
Cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların sağlık durumu gün geçtikçe ağırlaşırken, sorunun çözümü için yapılan çağrılara ve yapılan eylemlere karşın hükümet ise adım atmamakta direniyor. Hasta tutsaklara ilişkin insan hakları kurumlarının yanı sıra HDP'li vekillerde bir dizi temasta bulundu. Konuya ilişkin HDP milletvekilleri Selma Irmak, Gülser Yıldırım, İbrahim Ayhan, Faysal Sarıyıldız ve Kemal Aktaş, cezaevinden çıkmalarının ardından 2 Mart günü hasta tutsaklara ilişkin hazırladıkları raporu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a sundu. Raporun sunulmasının ardından herhangi bir çalışma başlatılmazken, 7 Mayıs'ta bu kez de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sunuldu. 30 sayfalık, hasta tutsakların yaşadıkları sağlık sorunlar ve koşullarına dair bilgiler ile 641 tutsağın isminin bulunduğu raporun ardından somut adımlar atılmazken, infaz sistemindeki değişiklik taleplerini görmezden gelen hükümet ise Meclis'e sunduğu tasarıya hasta tutsaklarla ilgili düzenlemeyi ekledi. Hükümetin eklediği düzenlemede, "toplum zararı" kavramının yer almasına tepki gösterilirken, bunun hasta tutsaklar sorununa çözüm olmayacağı belirtiliyor.
Devletin eseri
Hasta tutsaklara ilişkin raporlar hazırlayarak temaslarda bulunan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, konuyla ilgili gelişmeleri ve hükümetin tutumunu DİHA'ya değerlendirdi. AKP Hükümeti'nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan diyalog sürecinin başından beri adım atmadığına işaret eden Sarıyıldız, AKP'nin pazarlık konusu dahi edilemeyecek insani bir mesele olan hasta tutsaklar sorununu da sürekli ötelediğini kaydetti. "Cezaevlerinde hasta olan arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu devletin sistematik işkence politikalarından ve zindanların kötü koşullarından dolayı ağır hastalıklara yakalandılar. Hasta tutsakların tahrip edilen bedenleri devletin eseridir" diyen Sarıyıldız, cezaevlerinin iktidarın, muhalefeti "terbiye" etmek istediği önemli mekanlardan biri olduğunu söyledi. İktidarın hasta tutsaklar üzerinden öç almaya çalıştığının altını çizen Sarıyıldız, yaşananların başka izahı olmadığını vurguladı.
İnsani ve ahlaki adım
Sarıyıldız, şunları söyledi: "Hasta tutsakların durumları kanunların soğuk ve savcıların kaskatı kesilmiş vicdanlarına teslim edilmeyecek kadar ehemmiyetli ve insani bir konudur. Dünya deneyimlerine baktığımız vakit, çözüm sürecinde olan taraflar, yüreklerde biriken öfkeleri yumuşatacak adımlar atmışlar. Siyasi pazarlık niteliği olmasa da insani, ahlaki yönü olan adımlar büyük barışlara ortam sunmuşlardır. Ancak Türkiye'de Kürt özgürlük hareketinin bütün iyi niyetli adımlar ve jestleri karşılık bulmadığı gibi devletin hasta tutsaklara yaklaşımı öfkemizi giderek katmerleştiriyor."
Acılara tanığız
Sarıyıldız, cezaevinden çıktıktan sonra yaptıkları ilk toplantıda hasta tutsakların durumunu gündemlerine alma kararı aldıklarını ve bunun ahde vefanın ötesinde siyasi bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Çünkü bizler yoldaşlarımızın yaşadıkları sorunlara ve acılara birebir tanığız" dedi. Sarıyıldız, ardından ise İHD'nin desteği ile kapsamlı bir rapor hazırladıklarını ve bunu ilgililere sunduklarını hatırlatarak, uçan sinekten dahi haberi olan devletin ilgililerinin hasta tutsakların sorunları anlatıldığında şaşırdığını kaydetti.
Şaşırmalarına şaşırıyoruz
Sarıyıldız, kendilerine sürekli "Nasıl böyle olur" tepkisinin verildiğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Sayın Arınç da bu tepkide bulundu. En son görüştüğümüz Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül de aynı tepkiyi verdi. İki günlük Gürcistan ziyareti esnasında Sayın Gül'e hem hasta tutsakların listesini hem de cezaevlerindeki işkence, kötü muamele ve hasta tutsakların yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerimizin de içerisinde olduğu raporu sundum. Ayrıca hasta tutsaklara karşı savcıların, düşmanca yaklaşımını görmesi açısından, savcılığın hasta tutsak Ramazan Özalp'ın tahliyesinin reddi için verdiği ibretlik kararı gösterdim. Sayın Gül çok şaşırdı, özellikle ATK kararına rağmen tahliye edilmeyen hasta tutsaklar sorunu ile ilgileneceğini belirterek, bu durumda olanların belgelerini istedi. Yaptığımız görüşmeden bir hafta sonra belgeleri Cumhurbaşkanlığı'na sunduk. Bu raporu daha sonra Adalet Bakanlığı'na da gönderdik. Geçtiğimiz hafta Selma Irmak arkadaşımız ile beraber Adalet Bakanlığı ile görüşme talebinde bulunduk. Görüşmede hasta tutsakların yanı sıra 20 yılı aşkın bir süredir cezaevlerinde tutulan ve sağlık sorunları yaşayan siyasi tutsakların durumunu gündeme getireceğiz."
Savcıların insafına terk
Sarıyıldız, AKP Hükümeti'nin yargı paketleri için toplumda kullanılan "gelen gideni aratır" sözünün çok uygun olduğunu kaydetti. Çıkan her paketten sonra geçmişteki uygulamaları arar hale geldiklerini ifade eden Sarıyıldız, AKP Hükümeti tarafından Meclis'e sunulan son düzenlemenin de hasta tutsakların sorununa çözüm getirmediğini söyledi. Sarıyıldız, AKP'nin sunduğu tasarıya göre, 5275 sayılı kanunun 16. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Toplum güvenliği bakımından tehlikelilik" unsuruna "ağır ve somut bir tehlike" kriterinin getirildiğini ve yeniden hasta tutsakların savcıların insafına bırakıldığını söyledi. Sarıyıldız, AKP'nin düzenlemesine ise şu soru ile tepki gösterdi: "Yürüyemeyen, konuşamayan, hafızasını yitirmiş ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan felçli ağır hasta tutsak Salih Tuğrul için 'toplum güvenliği için tehlikelidir' raporu veren savcılardan adalet ve vicdan ölçülerine göre karar vermesini bekleyebilir miyiz?"
Çözüm önerileri
Sarıyıldız, hasta tutsaklara ilişkin çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
* Özellikle iddia makamı olan savcıların hasta tutsaklara dair tasarrufu olmamalı, savcıların bu yetkisi derhal ortadan kaldırılmalı.
* Devletin ideolojik menfaatlerine göre karar veren ATK'nın hasta tutsaklara ilişkin tek onay mercii olmaktan çıkarılması gerekir.
* Cezaevinde maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyenler, tedavisi ve iyileşmesi mümkün olmayanlar için tam teşekküllü devlet hastanelerinin sağlık kurulu tarafından verilen raporlar yeterli görülüp, tahliye kararı verilmeli.
ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA