Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu, 2 Temmuz Madımak katliamının 26’ncı yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, Madımak katliamının 26 yıldır katliama giden aşamaların gölgede bırakılması, katliam sürecinde rol alanların cezasız kalması, davanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılması, katliamın bir plan çerçevesinde yapıldığının göstergesi olduğu kaydedildi.

Irkçılık bu ülkenin ağır yükü

HDK Haklar ve İnançlar Komisyonu tarından yapılan açıklamada Sivas katliamının Malatya, Maraş, Çorum katliamlarının devamı olduğu vurgulanırken, şunlar kaydedildi:

“İktidar ve devşirme bürokratik oluşumlar; darbe dinamikleri ile ayakta kalmaya çalışmış, inancı iktidar aracı yaparak inancın ve etnik kimliğin ahlaki-toplumsal dokusundan sapmış tekçilik-ırkçılık ikilisi ile suç bagajı oluşturan bir tarihi bugün Türkiye halklarının sırtında ağır bir yüke dönüştürmüştür. Türkiye halklarını kendi suçuna ortak etmek amacıyla da karşıtlık üzerinden yeni yeni krizler yaratmaktan geri durmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın tek karşılığının “Türk olmak” türünden bir baskıya dönüşmesi, ülkenin demokratik olgunluk sürecini zayıflatmakta, halkları davası görülmeyen suçlarla baş başa bırakmaktadır. Bu durum iç ve dış siyasi-diplomatik tüm ilişkilerde çatışan, kasılan, örtülü, samimiyetten yoksun, korunmacı, esnekliği olmayan politika ve yönetim biçimini dayatmaktadır.

Yokluklarının yarattığı uğultu asla dinmeyecek

Halkların Demokratik Kongresi Halklar ve İnançlar Komisyonu olarak Sivas Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 35 can şahsında katliamlarda yaşamını yitiren canları saygı ve minnetle anıyoruz. Katliamda yaşamını yitirenler arasında, kültürel dokumuzu kuvvetle ören aydınlar, edebiyat eleştirmenleri, şairler, ozanlar da yer almaktaydı. Yokluklarının yarattığı uğultu asla dinmeyecek. Halkların birlikte yaşam kültürlerini yok sayarak savaş ve katliam doğuran devlet ve yönetim yaklaşımlarının son bulması için; Türkiye halkları olarak varlığın doğduğu toprakta yaşam hakkını kutsal sayıyor; ortak yaşamın, tüm renklerin birbirini anladığı ve ifade ettiği, barış içerisinde ortak vatanlara dönüşebileceğine olan inancımızı yeniliyoruz.”

 

ANKARA

 
 

FEDA: Madımak halen kanayan bir yara

   

FEDA Madımak Katliamının yıldönümüne ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada, Türk devletinin tarihten bu yana gerçekleştirdiği çok sayıda katliamı hatırlatarak, “Bu güruh ve zihniyet insanlığa karşı işlenen bu suçlardan dolayı hesap vermedikçe, Alevilerin vicdanlarında kanamaya devam edecektir bu yara.  Ve bu hesap asla ulu divana kalmamalıdır. Çünkü en fazla Alevi nüfusun yaşadığı Sivas ve Maraş’ta Aleviler artık sayısal azınlık durumuna indirgenmiştir” diye ekledi. Açıklamada, “Tıpkı Maraş katliamında olduğu gibi Sivas zorla tek tipçiliğin, Türk-İslam sentezinin zirve yaptığı bir coğrafya haline getirilmiş ve şimdilerde dünyanın dört bir yanından getirilen DAİŞli çetelere mesken edilmek istenmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Sorumluları hesap vermeli

“O nedenle Madımak hala her an kanayan bir yaramızdır” diyen FEDA, şöyle devam etti: “Öyle ki bu insanlık suçunu işleyenler halklarımıza hesap vermeyip milletvekili-bakan olmaya devam ediyor… Ve yine o nedenle Madımak’ın utanç müzesi olması yetmez! Olayın belli faili bellidir: Devlet! Bir kez daha faillerin hesap vermesini, Alevi toplumunun dile getirdiği talepler ‘Eşit vatandaşlık çerçevesinde güvenceye alınmalı, toplumumuza ait gasp edilen mülkler tanzim edilmeli, katledilen canlarımıza karşı failler Uluslararası İnsan Hakları Hukuku çerçevesinde yargılanarak hesap vermelidir.’ Aksi taktirde 2 Temmuz 1993 Türkiye ve insanlık tarihinde kara bir leke olarak anılmaktan öteye hiç bir şey ifade etmeyecektir! Hal böyle olunca Alevilere reva görülen katliamların kilometre taşlarından biri olmaya ve yeni katliamların habercisi olarak kalmaya devam edecektir. Tıpkı daha sonra yaşanan Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Şengal, Efrîn, Mabeta gibi. Bu mâna ile biz Demokratik Alevi Federasyonu olarak 2 Temmuz günü Madımak’ta katledilen canları bir kez daha anıyor anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

 
 

Katliamın 26. yılı

 

Madımak Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçti. Katliamda yaşamını yitiren Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, katliamda açığa çıkan nefret söylemlerinin bugün de devam ettiğini ifade etti. Sivas’ta 26 yıl önce aralarında yazar, şair, sanatçı ve birçok aydının bulunduğu 33 kişi Madımak Oteli’nde vahşice yakılarak katledildi. Pir Sultan Abdal’ı anmak için Aziz Nesin, Asaf Koçak, Edibe Sulari, Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci ve daha pek çok şair, yazar, sanatçı ve düşünür Sivas’a gelmişlerdi. Katliama giden provokasyon 1 Temmuz 1993’te Buruciye Medresesi’nde yapılan imza-söyleşi etkinliğinde başladı. O gün “Allah’ın beytine ve kitabı Kuran’a alçakça küfredilmek ve müminlerin izzet ve namuslarına saldırmaktadır” gibi tahrik dolu ilanlar basılıp evlere dağıtıldı. 2 Temmuz günü ise Cuma Namazı’ndan çıkan gruplar, Madımak Oteli’ne saldırmaya başladı. Saatlerce süren saldırıya ne polis ne de asker müdahale etti. Tam 8 saat otelin içerisinde kalanlar yardım istedi. 2 Temmuz akşamı 33 can ve 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi.

 
 

Altıok: Madımak 26 yıldır yanıyor

 

2 Temmuz’da Madımak Otel’ine yapılan saldırıda yaralı olarak çıkarılan ancak kaldırıldığı hastanede 9 Temmuz 1993 günü hayatını kaybeden şair, yazar Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, 26 yıl önce yaşanan katliamın olduğu dönem 23 yaşında olduğunu belirterek, katliamın planlı olduğunu şu sözlerle anlattı: “Çok planlı ve programlı hazırlandıkları açıktı. Şenlikten aylar öncesinden belediye eliyle servis edilen bildiriler, bir belediye yayınında son derece hedef gösterilen içerikli yazılar, fısıltı gazetesi, kulaktan kulağa yaygınlaştırılan nefret söylemleri, yapılanın planlı olduğunu anlatmaya yetiyor. Otelin ateşe verilmesi sırasında orada atılan sloganlar ‘Kahrolsun laiklik’, ‘Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak’, ‘kafirleri yakın’ gibi sloganlarla da katliamların amacını ortaya koyar nitelikteydi.”

Altıok, üzerinden 26 yıl geçen katliamda açığa çıkan nefret söylemlerinin bugün de devam ettiğini vurguladı ve ekledi: “AKP bugün varlığını toplumu ayrıştırarak ve nefret kültürünü yaygınlaştırarak devam ettiriyor. Ötekileştirici ve ayrıştırıcı dilin hiç kimseye faydası yok. İhtiyacımız olan şey bu ayrıştırmanın bir an önce bitmesi. Bir an önce ülkenin normalleşmesi ve geçmiş acıları ile yüzleşmesidir. Yeter artık bu nefretten kurtulalım. Daha toleranslı, daha vicdani yerden baktığımız bir toplumu inşa etmemiz gerekiyor.”