
Meclis Başkanlığı'na sunulan önergede, devletlerin baskıcı dönemlerinde sistematikleşen suçlardan birinin de kadına yönelik cinsel işkence suçu olduğuna işaret edildi.
Önergede, AKP iktidarının devreye koyduğu topyekun savaş konseptinin bir parçasının da kadın bedeni üzerinde yürütüldüğüne işaret edilerek, "Anti demokratik ve baskıcı uygulamalara karşı sesini yükselten kadınların iradesini kırmak maksadıyla cinsel taciz, tecavüz ve işkence yöntemlerine başvurulmaktadır. 7 Haziran'dan bu yana toplumsal muhalefetin güçlü olduğu coğrafyalarda kimi kadınlar, götürüldükleri karakolda, kimi cezaevi girişinde ince aramalar esnasında, kimileri de daha karakola götürülmeden gözaltı aracında cinsel işkenceye tabi tutularak yıldırılmaya çalışılmıştır" denildi.
Cezasızlık zihniyeti hakim
Önergenin devamında gerek gözaltına alınan gerek ise cezaevinde bulunan kadınlara yapılan hukuksuz uygulamalar hatırlatılarak, şunlara dikkat çekildi: "Tüm bu yaşananlar bize gösteriyor ki; gözaltında cinsel şiddet ve işkence bir devlet politikası işlevi görmektedir. Özellikle 90'lı yıllarda Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı yerlerde cinsel işkence suçunu işleyen polislerin açığa alınmadığı ya da haklarında yargı sürecinin başlatılmadığı; cinsel suçlara karşı cezasızlık zihniyetinin hakim olduğu bilinmektedir."
Önergede, "7 Haziran'dan bu yana kamuoyuna yansıyan ve daha önce de TBMM gündemine taşıdığımız gözaltı ve cezaevlerinde kadınlara yönelik cinsel işkence vakalarının araştırılarak, bu uygulamaların sonlandırılması için atılması gereken hukuki ve idari tedbirlerin tespit edilmesi adına bir araştırma komisyonu kurulması" talep edildi.
ANKARA