Halk kararını verdi. AKP dışında her üç partinin de 7 Haziran’da halkın tecelli eden iradesinden, halkın adaletinden hoşnut olduğunu görüyoruz. AKP ise şokta! Keyfi, adaletsiz, sorgusuz/sualsiz iktidarlarının ellerinden kayıp gitmesinin şoku bu... İtaatkar toplum hayallerinin yitiminin şoku... Bundan sonra hesap verecek olmalarının korkusunu iliklerine kadar hissediyorlar.
Kürtler sokaklarda demokrasi halayına durmuşken, demokrasi ve özgürlük sevdalıları seçim sonuçlarını şölen tadında karşılarken, halkın adaletinden korkanların yüzleri asık. Yaşadığı şoku atlatamayan AKP’li beyzadelerin “sandık”, “millet iradesi” edebiyatlarının palavradan ibaret olduğunu gizleyemiyorlar artık. AKP’li efendilerin söylemlerinden, halkın iradesini hazmedemediklerini ve fırsatını bulduklarında bu iradeyi cezalandırmaya yeminli olduklarını anlıyoruz. Öfkeli, kibirli ve kinliler.
Arınç’ın, “koalisyon HDP-MHP-CHP arasında olmalı” sözleri “bize muhtaçsınız” kibrinin tezahürü. Akdoğan’ın, “çözüm sürecinin artık filmini yaparlar” demesi, aynı kibre samimiyetsizliğin ve Kürtlerin iradesine saygısızlığın dışavurumunun ilavesi.
Cumhuru düşman belleyen reisi-cumhurun ne diyeceğini merakla bekliyorum. İlginç! Erdoğan ilk defa bir cumhurbaşkanı gibi konuşuyor. Sanki AKP ile hiçbir bağı, alakası yokmuş gibi...
Seçim sonuçları Erdoğan’ın aklını başına getirmiş olabilir mi?
Türkiye’nin geleceğiyle bu denli oynayan, iç savaş çıkartma, Türkiye’nin geleceğini karartma pahasına iktidar hırslısı Erdoğan’ın yenilgiyi metanetle karşılaması normal mi? Kürtleri seçim arifesinde bombalatanlar iki günde değişemeyeceğine göre bu tutum neyin nesi?
Nedeni basit. Çünkü Erdoğan, yenilgiyle anılmak istemiyor. Çöküşün faturasını başkasına çıkarmak istiyor. Meydanlara çıkarak AKP için elinden geleni yapan o değilmiş gibi...
Davutoğlu’nun tek başına iktidar olamazlarsa “istifa edeceğini” söylemesine rağmen balkona çıkıp zafer naraları atması ise yenilgiyi hazmedememenin travmatik bir göstergesi.
Kibirliler için en hoş olmayan durum başkalarına muhtaç olma halidir. İşte AKP’nin yaşadığı hal tam da bu haldir. AKP, hükümet kurabilmek için mecliste bulunan diğer partilerin kapısını çalmak zorunda. Davutoğlu’nun hangi yüzle bunu yapacağını merak ediyorum doğrusu. Gerçi bunlarda yüz yok ama yine de bu olasılık AKP’li beyleri çileden çıkarmaya yeter.
Artık buyurganlık dönemi bitti. AKP’li beyler, başkalarını dinlemek zorunda. Yalnızca dinlemek de yetmiyor. Karşıdakini dikkate almak zorundalar. Bu da yetmiyor, uzlaşmak, anlaşmak zorundalar. Yani masa kurup müzakere etme vakti…
İşte bu durum diktatörlüğün sonu anlamına geliyor. AKP’lilerin kabullenemediği ancak başka yollarının da olmadığı gerçek!
Evet, 7 Haziran’da Türkiye halkı bir döneme son verdi. Yeni bir dönem başladı. Halk, diktatörlüğe doğru gidişe dur dedi. Demokratik gelişimin önünü açtı. Halk, 7 Haziran’da demokraside karar kıldı. AKP’nin hazırlıksız yakalandığı bu süreçte nasıl bir karar vereceği merak konusu. AKP, halkın talepleri ve iradesi doğrultusunda demokratik mücadelenin bir parçası olabilir mi? Bu çok zor. Ancak bu iradeyi görmezden gelebilecek siyasi güce de sahip değil artık. Demokrasiye, uzlaşıya, müzakereye ve çözüm kültürüne direnecektir. Ama bu direncin akıntıya karşı kürek sallamak dışında hiçbir anlamı yok.
AKP ya yeni dönemin bir parçası olacak ya da köhnemiş zihniyetiyle eski dönemin partisi olacak. Türkiye kararını verdi sıra AKP’ye geldi. Uzatamaz, zamana yayamaz ve erteleyemez artık.
Türkiye demokrasi iklimine kapı araladı. HDP’ye yeni dönemde çok büyük görevler ve iş düşüyor. Bu bakımdan Türkiye’nin demokrasisinin ve geleceğinin HDP’ye emanet edildiğini söyleyebiliriz. Halk bu görevi HDP’ye verdiğine göre HDP’nin Türkiye’nin geleceğini şekillendirmek için kolları sıvaması gerekiyor. Yüzde 13’lük zafer, halkın beklentisinin göstergesi. Halihazırda oluşan meclis aritmetiği her türlü koalisyon ve hükümet olasılığını gündeme getirmiştir. HDP’nin iktidar ortağı olması veya muhalefette kalması tarihi sorumluluğunu azaltmaz. Her halükarda Türkiye’nin geleceğine dair söz söyleme veya icraatta bulunma sorumluluğu HDP’nin omuzlarında artık.