçenin iktidar zihniyetini anlamak için yeterli olduğunu belirterek, tahmini enflasyonun üç katını, yani yüzde 60'ı aşan savaş harcamalarına dikkat çekti.
- Temelli, geçmişte savaşı bahane edip silah sanayiini sürekli büyüten iktidarın, barış sürecine, müzakere dönemine ve geride kalan iki yıllık çatışmasızlığa rağmen bu zihniyeti terk etmediğini gösterdiğini söyledi.
- “En büyük artış kalemi, savaşa ayrılıyor” diyen Temelli, "Yani barışa, toplumsal barışa, adaletsizlikleri sonlandıracak bir bütçe yok. Barışa, emeğe, kadına, gence ve çocuğa sırtını dönmüş bir bütçe var. Fotoğrafı budur” dedi.
AZİZ ORUÇ/İSTANBUL
Bütçede savunma ve güvenliğe ayrılan payı eleştirerek “büyük hayal kırıklığı” diyen DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “2027 için enflasyon tahmini yüzde 21, savunma harcamalarındaki artış yüzde 60’tır. Yani beklenen enflasyonun bile üç katı bir artışı savunma bütçesine koymak hangi akla hizmettir, anlamak mümkün değil” dedi.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 27 trilyon 276 milyar liralık 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerindeki bakanlık ve kamu idareleri görüşmeleri devam ediyor. Toplamda 3 trilyon 868 milyar liralık bütçe açığının öngörüldüğü teklifte, savunma harcamalarından faiz ödemelerine kadar pek çok başlık, tartışılıyor. 2027 bütçesini, savunmaya ayrılan kaynakları, bütçenin sürece etkisini, fon krizini ve çözüm önerilerini, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ile konuştuk.
Bütçe bir hayal kırıklığıdır
Toplumun birçok kesiminden 2027 bütçesine yönelik önemli beklentiler olduğunu belirten Temelli, “Bütçe, barışı bekleyen Türkiye halkları için hayal kırıklığıdır. Enflasyonun ve vergilerin altında ezilmiş, açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiş asgari ücretliler, emekçiler için hayal kırıklığıdır. Her gün yoksullukla mücadele eden emekliler için hayal kırıklığıdır. Kadınların sosyal yaşamda, çalışma yaşamında bütün haklarının gasp edildiği bir ülkede kadına yönelik politikalarda bir iyileşme bekleyenler için hayal kırıklığıdır. İşsizlik ve geleceksizlik baskısı altında yaşayan gençler için hayal kırıklığıdır. Bir öğün yemekten bile okullarda yoksun kalmış çocuklar için hayal kırıklığıdır” dedi.
Enflasyon beklentisinin üç katı
Bütçedeki kalemleri incelemenin zihniyeti anlamak için yeterli olduğunu belirten Temelli, en yüksek artışın savunma harcamalarında yaşandığını söyledi. Temelli, “2027 için enflasyon tahmini yüzde 21, savunma harcamalarındaki artış yüzde 60’tır. Yani beklenen enflasyonun bile üç katı bir artışı savunma bütçesine koymak, hangi akla hizmettir, anlamak mümkün değil. Geçmişte sürekli olarak savaşı ve sürdürülen çatışma ortamını bahane edip silah sanayisini büyüten iktidar, 2027 bütçesinde de bütün barış sürecine rağmen, bütün bu müzakere dönemine rağmen, geride bıraktığımız iki yıla rağmen aslında bu zihniyeti terk etmediğini gösteriyor” diye konuştu.
Barışa yönelik bir bütçe yok
“En büyük artış kalemi savunma harcamasına, yani savaşa ve silaha ayrılıyor” diyen Temelli, şu rakamları da paylaştı:
* Bütçe giderleri 27 trilyon 276 milyar lira,
* Bütçe gelirleri 23 trilyon 408 milyar lira,
* Bütçe açığı 3 trilyon 868 milyar lira,
* Faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar lira (Toplam harcamaların yaklaşık yüzde 14,6'sı),
* Savunma ve güvenlik harcamaları ise toplam 3 trilyon 454 milyar lira.
Dolayısıyla barışa yönelik, toplumsal barışa yönelik, Türkiye'deki adaletsizlikleri sonlandıracak bir bütçe olmadığını vurgulayan Temelli, "Barışa, emeğe, kadına, gence, çocuğa sırtını dönmüş bir bütçe var. 2027 bütçesinin fotoğrafı budur” dedi.
Bütçe, sürece duyarlı değil
Bütçenin barış sürecine duyarlı olmadığını ve kaynakların farklı alanlara aktarıldığını belirten Temelli, şöyle devam etti: "Bütçe sürece duyarlı değil. Duyarlı olsaydı önceliği savunmaya ve silaha kaynak ayırmak yerine, çatışma yıllarından ortaya çıkmış olan büyük mağduriyetlerin, bölgesel eşitsizliklerin giderilmesini ve toplumsal barışı önceleyen bir bütçe olurdu. Dolayısıyla bugün dönüp baktığımızda eğer bu bütçede silaha değil de ana dilde eğitim hakkına kaynak ayrılsaydı, eğer bu bütçede silaha değil de Kürdistan'da bu ana kadar tahrip edilmiş tarım alanlarının ve meraların iyileştirilmesi ve tarımın güçlendirilmesine ayrılsaydı o zaman barış bütçesinden bahsedebilirdik. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesine hizmet edecek bütçe karşımıza çıksaydı o zaman derdik ki evet, sürece duyarlı bir bütçe var elimizde.”
25 milyar dolar az mı?
Savunma bütçesinden tasarruf edilecek kaynağın halkın yoksulluğuyla mücadelede kullanılabileceğini vurgulayan Temelli, DEM Parti'nin de çözüm bütçesini sunduğunu kaydetti. Temelli, şunları söyledi: "Savunma bütçesindeki artışa baktığımızda bu geçen sene 40 milyar dolardı, bu sene ise ayrılan kaynak 50 milyar dolar sınırlarına yükselmiş. Çok ciddi bir artıktan bahsediyoruz. Oysa 50 milyar doların 25 milyar dolarıyla da bu ülkenin savunma hizmetini üretmeniz mümkün. Tasarruf edilecek 25 milyar dolar demek aslında bugün Türkiye'de yaşanan yoksullukla mücadelede çok çok önemli bir kaleme tekabül eder. Bu para yoksullukla mücadelede, kadın yoksulluğuyla mücadelede, çocuk açlığı ve yoksulluğuyla mücadele anlamında önemli bir adım olur. Örneğin böyle bir rakamla Türkiye'de tarımın desteklendiği, kooperatiflerin desteklendiği, yerel yönetimlerin desteklendiği bir hamle gerçekleşse belki de büyük kentlerdeki işsizliğin bile azalmasına, gıda yoksulluğu sorununun çözümüne ve kooperatifler eliyle kadın işsizliği başta olmak üzere birçok çözüm üretilmesine vesile olabilirdi.”
Barışa, adalete ve emeğe
“Bu gidişat gidişat değildir” diyen Temelli, şunları ekledi: “Dolayısıyla demokratik müzakere sürecinin önü açılmalı, bütçe kaynakları barışa, emeğe, adalete ayrılmalı. Bütçe henüz komisyon aşamasında ve bu senenin sonunda bütçe yasallaşana kadar gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Biz bu konuda çalışmamızı yaptık, kamuoyuna sunduk. Yol gösterici bir çalışmadır. Umarım iktidar barış ve emek alanındaki yoksulluk konusundaki duyarsızlığına bir son verir. Barış bütçesini hazırlar. Kaynakları savaşa değil, sürece, barışa aktarır. O zaman bütçenin bir anlamı, karşılığı olur. Aksi takdirde bu bütçe halkın bütçesi olamaz.”
***
Fon meselesi, bir sonuçtur
Türkiye gündemini meşgul eden fon vurgusunu değerlendiren Temelli, şöyle konuştu: "Bu fon krizi, bir kereye mahsus bir kriz değil. Yılların finans piyasalarının örgütlenmesinin yarattığı bir sonuç. Bugün çok ciddi bir fon krizi karşımızda var. On milyarlarca dolarlık bir rakamdan bahsediliyor. Hâlâ bu krizin nelere kadar ulaştığı belirsizliğini koruyor. İlk günden bu meselenin bütün yönleriyle aydınlatılması ve bu meselede dahli olan herkesin yargı önüne hesap vermesini; mağdurların da mağduriyetlerinin giderilmesini dile getirdi. Bu fon krizinin çok ciddi bir siyasi anlayışın sonucu olduğunun altını çizmek gerekiyor.”
Faturası halka kesiliyor
Fondan ve borsadan kaçışların yanı sıra Merkez Bankası'nın piyasaya sürdüğü yüksek kaynağın enflasyonu körükleyeceğini ifade eden Temelli, bu durumun gıda ve kira fiyatlarını hızla artırarak satın alma gücünü düşüreceğini söyledi. Bütçedeki yüzde 55'lik gelir vergisi artışının vergi yükünün emekçilere yıkıldığını gösterdiğini vurgulayan Temelli, 4 trilyon liralık bütçe açığının 2027 sonuna kadar daha da büyüyerek borçlanma ve faiz yükünü artıracağını ekledi.
Türkiye’deki gelir adaletsizliğine işaret eden Temelli, yüzde 10’luk bir kesim ciddi bir refah içinde yaşarken nüfusun yüzde 90’ının, özellikle de yüzde 60’ının ağır bir yoksulluk altında ezildiğini söyledi.
***
Bir seçim bütçesi de değil
Bütçenin bir seçim bütçesi olduğu yönündeki değerlendirmelere ilişkin ise Temelli, "2027 bütçesine bakıp bir seçim bütçesi demek şu haliyle mümkün değil. Sosyal harcamalarda bir miktar artış var fakat bu sosyal harcamalardaki artışın nedeni Türkiye'deki aşırı yoksullaşmadır. Dolayısıyla bu sosyal harcamalardaki rakamlardaki büyüme evet var ama bu yoksul sayısındaki artıktan, engelli sayısındaki artıktan ve giderek yaygınlaşan yoksulluktan kaynaklanıyor” ifadesini kullandı. “Seçim bütçesi demek kolay değil, mümkün değil ama bu, bir seçim olmayacak anlamına gelmez” diyen Temelli, şunu ekledi: “Seçim bütçesi de rahatlıkla yapabiliyor. Seçim zamanı ek bütçe yapmak mümkün. İktidar, seçim zamanı geldiğinde bunu da yapar.”