Gerçi bu durum PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Newroz çağrısıyla birlikte ortaya çıkmıştı. PKK Yönetimi 23 Mart’tan itibaren ateşkes ilan ettiğini açıklamıştı. Fakat yine de sürecin ilerleyip ilerlemeyeceği konusunda kuşkular vardı. Şimdi artık büyük kuşkular ortadan kalktı. Eğer Reyhanlı katliamı gibi provokasyonlar engel oluşturmaya veya bahaneler yapılmazsa belliki bu iş yürüyecek.
Peki Reyhanlı olayı engel oluşturabilir mi? Daha önce de Dicle Üniversitesi olayları, bazı operasyonlar gibi provokasyonlar söz konusuydu. Görüldü ki bu tür olayların engel oluşturmaması gerekiyor. Reyhanlı olayının vehameti bile demokratik çözüm sürecinin ne kadar önemli olduğunu ve mutlaka başarıya ulaşması gerektiğini açıkça gösteriyor.
O halde şimdi görev “Bu savaş bir dursa, biz siyasetle tüm sorunları çözeriz” diyenlere düşüyor. Kuşkusuz bu görev de en başta demokratik siyasetin omzundadır. Zaten bu sürecin esas amacı demokratik siyasetin gelişmesi için zemin hazırlamaktır. Zemin oluştuğuna göre, o halde demokratik siyasetin artık beklenen çıkışı yapması gerekiyor.
Demekki siyaset deyince, kuşkusuz bütün demokratik güçleri, kurum ve örgütleri içine alıyor. Bunun içinde partiler, dernekler, sendikalar, birlikler, yani tüm siyasal, kültürel ve kitlesel kurumlar var. Çünkü demokratik siyasetin bir boyutu kitle siyaseti olmasıdır. Dolayısıyla halk kitlelerinin harekete geçirilmesi gerekiyor.
Elbette demokratik siyasetin diğer boyutu da siyasal parti ve kurumlardır. Kitlelerin harekete geçirilmesinde de birinci görev siyaset kurumuna düşer. Mevcut haliyle demokratik siyaset kurumu diyebileceğimiz başlıca organlar olarak Barış ve Demokrasi Partisi(BDP), Demokratik Toplum Kongresi(DTK), Halkların Demokratik Kongresi(HDK) ve Halkların Demokratik Partisi(HDP) var.
DTK ve BDP, biraz geç kalmış ve yeterince planlanmamış olsa da, sürecin gerektirdiği hareketlenme içine kısmen girmiş görünüyor. Kitle tabanını süreç karşısında bilgilendirmek ve harekete geçirmek için her alanda mitingler yapma biçiminde belli bir çalışma yürütüyor.
Kuşkusuz DTK ve BDP’nin bu çabaları sürecin başarısı açısından önemlidir. Bu çalışmaların daha da geliştirilmesi ve derinleştirilmesi gerekir. Ancak bunlar ne kadar gelişse de, ülkemizde demokratik siyasetin tam rolünü oynaması açısından yeterli olamaz. Bunun için HDK ve HDP’nin rolünü oynaması ve beklenen çıkışı yapması gerekir.
Fakat bu konuda gerekli olan hamlenin gerçekleştiği görülememektedir. DTK ve DTP hamlesel bir çıkış yapamamaktadır. Üstelik Ankara’da yapılacak bir Demokrasi Konferansı çalışması da vardır. Bu da ülke genelinde demokratik siyasetin çıkış yapması için çok önemli bir vesiledir. Ancak konferans çalışmalarının da bu kapsamda olduğu gözlenmemektedir.
Elbette HDK ve HDP boş durmuyor ve önemli çabalar harcıyor. Bu çalışmalar kısmen basına da yansıyor. Fakat bunların çok zayıf ve yetersiz olduğu, içine girdiğimiz sürecin gereklerini karşılamadığı tartışma götürmez bir gerçek. O halde HDK ve HDP’nin hamlesel çıkış yapacak bir çaba içine girebilmesi, eski düzeyi hızla aşabilmesi gerekiyor. Bunu bugün yapmayacaksa daha ne zaman yapacak?
HDK ve HDP’nin çalışmalarında sadece yetersizlik görünmüyor, bize göre bazı hatalar da var. Örneğin öncelikle Diyarabakır’da, Batman’da, Van’da örgütlenmek için çalışıyor. Peki bu çabalara gerçekten ihtiyaç var mı? Bizce hayır, çünkü oralarda DTK ve BDP zaten örgütlü ve bunlar da HDK ve HDP’nin bileşenleri arasında. Aynı yerde HDK ve HDP’nin de örgütlenmeye çalışması hem bir tekrar, hem de boşa çaba harcamadır.
Halbuki HDK ve HDP’nin esas olarak DTK ve BDP’nin örgütlü olmadığı yerlerde örgütlenmesi, giremediği yerlere girmesi, ulaşamadığı kitlelere ulaşması gerekir. Zaten HDK ve HDP bunun için vardır. Önceliklerini, üslûbunu buna göre oluşturarak bu işi başarması, tarihi açıdan rolünü başarıyla oynayabilmesi açısından şarttır.
Bu konuda var olan ciddi yetersizliğin devam ettiği gözle görülebilen bir gerçektir. HDK ve HDP beklenen çıkışı yapamamaktadır. Hem duruşunda, söylemlerinde, hem de çabasında yetersizlik vardır. Oysa yeni demokratik çözüm sürecinin başarısı demokratik siyasetin örgütlenmesine, gelişmesine ve ülke siyaseti üzerinde etkinlik kazanmasına bağlıdır. Sürecin demokratik siyasal mücadele hamlesi olarak ilan edilmesi bunu içermektedir.
Besbelliki bu işle uğraşanlar yeterli yaratıcılık gösteremiyorlar. Örgütlü ve planlı hareket edemiyorlar. Kendilerini ve çevrelerini tam harekete geçiremiyorlar. Üstte kalıp tam kitle tabanına inemiyorlar. Bu konuda AKP’nin bile çok çok gerisindeler. Eğer demokratik deneyimden ders çıkaramıyorlarsa, hiç olmazsa AKP pratiğinden birçok şeyi öğrenebilirler.
Kuşkusuz bu çalışmaları yürütenler inanmış devrimci ve demokratlardır. Son derece dürüst ve fedakardırlar. Önemli bir çaba da harcıyorlar. Fakat bütün bunların yeni demokratik çözüm sürecinin görevlerini başarmadığı da açık. O halde bu konularda daha çok gelişkinlik gerekiyor. Süreç daha yaratıcı, örgütçü, planlı ve daha çok çaba sahibi olmayı istiyor.
Ancak ülkemizde bazı aydın ve siyasetçiler de var ki, bu tür örgütlü çalışma içine onlar hiç girmiyorlar. Demokratik siyaseti geliştirme görevini üslenmiyorlar. Onlar sadece konuşuyorlar ve maşallah dilleri de pek uzun, hiç kimseyi beğenmeyip herkesi eleştiriyorlar. Kendi görevlerini görmezden gelip herkese ders vermeye çalışıyorlar.
Böylelerine göre AKP takiyyeci, güvenilmez, oyun yapıyor, despotik, asla demokratikleşme adımı atmaz, vs. vs! Her gün bunları tekrarlayarak zamanlarını geçiriyorlar. Dahası kendi görevlerini görmeyip, PKK’ye bile ders vermeye çalışıyorlar. “AKP’nin PKK’yi aldattığını” ima ediyorlar. Böylece kendilerini rahatlatıyorlar.
Kim kimi aldatıyor, ortada aldatma mı yoksa değişim çabası mı var, elbette herkesin anlayışı kendine göre. Fakat böylelerinin “AKP’den demokratikleşme beklendiği, sürecinin anlamının bu olduğu” görüşü doğru değil. Yeni demokratik çözüm süreci “AKP demokratikleşme yaratsın” diye değil, “Demokratik siyaset örgütlenip ülke siyasetine el koysun” diye ilan edildi.
Böyleleri işte bu gerçeği anlamıyor görünüyorlar. Bizce anlamıyor da değil, kabul etmek istemiyorlar. Çünkü kabul etseler, demokratik siyaseti geliştirme görev ve sorumluluğu kendilerine de düşüyor. Onlarsa böyle bir örgütlü ve disiplinli çalışmaya giremiyorlar. Son derece bireyciler ve sadece konuşabiliyorlar. Bunun için de yeni sürecin içeriğini çarpıtıp yanlış yansıtıyorlar. Tabi bu durumlarıyla demokratikleşmeye hizmet etmiyor, tersine büyük zarar veriyorlar.
O nedenle böylelerini dinlememek ve dikkate almamak gerekiyor. Dahası doğru bir ideolojik mücadele ile bu tür düşüncelerin kitlelerin bilincini çarpıtmasına ve muğlaklaştırmasına izin vermemek gerekiyor. Demekki demokratik siyasetin gelişmesi örgüt ve eylem çalışması istediği kadar, ideolojik mücadele ve yoğun propaganda da gerektiriyor.
Demokratik siyasetin başarısına inananların tüm bunları etkili bir biçimde yapması, HDK ve HDP’de birleşerek gereken demokratik siyasi hamleye değerli katkılar sunması gerekiyor!..
HDK ve HDP