• DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt tarafının sözünü tuttuğunu ve adımlarını attığını, Türk devleti ve iktidarının da artık sözünde durmasını istedi.
  • Hatimoğulları, şunları vurguladı: 'Çerçeve yasa' hayata geçmeli. MGK hızla karar almalı. Meclis'te İzleme Kurulu kurulmalı. Sayın Öcalan'ın koşulları sağlanmalı.

 

Barışı istemeyen kesimler olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, "100 yıllık Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesini savunan noktada durmaya devam edeceğiz" dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin dünkü Grup Toplantısı’nda konuştu. Grup Toplantısı'na, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında somut adımlar atılması talebiyle Ankara’ya gelen Barış Anneleri de katıldı. Tülay Hatimoğulları, konuşmasına Barış Anneleri’ni selamlayarak başladı.

Tülay Hatimoğulları, 4 Kasım 2016’da HDP’ye yönelik siyasi darbenin 10. yılına dikkat çekerek, Kobanê Davası kapsamındaki siyasetçilerin tahliye edilmemesine tepki gösterdi ve  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını istedi. Hatimoğulları, "Kobanê Kumpas Davası adeta siyasi bir intikama dönüştürülmüş durumda. Bu davada adalet, siyasi hesaplara rehin edilmeye devam ediyor" dedi.

Yarın cezaevleri önünde

Hatimoğulları, 4 Kasım vesilesiyle bugün Edirne’de Selahattin Demirtaş’ı; Eşbaşkan Tuncer Bakırhan'ın da Kandıra’da Figen Yüksekdağ’ı; Kadın Meclisi Sözcü Halide Türkoğlu'nun ise Sincan Cezaevi’ndeki tutuskaları ziyaret edeceğini açıkladı.

Ekonomik Susurluk

Devlet-mafya-siyaset üçgeninin Susurluk'taki kazayla ifşa olmasının üzerinden 30 yıl geçtiğini ama zihniyetin değişmediğini belirten Hatimoğulları, "Dev fon vurgunu ise bu ülkenin ekonomi Susurluk'udur. Hesap sorulmadan, sorumlular ortaya çıkarılmadan bunun kapanmasına izin vermeyeceğiz" dedi. Hatimoğulları, 2027 bütçesinde garantili ödemelere 300 milyarlarca lira, faizlere 4 trilyon lira ayırmak için kaynak olduğunu, ancak emekliye, işçiye, emekçiye geldiğinde 'kaynak yok' yalanına başvurulduğunu kaydetti.

Anaların sözünü duyun

Barış Anneleri'nin çaba ve görüşmelerine dikkat çeken Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Talepleri, tutumları çok net, çok samimi ve çok sade. Barışın önündeki engeller kaldırılsın. Tecrit son bulsun. Sürecin sağlıklı ilerlemesi ve başarıya ulaşması için Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğü sağlansın, siyasi tutsaklar serbest bırakılsın, diyorlar. Anaların sözü barışın rehberidir. Anaların sözünü duyun ve gerekeni gelin hep birlikte yapalım.

Yasa artık uygulansın

Sayın Öcalan'ın 27 Şubat’ta çağrısıyla bir kapı aralandı. PKK, o kapıdan cesaretle geçti. Kendini feshetti, silahları yaktı. Türkiye’den çekildi. Metîna başta olmak üzere birçok kamptan çekildiklerini açıkladılar. Bir taraf adım attı ve sözünü tuttu. Şimdi sözünü tutma sırası devlet ve iktidardadır. Toplum şu soruları soruyor ve yanıt bekliyor:

* Yasa çıktı, peki ne zaman uygulanacak?

* Silahlarını yakanlar nereye; nasıl ve hangi şartlarda gelecekler?

* Dönmek isteyenler hangi güvenceyle dönecek?

* Oyalama, zamana yayma neden?

* İktidar konuşulan takvime değil de kendi takvimine göre mi davranıyor?

* İktidarın bir barış ve demokrasi takvimi var mı, varsa bunu neden kamuoyuna açıklamıyor?

Bu soruları yanıtlamak iktidarın görev ve sorumluluğudur. Toplumun bu somut sorularına cevap üretilmesi şarttır.

'Çerçeve yasa' artık zaman kaybetmeksizin hayata geçmeli. Bunun için MGK hızla karar almalı. Yasa hayata geçmeli ki silah bırakanlar ya da diasporadakiler ülkeye dönebilsin, hapishanedekiler çıkabilsin. Türkiye'de 86 milyonun ihtiyaç duyduğu barış ve demokratikleşme yasalarının çalışmalarına artık başlayabilelim. Bu yasa uygulanmadan bu çalışmalara da başlanmıyor. İktidar, önüne koyduğu için bunlar da duruyor.

Meclis pasif kalmamalı

Bu ülkenin demokratikleşme yasalarına ihtiyacı var. Meclis'te İzleme Kurulu artık kurulmalı. Meclis barışı kolaylaştıran rolünü aktif bir biçimde üstlenmeli. Edilgen değil, aktif olmalı Meclis. Barışın inşasında en güçlü adım sürecin baş aktörü Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması, Barış ve Siyasallaşma Kurulu Koordinatörlüğünün yapılanmasıyla mümkündür.

İmralı'da yeni yer konusu

Sayın Öcalan'ın yeni yerine geçtiğini zaten kamuoyuyla paylaştık ve olması gereken buydu. Sayın Öcalan, burayı Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğünü yürüteceği bir çalışma mekânı olarak görüyor. Bu yeni yerin siyasal anlamının güçlendirilmesi için artık sonuna kadar bu kapının açılması gerekiyor.

Barış istemeyenler var

DEM Parti, sözünü ve tutumunu, toplumun barış umudunu koruyacak ve güçlendirecek bir şekilde ortaya koydu. 100 yıllık Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesini savunan noktada durmaya devam edeceğiz. Pratikte barışı istemeyen kesimler var. Dolayısıyla barışı isteyenlerin sesinin, örgütlülüğünün daha çok çıkması gerekir ki ayak sürüyenlere karşı güçlü bir mücadeleyle barışı bu topraklarda tesis edebilelim.

Sorumluluk herkesin

Herkes sorumluluk hissederse ve elini taşın altına koyarsa hiç kimse barıştan kaçma taktikleri geliştiremez. Şair barışı yazarsa; sanatçı sazında, sözünde barışı nakşederse; gazeteci haberinde, köşesinde barışı sahiplenirse; işçiler, emekçiler, yoksullar ekmek kavgalarını barış mücadelesiyle birleştirirse işte o zaman hiçbir şey duramaz barışın önünde.

Bekleme zamanı değil

Bekleme değil, barış için daha çok mücadele etme zamanı. Barışı ve demokrasiyi kendi öz gücümüzle ve öz örgütlülüğümüzle inşa etme zamanı. Farklı kulvarlarda da olsak Türkiye'nin demokrasisi ve barışı için ortak mücadeleyi yürütebilme zamanıdır. Hiçbir güç barışın önünde duramaz.” ANKARA