HDP, Türk devletini yöneten AKP-MHP-Ergenekon iktidarının, uyguladığı sistematik terör kampanyasına rest çekerek; valiliklerin yasak karanına, gece yarısı Güney Kürdistan’a hava saldırısına ve polis engeline rağmen Edirne ve Hakkari’de yürüyüş başlattı.
HDP, “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla iki koldan Ankara’ya yürümeye başladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), belediyelerine atanan kayyumlar ve belediye eşbaşkanlarının tutuklanmasının ardından Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile Amed Milletvekili Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesi üzerine “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” kararı aldı. Yürüyüşün bir kanadı HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın rehin tutulduğu Edirne’de, diğer kanadı Leyla Güven ve rehin tutulan Abdullah Zeydan’ın milletvekili seçildiği Hakkari’de toplandı.
HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu, SYKP Eşbaşkanı Canan Yüce, ESP Eşbaşkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, HDP’nin MYK ve PM üyeleri, milletvekilleri ve partililer, yürüyüşün startı için sabah saatlerinde HDP Hakkari İl binasına geçti. Parti binasındaki milletvekilleri ve partililer, üzerinde “Hep birlikte” yazılı önlük ve dövizlerle sık sık “Bijî berxwedana HDP’ê”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Darbeci AKP” sloganlarıyla Sancar ve beraberindekileri karşıladı.
Abluka ve barikat
Parti binasının bulunduğu sokak sabahın erken saatlerinde polisler tarafından ablukaya alındı. Tüm sokaklara barikat kuran polisler, kent merkezindeki birçok yere de zırhlı araçlar konumlandırdı. Yine, binaların yüksek tepelerine keskin nişancılar yerleştirildi. Tüm bunlara rağmen yürüyüşün startı yapılan açıklamayla verildi.
Sancar konuştu
Yürüyüş öncesi parti binası önünde açıklamalarda bulunan HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, polis ablukasına tepki göstererek, "Bir araya gelmemize bile izin vermiyorlar, ancak biz yürekten bağlıyız. Kimse birliğimizi bozamaz. Yüreklerde de sokaklarda da birlikte olacağız" dedi. Sancar, konuşmasına şöyle devam etti: "Eğer Anayasa'nın tanıdığı hakkı uygulatmıyorsa bu darbeciliktir. Hukuk tanımamak, Anayasa’yı tanımamak darbeciliktir. Bu yürüyüş demokrasi yürüyüşüdür. Demokrasinin vazgeçilmez şartı halkın iradesine sahip çıkmaktır. Kayyum politikası en büyük darbedir. Hakkari halkı belediye başkanlarını yüzde 65 oyla seçti. Belediyeye el koymak, kendi memurunu belediyenin başına getirmek, Hakkari halkının iradesini yok saymaktır. İşte biz bu iradeyi korumak için buradayız. Bu mücadele, Kürt halkının haysiyet mücadelesidir. Kürtçeyi belediye hizmetlerinden çıkarmak, Kürtçeye saldırıdır. Bir halkın diline saldırmak, haysiyetini hedef almaktır. Dilimize, kimliğimize sahip çıkma mücadelesi, her şeyden önce bir haysiyet mücadelesidir.
Bir toplumu siyaseten ve ahlaken çürütebilecek en önemli şey adaleti yok etmektir. Biz adalet için buradayız. Haksız ve hukuksuz yere milletvekillikleri düşürülenler için yürüyoruz. Haksız hukuksuz yere rehin olarak tutulan önceki eşbaşkanlarımız, tüm siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar için yürüyoruz.
Kürt sorunu bombalarla çözülmez
Kürt sorununun demokratik çözümü için yürüyoruz. Kürt sorunu, ancak siyasi yöntemlerle demokratik zeminde çözülebilir. İktidara da çağrı yapıyoruz: Kürt sorunu bombalarla, tankla, şiddetle, hapisle çözülmez. Bunu deneyen bütün iktidarlar tarihin çöplüğündedir. Atılan her bomba, sıkılan her mermi, bu ülkede yaraları derinleştirir, barışı uzaklaştırır, halkın ekmeğini küçültür, işini elinden alır. Barış için yürürken, özgürlük için de aş için de iş için de yürüyoruz. Bu ülkenin bütün halkları eşit bir şekilde yaşasın diye hep birlikte yürüyelim.
Umudu canlı tutmak için
Umudu canlı tutmak için yürüyoruz. Herkesi susturduklarında, umutsuzluk bütün yüreklere yerleşir. Herkes teslim olur. Umutsuzluk teslimiyettir. Umutsuzluğu yaratan şey susmaktır. Biz demokratik haklarımızı kullanarak itiraz ediyoruz, sesimizi yükseltiyoruz, umudu yükseltiyoruz. HDP umuttur, halkların birlikte mücadelesinin umududur.
Bu gidişatı durduralım
Kendini vicdanlı sayan, adaletten yana derdi olan, barış içinde yaşamak isteyen, ülkenin bütün iyi insanlarına çağrımızdır; bu gidişatı hep birlikte durduralım. Gücümüz var, yeter ki inanalım, kendimize güvenelim. Bu ülkenin hiçbir ferdi, hiçbir inanç grubu, böyle bir yönetime, düzene müstahak değildir. Bu topraklar özgürlük istiyor. Bu yürüyüş bunun içindir, buradan başlıyoruz. Bu yolun sonu er ya da geç özgürlüktür, adalettir, demokrasidir, barıştır. Buna inancımızı bir an bile kaybetmedik.
Dizimiz yere değmez
Halkımızla birlikte olduğumuz sürece alnımız yere eğilmez, dizimiz yere değmez. Biz direnmeyi biliyoruz, bugüne kadar parti olarak da arkadaşlarımıza da birey olarak da her türlü zulüm uygulandı. Ama biz ayakta kalmayı biliriz. İşte şimdi kazanma vaktidir. Bu ülkede barışı, adalet, özgürlüğü inşa etme vaktidir. Türkiye’nin bütün halklarıyla, vicdanlı bütün bireyleriyle inşa etmeye kararlıyız. Bunun için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz."
Yurttaşlar uğurladı
Konuşmanın ardından Sancar ve beraberindekiler yürüyüşe başlamak için araçlarına doğru yöneldi. Partililerin araç konvoyu yol güzergahında kent sakinleri tarafından zafer işaretleriyle karşılandı. Birçok yurttaş evlerinin pencerelerine çıkarak HDP'lileri karşıladı. HDP'lilerin bulunduğu konvoyun önü, İl Devlet Hastanesi civarında yurttaşlar tarafından kesildi. Halkın yoğun ilgisine kayıtsız kalmayan partililer, bunun üzerine konvoydan inerek yurttaşları selamladı. Bu sırada özel hareket polisleri müdahale ederek, kimi yurttaşları darp etti. Partililer, yurttaşları darp eden polislere tepki gösterdi. Yaşanan gerginlik sonrası tekrardan araçlara binen partililer, yol güzergahı boyunca da benzer ilgiyle karşı karşıya kaldı. Kimi korucuların da partilileri selamlaması dikkati çekti.
Partililer, kentten ayrılarak Van'ın yolunu tuttu.
Edirne koluna polis saldırısı
Edirne kolu için ise partililer, Edirne’ye gitmek üzere hareket noktası olarak belirlenen İstanbul’un Silivri ilçesinde bulunan Silivri Alışveriş Merkezi önünde toplanmaya başladı. Eşbaşkan Pervin Buldan’ın öncülüğünde buradan saat 12.00’de hareket edilmesi öncesinde alışveriş merkezi önünde toplanmaya başlayan partililer, polis saldırısıyla karşılaştı; 9 partili gözaltına alındı.
Bu saldırının ardından aralarında milletvekilleri Tuma Çelik ve Musa Piroğlu’nun bulunduğu partililer, yeniden uzaklaştırıldıkları alışveriş merkezi önüne geçmek istedi. Kurulan polis barikatıyla geçişler engellenmeye devam edildi. Polis barikatına rağmen alışveriş merkezi önüne girmekte ısrar eden HDP’liler ikinci kez polis saldırısıyla karşılaştı. Partililerin üzerine biber gazı sıkılıp plastik mermiler de kullanıldı. İkinci saldırıda da gözaltına alınanlar oldu. Polisin saldırısına tepki gösteren HDP’liler, bu tepkilerini “Direne direne kazanacağız” sloganı atarak, göstermeye başladı.
Silivri Alışveriş Merkezi önüne gelen HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’a, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü İdil Uğurlu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Keskin Bayındır, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eşbaşkanı Özlem Gümüştaş, HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Sezai Temelli, milletvekilleri Saruhan Oluç, Meral Danış Beştaş, Serpil Kemalbay, Musa Piroğlu, Tuma Çelik, Ömer Öcalan, Fatma Kurtulan, Dersim Dağ, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Zeynel Özen, Ayşe Acar Başaran, Filiz Kerestecioğlu ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi eşlik etti.
Geri adım attıramayacaklar
Buldan, Edirne’ye doğru hareket etmeden önce kısa bir açıklama yaptı. Buldan, “Asla bizi kararlı yürüyüşümüzden geri adım attıramayacaktır. Biz bu kadar değiliz. Biz binleriz, milyonlarız. Türkiye'nin birçok kentine giriş ve çıkışları yasaklayarak, Anayasa’ya aykırı bir şekilde meşru olmayan kararlar aldınız. Edirne'de milyonların temsilcisi var. Edirne başta olmak üzere, birçok cezaevinde milyonları temsil eden milletvekili ve belediye eşbaşkanları var. İşte bugün bu darbeye karşı demokratik yürüyüş, başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere cezaevlerinde olan tüm arkadaşlarımıza yönelik demokratik yürüyüştür” diye konuştu.
Yürüyüşün aynı zamanda halkların geleceğine dair olduğunu vurgulayan Buldan, şöyle devam etti: "Bu yürüyüş, aynı zamanda bugün açlığa, yoksulluğa, sefalete maruz bırakılan milyonlar içindir. Bu yürüyüş devam edecek; ta ki bu ülkeye barış, demokrasi ve özgürlükler gelene kadar. HDP yürüyüşünü devam ettirecek. Şimdi biz Edirne’ye doğru yola çıkıyoruz. Hepimizin yolu açık olsun. An serkeftin, an serkeftin!"
Buldan’ın konuşması alkışlar eşliğinde son buldu. Buldan ve beraberindekiler, daha sonra “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” için Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi önüne doğru hareket etti.
Edirne polis ablukasında
Yürüyüşün başlatılacağı Edirne kenti ise polis ablukası altındaydı. Edirne Valiliği’nin HDP’nin yürüyüşü dolayısıyla iki gün önce aldığı karar doğrultusunda kente girişler sınırlandırıldı. Kentin giriş noktalarına konuşlandırılan polis ekipleri, gelen araçları kontrol ederek, girişlerine izin veriyordu. Kent merkezindeki birçok noktaya da yine polisler konuşlandırıldı. HDP İl Örgütü binasının önü ve çevresi de sabah saatlerinden itibaren polis ablukası altında tutuluyordu.
HABER MERKEZİ