HDP’den "Adaylık" başvurusu yapan bir Alevi olarak objektif bir yazı yazmak kolay olmayacak! Bir anlamda 7 Haziran 2015 Seçimi Alevilerin, Aleviler de seçimin durumunu belirleyecek. Peki, Alevilerin siyasi tercihini neler belirleyecek? Asgari anlamda Alevi inancının gereklerini bilen bir cana "Tercih edeceğin partiyi tarif eder misin?" deseniz canın sözel olarak tarif edeceği parti HDP olur. Bu anlamda HDP’nin önceliklerinde biri Türkiye Toplumunu oluşturan çoğulluk içinde Alevilerle buluşmak olmalıdır.
HDP kuruluşunda DARA DURMUŞ. Cumhurbaşkanlığı seçiminde İKRAR VERMİŞ, genel seçimse MÜSAHİP olmak istiyor! HDP programı, çalışmaları, Alevi Toplumunun demokratik taleplerine dair politikalarıyla tarihi bir tercih olmaya adaydır. Alevilerin tercihi hiç kuşkusuz HDP olmalıdır.
90 Yıllık Alevi Sorununu 90 yıldır hükümet olan partiler bırakın çözmeyi görmediler bile! AKP ise "Alevi Açılımı" diyerek Aleviliği din, devlet, diyanet üçgeninde nihai asimilasyonla bitirmek istiyor. Bu anlamda Alevi sorunu "Zorunlu Din Dersi, Cemevlerinin tanınması" ikilemine sıkıştırılamaz. Aleviler bir VARLIK YOKLUK SORUNU ile karşı karşıyadır. Varlığı kabul edilmeyen bir toplumun talepleri ve hakları kabul edilir mi? Ortadoğu, Suriye, Kürdistan üçgeninde yaşanan Şengal, Kobanê, Telafer, Ninova, Maan ve Suriye’nin hemen her yerindeki Alevi katliamı, Alevilerin VARLIK YOKLUK gibi yaşamsal bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunun göstergesidir.
Êzîdîlerin "Kökünü kazımayı" hedefleyen caniler Alevileri katletmeyi de "Mukaddes bir vazife" olarak görüyorlar. Koçgiri’den, Gezi Direnişine devlet tarafından yapılan Alevi katliamlarının tamamı planlı bir politikanın sonucudur. Devlet/hükümet neden IŞİD benzeri canileri Türkiye’de konuşlandırıyor dersiniz? Kobanê’ye saldıran caniler YPG/YPJ tarafından sökülüp atılmasaydı, ikinci hedefleri kim olacaktı? Bu hakikatler ortadayken Aleviler 90 yıldır asimilasyon, inkar ve katliam politikası yürüten geleneksel devlet partilerine oy vermez/vermemelidir! Bir başka hakikat ise devletin "Laiklik" dediği sahtekarlığın aslında bir DEVLET DİNİ olmasıdır. Alevi sorunun çözümü sahte laiklikle değil İNANÇSAL ÖZERKLİLE olabilir.
Alevi Toplumunun varlığını gören, kabul eden ve partinin her kademesinde pozitif ayrımcılıkla yer veren HDP daha da ileri giderek "Aleviler HDP içinde özerk politik güç olmalı" diyor. HDP inançsal özgürlük ve eşit yurttaşlık anlamında Alevilerin, Sünnilerin/Müslümanların, Hıristiyanların, inançsızların, halkların eşitliği anlamında Ermeni ve Süryanilerin, Arap ve Çerkezlerin, Kürt ve Türklerin partisidir. Türkiye’de var olan etnik, inançsal, kültürel kimliklerin özgürlüğü ve eşitliği HDP’nin varlık gerekçesidir.
Türkiye Devleti tarihsel olarak Ortadoğu’nun, belki de dünyanın en sorunlu ülkesidir. Ancak sorunların çözümü o kadar da zor değildir. Çözümü zorlaştıran devletin ırkçı, inkarcı geleneği ve bu gelenek üzerine hükümet olan zihniyettir. Tortulaşmış zihniyeti çözecek güçlerden biri de Alevilerdir. Aleviler ne kadar parçalı bir yapıda olsalar da seçim sürecinin birleştirici olacağı kesin. HDP’nin düzgün ve duyarlı bir politika izlemesi birliği daha da pekiştirecektir. Ayrıca 2015 Genel Seçiminin her anlamda belirleyici olma niteliği de bu birliği pekiştirecektir.
Kimileri "Alevileri 90 Yıllık CHP’li" bilse de hakikat böyle değildir. Alevilerin CHP seçmeni olmasının nirengi noktası 1960/1974 dilimidir. CHP tercihinde çeşitli sebepler olsa da asıl sorun "Seçenek olmamasıdır!" HDP Alevi Toplumu için siyasi bir seçenek olabileceğini Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ispatladı. Bu seçimde olması gereken daha sıcak, paylaşımcı bir diyalogun yanında Alevi toplumunun tarihi, inançsal, kültürel, siyasal değerlerine hitap edebilmektir. HDP ile Alevi toplumu arasında bu tarihi ilişkiyi sağlayacak olan Alevi kurum, dernek, vakıf vb. örgütleriyle Alevi aydın, yazar ve sanatçılarıdır.
Hasılı 2015 Genel Seçimi 21. Yüzyılın demokrasi, insan hakları ve özgürlüklere giden kapıyı aralayacak bir seçimdir. 2015 seçimleri aslında 2050’nin seçimleridir. Bunca tarihi, insani, siyasi sonuçları olacak bir seçimde tarihi, insani ve siyasi görevlerimizi yapmak zorundayız. Tarih yapıldıktan sonra yazılmaz, yapılırken yazılır. Gelin canlar hem tarihi yapalım hem de yazalım..!