Sayın Abdullah Öcalan’ın yıllarca Kürt ve Türkiye halklarının birliğine vurgu yaptı, demokratikleşme ve özgürleşmeye giden yolun halkların ve inançların ortak platformundan geçtiğine dikkat çekti. Bu amaçla neredeyse birkaç partiyi kurulup feshedildi, bir dizi konferans ve kongereler düzenlendi. Öcalan’ın perspektifleri en son HDP-HDK projesiyle pratikleşti. 

HDP, başta kadınlar olmak üzere toplumdaki tüm etnik kimlikleri, inançları ve demokratik kesimleri kapsayan bu proje ile 2015 seçimlerine katıldı. Birçokları barajı aşamanın mümkün olmadığını, parti ile seçimlere girmenin intihar olduğunu belirtti, hatta bunun Öcalan’ın, Erdoğan’ı başkanlığa götürecek bir projesi olduğunu iddia etti, buna benzer sayısız komplo teorileri üretti. Ama Başkan Öcalan parti ile seçime girme projesinde ısrarlı oldu, barajı aşma konusunda hiçbir kuşku ve kaygısının olmadığını söyledi. 

HDP, oluşturduğu proje ile seçimlerde büyük bir başarı sağladı, tarihi bir zafer kazandı. HPD projesi Türkiye’nin bütünlüğü, Kürt ve Türk halkının kardeşliğini, inaçların, farklılıkların, Ermeni ve Keldanililerin, emekçilerin, kadın ve gençliğin de iradesini taşıyan bir projeydi. Demokratik mahiyeti oldukça yüksek olan bu projenin en önemli niteliği aynı zamanda savaşı da durdurabilecek özelliğe sahip olması. 

Fakat bundan da önemlisi, HDP projesinin hemen hemen herkesi korkutan, panike sürükleyen, toplumun ezici çoğunluğunu kaygıya sokan Erdoğan eksenli çizgiyi, giderek frenlenemez bir noktaya doğru giden tehlikeyi durduracabilecek yegane proje olması. 

İşte HDP bu projeyle seçime katıldı. Geçilemez denilen barajı aşarak, parlamentoya girmeyi başardı, tarihe geçti. Tam da bu noktada şu hususları vurgulamak gerekiyor: 

Bir; HDP uçurumun kenarına gelmiş olan Türkiye’yi kurtaracak tek politik çözüm gücü olarak öne çıktı.

İki; son otuz yıldır sürdürülen savaşı durduracak ve çözüm sürecine götürecek tek irade olarak güven veren bir parti konumuna geldi.

Üç; giderek katı devlet yapısına ve faşizme doğru hızla yol alan Erdoğan çizgisini ve başkanlık sistemini durduracak tek güç olarak ortaya çıkan bir kuvvet halini aldı. 

Dört; sorunları demokrasi ve herkesin ortak katılımı ile çözecek ortak bir platform konumuna geldi. 

Beş; demokratik ulus tezinin giderek anlam bulduğu, Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan halkların birlikteliğinin ancak HDP’nin projesi ile mümkün olabileceği gerçeği HDP şahsında somutluk kazandı. 

İşte bu temel noktalar Türkiye halklarının önemli bir kesiminin HDP’e yönelmesini sağladı. HDP adeta tek umut oldu. Bu nedenle sorunların çözüm gücü olarak görüldü, Kürt sorunun çözümü, halklar arasındaki barış ve kardeşliği sağlayacak tek politik güç olarak görev verildi.

HDP’e oy verenler şu mesajı vermiştir: “Türkiye bataklığın dibine kadar varmıştır. Savaş, ahlaksızlık, hırsızlık, baskı ve zulüm, yolsuzluk, şiddet ve işsizlik yaşamın bir parçası haline gelmiştir. AKP’nin yapacağı bir şey kalmamış, Erdoğan’ın başkanlık sistemini getirmesi ile Türkiye sözcüğün gerçek anlamıyla uçuruma yuvarlanacak duruma gelecektir. Bu nedenle dur deme zamanı gelmiştir.”

Seçmen bu gerçekleri görerek HDP’i tercih etti. Şunu vurgulamak gerekir: Barıştan, yeni bir yaşamdan yana olanların, savaşa, işsizliğe, hırsızlık ve yolsuzluğa karşı olanların tercih edeceği parti elbette ki HDP olacaktı. “Aklın yolu birdir” belirlemesi, herhalde bu tür zamanlar için söylenmiştir. Doğruyu görmek, doğrudan yana tutum geliştirmek, gerçeklerin yanında yer almak, savaşa karşı çıkmak, demokrasi ve özgürlükler için mücadele edenlerin yanında yer almak yapılacak en doğru eylemdir. 

Seçimde bu gerçekleşti. Yani Türkiye halkları doğru partide buluşarak, Erdoğan’ın faşist çizgisine “dur” deme kudretini gösterdi. Bu anlamda HDP’e verilen oylar bilinçli bir tercihle verilmiştir ve bunlar “emanet” oylar olmayacak, HDP’ye güç verecek, gelişimine ivme kazandıracaktır. HDP, emekçiler, işçiler, Ermeniler, Êzîdîler, Kürtler, devrimciler, sosyalistler, feministler, anarşistler, kadın ve gençler, kısacası ötekileştirilen tüm kesimlerden oy aldı, onay gördü. HDP’e oy verenler, HDP çizgisinin Türkiye’nin reel çıkarlarını savunan bir çizgi olduğu sonucuna vararak onu tercih etti.

Örneğin kadınların, bir kadın partisi olan HDP’e vermiş olduğu oyları emanet oylar değildir. Gençlerin, bir gençlik partisi konumunda olan HDP’e vermiş olduğu oyları emanet oylar değildir. CHP’den umutlarını kesip HDP’e oy veren Alevilerin oyları emanet oyları değildir. Ermenilerin, Êzîdîlerin, gerçek müslümanların, Asuri/Süryanilerin verdiği oylar emanet oylar değildir. HDP ezilenlerin gemisi, katliamla karşı karşıya olan halkların gemisi, tufan döneminde Cudi Dağı‘na oturan her renk ve cinsten insanların içinde olduğu bir gemidir. Bu gemi aynı zamanda bir kurtuluş gemisidir ve halklar şimdi kendilerini bu gemide ifade etmenin onurunu yaşıyorlar.