Son dönemlerde Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) Avrupa’da örgütlenmesi üzerine tartışılıyor. Bu bağlamda Almanya’da varolan göçmen örgütlerinin bir kısmı eleştirilerde bulunuyor, HDK-Avrupa örgütlenmesini doğru bulmuyor ve katılmayacaklarını söylüyorlar.
Lenin’in 'Eylemde birlik, eleştiri ve tartışmada özgürlük’ sloganını hatırlayarak getirilen bütün eleştirilere bakıldığında aslında bunların iki ana konu hakkında toplandığını görüyoruz.
Birinci getirilen eleştiri 'HDK-Avrupa örgütlenmesi sadece Türkiye’ye yönelik’ olduğuna dair eleştirilerdir.
Bütün göçmen örgütlerinde olduğu gibi dikkat edilmediğinde kuşkusuz HDK örgütlenmesinde de bu tehlikeyle karşılaşabiliriz. Fakat örgütlenen bütün arkadaşlarımız, yoldaşlarımız bunun eksik olacağının bilincinde. Evrensel/’enternasyonal’ emperyalist-kapitalist saldırılar altında ezilirken, direniş de mutlaka enternasyonal olmalı. Bu eleştiriyi yapan göçmen örgütleri de zaman zaman Anadolu ve Mezopotamya’ya yönelik etkinlikler, kampanyalar düzenliyorlar. Kimi göçmen örgütleri de mesela Almanya’da yaşıyoruz diyerek Almanya’da düzenci sendikaların, reformist 'sol’ partilerin peşlerine takılmış, günü kurtarmaya çalışıyorlar. Hedefledikleri 'sosyalizm’ düşüncesinden ne eylemlerinde veya herhangi bir pratiklerinde eser yok!
HDK-Avrupa olarak tabii ki Anadolu ve Mezopotamya’ya yönelik çalışmalarımız olacağı gibi, aynı şekilde Avrupa’da Avrupalı emekçilere ve Avrupa kamuoyuna yönelik çalışmalarımız da olacak. Mesela göçmen örgütlerin yetersiz, zayıf kaldığı Fransa grevlerinde, İspanya ayaklanmalarında, Yunanistan grevlerinde vs. hep ezilenden, sömürülenden yana tavır alacaktır HDK-Avrupa. Böylelikle ilk hedef birleşen dünyada emekçileri, halkları, bütün ezilenleri Avrupa çapında birbirlerine biraz daha yaklaştırmak olacak.
Zaten atılan her adım sadece içinde bulunulan ülkeyi değil, bütün dünyayı etkilerken, 'HDK-Avrupa sadece Türkiye’ye yönelik’ eleştirisi dikkate alınması gerekilen, ama pratiğimizle kolayca çürütülecek bir eleştiridir!
İkinci büyük eleştiri 'zaten Demokratik Güç Birliği var, neden böyle bir örgütlenme’ diye dile getirilen eleştiridir! Demokratik Güç Birliği değerli işler yaptı ve yapıyor. Örgütlerin biraraya gelmesi her zaman sevindiricidir. Ama Avrupa’da ne kadar siyasete, günlük hayata müdahale edebildi? Ne kadar Avrupalı emekçilerle, halklarla gönül bağı kurabildi? Herhangi bir eylemlerine gidip bakın. Asıl daha çalışmalara başlamamış HDK-Avrupa’ya 'sadece Türkiye’ye yönelik olacak’ diye kehanetlerde bulunan (!) bu yapının ta kendisi sadece Türkiye’ye yönelik ve sadece bir eylem birliği olarak değerli, ama eksik kaldı!
HDK-Avrupa Türkiye’deki HDK örgütlenmesini örnek alacak doğal olarak. Marksist-Leninist ideoloji de bir tanedir, ama pratikte uygulanması her ülkenin koşullarına göre değişkenlikler gösteriyor, aynı ideolojik kaynaktan beslenmesine rağmen.
HDK-Avrupa’da Anadolu ve Mezopotamya’da biraraya gelen emekçiler, halklar, yani bütün ezilenleri örnek alarak, Avrupa’da da bütün ezilenlerin örgütlenmesi hedefiyle yola çıkıyor!
Diğer göçmen örgütlerin eleştirilerini anlamakla beraber, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: artık o tarz 'dernekçilik’ bazında örgütlenen federasyonlar ağır ve kurtarılamayacak hastalar olarak zamanlarının geçmiş olduğunu düşünüyorum! Dernek etkinliklerinde bir kaç kişi biraraya gelir, hep aynı insanlardır, o bir kaç kişi genelde dernekte bir başkana hizmet eder ve günler böyle gelip geçer!
Milyonlarca örgütsüz göçmen var, bu örgütsüz insanları örgütlemek, bugünkü sistemden rahatsız olmaya başlayan Avrupalı emekçilerle, dışlanmışlarla, ezilenlerle onları birleştirmek, sınıfların-sınırların-sömürünün ortadan kalktığı bir geleceğe, ekmeklerin ve umutların paylaşıldığı, eşitlik-adalet-özgürlük temelinde yarınlara varabilmek için herkesi HDK-Avrupa örgütlenmesinde yer almaya çağırıyoruz! Bunu yaratabilmek de en çok biz güneşin çocuklarına yakışır...