
Türkiye bir siyasi çıkmazı yaşamaktadır. Türkiye'nin temel siyasi sorunlarına çözüm üretecek bir siyasi aktör bulunmuyor. Parti oligarşileri buna izin vermiyor. Esas olarak da devletin klasik politikalarını aşan bir parti bulunmuyor. Böylece Türkiye'deki siyasi çıkmazdan kurtulunamıyor. Türkiye'de yaşanan siyasi kördüğümü aşmak için radikal demokratik bir partiye ihtiyaç var. Çünkü Türkiye'nin sorunları bazı reformlar ve küçük adımlarla çözülmeyecek kadar kapsamlı ve ağırdır.
Türkiye'nin temel sorunlarına radikal çözümler önerecek ve politikada etkili olacak bir partiye ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılayacak bir parti olmadığından Kürt demokratik hareketinin içinde yer alarak dinamizm kazandıracağı ve Türkiye'nin genelinde politika yürütecek bir parti projesi ortaya çıkmıştır. Bu projeye bazı Kürtler Kürt kimliğinden vazgeçiliyormuş gibi karşı çıkmaktadır. Türkiye cephesinde de sanki Türkiye solu Kürt demokratik hareketi içinde erir kaygısıyla karşı çıkılmaktadır. Bu iki yaklaşım da yanlıştır. Ya projeyi anlamamışlardır ya da çeşitli nedenlerle karşı çıkılmaktadır. Karşı çıkışın iki yönlü olması bile HDP projesinin doğruluğunu göstermektedir.
Bu proje hem Kürt demokratik hareketini hem de Türkiye demokratik hareketini güçlendirecektir. Böyle bir radikal demokratik hareket içinde yer alan solu da güçlendirecektir. Kürt demokratik hareketi de Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü konusunda bir açılım yapmış olacaktır. Çünkü Kürt demokratik hareketi Kürdistan'da gereken güce ulaştığı halde Kürt sorununun çözümünde sonuç alıcı bir gelişme yaratamıyor. Türkiye'de demokrasi hareketi güçlenmediği müddetçe Kürt sorununun çözümündeki bu tıkanma aşılmayacaktır. Türkiye'de demokratikleşme hareketi gelişmediği müddetçe mevcut zihniyetle Kürtlere karşı savaş on yıllarca sürmeye devam edecektir. Türkiye'de radikal demokratik bir hareket etkin olmadığı müddetçe Kürt sorununun çözümü gerçekleşmeyecektir. Kürtler de teslim olmayacağına göre, savaşın sürmesi kaçınılmaz olacaktır.
Kürtler kırk yıllık mücadeleleriyle demokratik ulus olma gerçeğine ulaşmışlardır. Kürt kimliği güçlü biçimde tarih sahnesine çıkmıştır. Bu açıdan Kürt kimliğinin Türkiye siyaseti içinde yok olması söz konusu olmayacaktır. Kürdistan'da demokratik toplum örgütlenmesi de, demokratik özerklik inşası da, demokratik siyaset de güçlü biçimde var olmaya devam edecektir. Kaldı ki HDP içinde hiçbir grup ve çevre kendi kimliğini kaybetmeyecek, aksine böyle bir birlik içinde varlığını güçlendirecektir. Siyasetin Türkiye genelinde yapılması ve Kürt sorununun çözümünün böyle bir parti tarafından savunulması Kürtlerin siyasi gücünü de, örgütlenmesini de zayıflatmaz, arttırır. Kürtlerin demokratik özerkliği kendi güçleriyle örgütlemelerine böyle bir parti daha fazla güç verir.
Siyasetin HDP içinde yapılmasına karşı çıkanlar, Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda ufku olmayanlardır. Kürt sorununun çözümsüz kalmasını bilerek ya da bilmeyerek isteyenlerdir. Türkiye'deki şovenizm ve Kürt milliyetçiliği ikilemi kıskacında Kürt sorununun çözümsüz kalmasına bilerek ya da bilmeyerek destek verenlerdir.
Kürt demokrasi güçleri ve sol böyle bir parti içinde güçlerini birleştirmezlerse politik olarak etkisiz kalacaklardır. Başta Kürt sorununun çözümü olmak üzere Türkiye'nin tüm sorunlarına radikal çözüm üretmedikleri müddetçe demokrasi güçlerinin de, solun da halkları peşinden sürüklemesi ve güçlenmesi mümkün değildir. Zaten Kürt sorununun çözümünde doğru bir yaklaşım içine girmeden, Kürt demokratik hareketiyle ortaklaşmadan sol güçler başta olmak üzere demokrasi güçleri etkin hale gelemez.
Kürtler açısından bir siyasi hareketin ve programının doğruluğu ya da yanlışlığı Kürt sorununa çözüm bulma kapasitesidir. Kürt sorunu şimdiye kadar ortaya çıkarılmış ve gündeme konulmuştur, sıra çözüm zamanıdır. Kürt sorununun çözümü en doğru ve sağlıklı olarak nasıl çözülebilir? Bu soruya cevap vermek önemlidir. Yoksa Kürt hareketi mevcut durumda kaldığı müddetçe mücadele de eder, savaş da yürütür. Eğer çözüm olacaksa başka siyasi açılımlara gerek vardır. HDP Türkiye'nin demokratikleşmesi ve başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin temel sorunlarına çözüm öngören siyasal bir partidir.
Amaç milletvekili ya da belediye başkanı olmak değildir. Çözümü zorlamadığı, çözümü sağlatacak siyasi güce ulaşmadığı müddetçe Türk devleti milletvekili ve belediye başkanlığına da itiraz etmez. Zaten dışarıdan birileri gelip milletvekili ya da belediye başkanı olamayacaktır. Sadece milletvekili ve belediye başkanı olmayı hedefleyen, ama Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesini hedeflemeyen bir politika halkın özlemlerine cevap vermez. Halk, siyasi güçlerden Kürt sorununun çözümünü istiyor. Özgür ve demokratik yaşamak istiyor. Bunun dışındaki her amaç rantçılığı farklı biçimde yapmak olur.
Kürdistan'da demokratik toplum örgütlemesinin ve buna dayalı siyasi gücün daha fazla etkili kılınması gerekir. Bu tabii ki dün olduğu gibi bugün de bir görevdir. Bunun için de hiçbir mevkii düşünmeden çalışmak gerekir. Toplumun örgütlenmesini ve toplumun güçlenmesini hedef alanlar çalışmalarıyla hem Kürdistan'daki demokratik toplumu ve demokratik siyaseti güçlendirirler, hem de Türkiye'nin demokratikleşmesine güç verirler. Böyle bir zihniyeti ve pratiği olanlar HDP'yi coşkuyla karşılarlar. Çünkü böyle bir partiyle çabalar daha anlamlı hale gelir ve sonuç alır.
Türk devleti ve gerici güçler Kürt devriminin yarattığı siyasi gücün Türkiye'deki demokrasi güçleriyle birleşmesini istemiyor. Çünkü Kürt demokratik hareketi Türkiye demokrasi güçleriyle birleşirse bu, kültürel soykırımcı politikaların son bulması anlamına gelir. Şovenist gerici güçler 30-40 yıldır Türkiye'deki sol güçler ve demokrasi güçlerinin buluşmasını engelledikleri için Kürtlere karşı yürüttükleri kirli savaşı rahat sürdürmektedirler. Bu açıdan yapılması gereken, Kürt demokratik hareketinin Türkiye demokrasi güçleriyle birleşerek Türk devletinin ve gerici güçlerin şimdiye kadar uyguladıkları politikayı boşa çıkarmaktır. Bu politika boşa çıkarıldığında Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü de yakınlaşır.