HDP Sözcüsü Kubilay: HDP Kongresi, mevcut konjonktürün bilincinde olarak önümüzdeki dönemin temel stratejik hedeflerini belirleyecek ve HDP’yi bu noktaya eriştirecek ‘siyasal yol haritası’nı çıkaracak.

HDP Sözcüsü Günay Kubilay, 23 Şubat’ta yapacakları kongreleriyle önümüzdeki iki yıllık dönemde partilerinin politik ve örgütsel çizgisine yön verecek politikalarına ilişkin karar alacaklarını söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Günay Kubilay, kongre hazırlıkları ve gündeme dair haftalık olağan basın toplantısını parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirdi. Pazar günü yapacakları 4. Büyük Olağan Kongre’ye dair konuşan Kubilay, “Büyük Kongremiz Türkiye’nin birbirini besleyen ve tetikleyen ekonomik, siyasal ve bölgesel krizlerle karakterize olduğu ve kritik bir yol ayrımının eşiğinde bulunduğu bir konjonktürde gerçekleşecek. Böyle bir konjonktürün bilincinde olarak önümüzdeki dönemin temel stratejik hedeflerini belirleyecek ve HDP’yi bu noktaya eriştirecek ‘siyasal yol haritası’nı çıkaracak” dedi.

Kongre öncesi Örgütlenme Konferansı, Gençlik Konferansı, Kadın Konferansı ve 3. Büyük Olağan Konferansı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Kubilay, şöyle devam etti: “Kadın Meclisimiz, Gençlik Meclisimiz, Parti Meclisimiz ve Merkez Yürütme Kurulumuz partinin kolektif iradesini açığa çıkaracak, büyük bir politik konsensüsle kongreye taşıyacak, kapsamlı bir ön hazırlık sürecini başarıyla tamamladı. 23 Şubat’ta da bütün bu çalışmaların ortak bir örgütsel havuzda derlenip toparlanacağı, önümüzdeki iki yıllık dönemde partimizin politik ve örgütsel çizgisine yön verecek politikaların bağlayıcı karara dönüştürüleceği 4. Büyük Kongre yapılacak.”

Israr edilecek politik öncelikler

 Kubilay, böyle bir kritik momentte kongrenin ısrarla üzerinde duracağı birkaç politik önceliğin altını çizdi:

  • Her şeyden önce HDP’ye yönelik olarak sürdürülen çok yönlü saldırı ve siyasi tasfiye operasyonlarına, güçten düşürme ve izole etme hamlelerine, Kürt halkının siyasi iradesini gasp eden kayyum atamalarına, her gün yapılan polis operasyonlarına, gözaltılara, tutuklamalara karşı ‘Buradayız, HDP’deyiz’ beyanı olacak.
  • Büyük Kongre, AKP-MHP iktidarı tarafından durmaksızın milliyetçiliğin, cinsiyetçiliğin, dinciliğin, piyasacılığın empoze edildiği, siyasal zor yoluyla topluma ikame edilmeye çalışıldığı bir dönemde, eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu, ekolojik ve demokratik bir cumhuriyet hedefinde ve yeni yaşam idealindeki ısrarının teyit edildiği ortak bir uğrak noktası olacak.
  • Özellikle HDP olarak, 31 Mart’tan itibaren toplumun çoğunluk desteğini kaybetmiş ve demokratik meşruiyetini yitirmiş bulunan AKP-MHP iktidarından kurtuluşun ve demokratik bir halk iktidarının yolunun açılmasında ‘demokrasi ittifakı’nı olmazsa olmaz olarak değerlendiriyor, kuvveden fiile dönüşmesi için öncelikli görevler arasında görüyoruz. HDP, bütün demokrasi güçleriyle geleceğe birlikte yürümek, geleceği birlikte kazanmak, geleceği birlikte inşa etmek istiyor.
  • Bu sürecin bir parçası olarak ‘tek adam rejimi’ olarak da nitelenen Saray rejimine itirazı olan, demokratik ve çoğulcu bir parlamenter sisteme dönüşü öngören, ifade özgürlüğü, bağımsız yargı, özgür medya, hak, hukuk, adalet önceliklerle beraber demokrasi arayışı içinde olan güçlerle de bir ‘asgari demokratik programda’ buluşmak ve bir ‘siyasal geçiş sürecini’ birlikte inşa etmek için parlamento içinde ve dışındaki partiler veya güçlerle demokratik işbirliklerine de hazır olduğumuzun altını çizmek istiyoruz. Kongremiz bütün toplumsal, siyasal, sosyal, ekonomik, demokratik, ekolojik, kültürel, gençlik ve kadın sorununa dair kararlar alacak ve yaşamın her alanına dair, sözü, politikası ve eylemi olan bir parti olarak yeni mücadele sürecindeki yerine alacak.

İki dönemde istisna yok

  • HDP’nin tüzüğünde iki dönem uygulaması var ve iki dönemi dolduran PM üyesi yüzde 25 oranında. Bu iki dönemin uygulanması konusunda herhangi bir istisna olmayacak ve bu PM dahil merkez organlarda bu oranda mutlak bir değişiklik olacak anlamına geliyor.
  • Kongreye 30 bin kişilik bir katılım sağlamayı düşünerek organizasyonlarımızı buna göre yaptık.
  • Kongre’ye yasal delege sıfatıyla yaklaşık bin delege katılacak.
  • Diğer değişiklikler ise önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarına yanıt verecek kadro ihtiyacına göre belirlenerek, kongrenin iradesine sunulacak. Bu konu da çalışan bir mutabakat komisyonumuz var. Komisyona parti içinden ve dışından yüzlerce başvuru yapıldığını biliyoruz.

26 ülkeden 54 parti/kurum

Kongre katılımına dair de Kubilay, şunları söyledi: “Ülke içinde demokrasi kulvarında gördüğümüz bütün sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, platformlara, inisiyatiflere, kurumlara, kuruluşlara, pek çok sanatçı, yazar ve akademisyeni de kapsayan geniş bir davet listesi oluşturduk ve davetimizi yaptık. Kongremiz parti tarihinin en geniş ve en güçlü yurtdışı katılımına sahne olacak. Büyükelçilikler hariç enternasyonalist bir dayanışma bilinciyle 26 ülkeden 54 dost siyasi parti ve kurum katılacak. Avustralya’dan İrlanda’ya  yine dünyanın pek çok ülkesinden dostlarımızdan gelen yazılı ve görüntülü destek ve dayanışma mesajlar olacak.

Düşmanlık yapanlara davetiye yok

Ülke içindeki davetlilere gelince, HDP düşmanlığı yapan AKP, MHP, BBP gibi partileri davet etmedik. Onun dışında İyi Parti ve Gelecek Partisi dahil, HDP’yle belli bir siyasal adap içinde ilişki kuran bütün partileri davet ettik ve pek çoğunun kongremize katılacaklarını umuyoruz. Kongremize şimdiye kadar yurt içinden ve dışından 100’ün üzerinde gazeteci akredite oldu. Medya üzerindeki bunca ambargoya ve tek sesliliğe rağmen tüm basın emekçilerinin gözünün bu kongrede olacağını biliyoruz. Çünkü gazeteciler de biliyor ki HDP, Türkiye’nin dönüştürücü gücü. HDP kongresinde söylenecek her söz ve alınacak her karar önümüzdeki yılların şekillenmesinde önemli roller oynayacak. Sonuç olarak; HDP’yle barış, demokrasi, özgürlük, hak, hukuk, adalet yolunda yürüyen herkesi kongremize bekliyor, HDP’yle dayanışma içinde olmaya, kongremizdeki coşku ve heyecanı birlikte yaşamaya çağırıyoruz.”

MYK son halini verecek

 Kubilay, ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kubilay,  Eşbaşkanların kongre ile birlikte değişip değişmeyeceğine dair soruya şu yanıtı verdi: “Bizim eşbaşkanlar adaylarımızın belirlenmesi de dahil, ilgili PM üyelerini ve yetkili kurulları belirlemek için bir mutabakat komisyonu var. Bu komisyon eş başkanlarımızla bir görüşme yapacaktı. Sanırım bu görüşmeleri yaptılar. Yarın bunları derleyip toplayıp MYK’ya sunacaklar. Oluşan listeleri MYK’ya sunulması ardından belirlenecek.”

 

ANKARA

 
 

HDK umudun zeminini yarattı HDP yeşertmeye devam ediyor

   

HDP’nin ilk Eşbaşkanı Fatma Gök, “HDK kurulduğu zaman ‘umudun zeminini yaratıyor’ demiştik. HDP umudu yeşertmeye devam etti. Gerçekten bugün HDP insani ve özgürlük özlemlerinin düğümlendiği yerde duruyor bütün baskılara rağmen” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 23 Şubat’ta (Pazar günü) Ankara Arena’da 4. Büyük Olağan Kongresi’ni yapıyor. Eşbaşkanların, Parti Meclisi’nin (PM) ve Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) belirleneceği kongrede HDP’nin yeni dönem mücadele hattı da netleşecek.

Demokrasi ittifakı ve Türkiyelileşme

HDP, 24- 25 Ocak’ta Ankara’da iki gün süren konferansın ardından yeni dönem hattına ilişkin mücadeleye doğru kararlaşmaya gitmişti. “Demokrasi ittifakı” ve ”Türkiyelileşme” gündemini önüne koyan HDP, sonuç bildirgesinde demokrasi ittifakını, “Partimiz şimdiye dek barış, özgürlük, eşitlik, adalet ve demokrasinin kazanabilmesi için, faşizme karşı, demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana yürüttüğü, demokrasi ittifakının inşa edilebilmesi için büyük emekler verdiği mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor. Asgari demokratik müştereklerde buluşabilecek bir demokrasi ittifakının oluşumunu yaratmayı öncelikli görevi olarak görür” sözleriyle açıklamıştı.

Kürt sorununun çözümü

 “Demokrasi ittifakı” ve “Türkiyelileşmenin” yanı sıra Kürt sorununun demokratik çözümünde ısrarcı olduğunu deklare eden HDP, AKP-MHP iktidarının, sadece Türkiye sınırları içinde değil, Ortadoğu’daki Kürt düşmanı politikalarına karşı da mücadeleyi sürdüreceklerini belirtiyor ve ”İçeride kayyum atamaları ile Kürt halkının iradesinin gasp edilmesine karşı yerel demokrasi ve toplumsal barış mücadelemizi; dışarıda ise Kuzey-Doğu Suriye başta olmak üzere işgal ve savaş politikaları ile Kürt halkının statü hakkının yok edilmesine karşı kararlı duruşumuzu, demokrasi ve bölgesel barış mücadelemizi büyüteceğiz” diye ekliyor.

Öcalan’ın fikri ile yola çıkıldı

 Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) kurulması ile partileşen HDP, dünden bugüne her seferinde yeni bir açılımla yenileşme sürecine gitti. HDK’nin partileşmesinin hızlandırılmasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ”Türkiye’yi kucaklayan sol bir parti” fikrinin önemli etkisi bulunuyordu. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), 2011 genel seçimlerine Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku olarak bağımsız adaylarla katılmış, sonrasında blok dağıtılmayarak çalışmalarına Halkların Demokratik Kongresi (HDK) adıyla devam etmiş ve ardından partileşerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) adını almıştı.

Çatı partisi olarak kuruldu

 HDP, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Yeşiller ve Sol Gelecek gibi partilerin bir araya gelmesiyle 15 Ekim 2012’de bir çatı partisi olarak kuruldu. HDK’nin tüm bileşenlerinin kurucu unsur olarak temsil edildiği yeni partinin eşbaşkanlığını eski Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV)  Başkanı Yavuz Önen ile Prof. Dr. Fatma Gök üstlendi. 27 Ekim 2013’te yapılan 1. Olağanüstü Genel Kurulda Eş Genel Başkanlığa İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü getirildi.

40 yıldan sonra müzakere

“Gezi Direnişi”nin ruhunu yansıtan “Bu daha başlangıç” sloganıyla düzenlenen Büyük Kongreye, Abdullah Öcalan da mesaj gönderdi. Mesajı dönemin BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan okudu. Abdullah Öcalan, kongreyi kutlayarak, HDP’nin mücadele hattına ilişkin şu belirlemeyi yapıyordu: “Halkların Demokratik Kongresi oluşumu mücadele tarihimizde Haki Karer’in şehadetinden sonra aldığımız partileşme kararı kadar tarihsel bir öneme sahiptir. HDP, ortak demokrasi mücadelemizde önemli tarihsel sapağı işaret etmektedir. Yürüttüğümüz mücadelede yılların birikim ve deneyiminin kaçınılmaz olarak radikal demokrasiye evrileceği, elitist ve konformist siyaset anlayışının terk edilerek, tabanı ve halkı esas alarak ortak örgütlenmeyi ikame edecek birikim ve enerjiyi kendinde görmelidir. 71 devrimciliği devlete isyan devrimciliğiydi. 40 yıldan sonra devletle müzakere önemlidir. Zira devrimci mücadeleler ancak nitelikli müzakerelerle kalıcı insanlık barışına dönüşebilir. Söz, yetki ve karar mekanizmalarının sokak mahalle ve kent meclislerine evrileceği yeni deneyim ve demokratik katılımcılığı esas alacak bir partileşmenin Türkiye gerçekliğinde büyük rol üstleneceği aşikardır. Bu itibarla hep omuzlarımda hissettiğim bu tarihsel emaneti yeni bir anlayışla sizlerin üstlenmesi ve yükseklere taşıması dileğiyle kongreyi kutluyor, üstün başarı dileklerimle devrimci selamlarımı gönderiyorum.”

2. Kongre’de bileşen vurgusu

 HDP’nin 22 Haziran 2014’teki 2. Olağanüstü Kongre’de HDP Van Milletvekili Figen Yüksekdağ ve Hâkkari Milletvekili Selahattin Demirtaş, eşbaşkanlığını devraldı. Abdullah Öcalan kongreye gönderdiği mesajda, HDP’nin ”Kendilerine dayatılan her türlü milliyetçiliğe ve ayrılıkçılığa Kürt Özgürlük Hareketi’nin bütün bileşenlerinin birlik arayışlarının sonucu olarak” görüldüğünü belirtiyordu. Abdullah Öcalan’ın kongreye gönderdiği mesajı yine Pervin Buldan okudu. Mesajda HDP’nin enternasyonalist mücadele geleneği ve devraldığı mirasa ilişkin şu değerlendirme yer alıyordu: “Değerli yoldaşlar, 1970’lerin çıkışına dayalı olarak ortaya çıkan hareketimizin Türkiye devrimci demokratik ve sosyalist hareketlerinden hiçbir dönemde ayrı düşünmedik. Kendimizi hep bu çıkışın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdik. Her zaman bütünsel olmaya, hareket etmeye özen gösterdik. Çağrı yaptık, adım attık. Bilinen veya az bilinen nedenlerle ayrı düştük. Faşizm, Türkiye’nin batısında alacakaranlığını egemen kılarken, doğusunda asla ölüm sessizliğine mahal bırakmadık. Bu coğrafyanın emekçilerini ve temel kültürel değerlerini stratejik önemde birinci sıradaki dost ve yoldaşlar olarak değerlendirdik. Bu temelde bölgesel bir dayanışmayı stratejik perspektif edindik. Böylece bir gerçek bir enternasyonalizme zemin olduk, yol açtık, yürüdük. Şimdi koşarcasına birincil stratejik dostlarla yeniden buluşmaya ve hareket etmeye çalışıyoruz.”

HDP 80 milletvekili ile Meclis’te 

 HDP’nin ilk kongresi ‘diyalog süreci’ne denk gelirken, Türkiye partisi olma iddiasını da giderek bir adım öne taşıdı. 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde yüzde 13 oy alan HDP, 80 milletvekili ile Meclis’te bu nicelikte ilk kez temsil etme hakkı buldu. Ancak ‘diyalog süreci’nin rafa kaldırılması ve kaosun yavaş yavaş tırmandırılması, 28 Şubat 2015’te imzalanan Dolmabahçe Mutabakatı’nın dönemin Başbakanı Erdoğan’ın reddetmesi ile HDP’ye yönelik baskı ve imha politikalarının devreye gireceği bir süreci beraberinde getirdi. Ardından katliamlar, patlamalar, gözaltı, baskı ve tutuklamalar ile birlikte Kürt siyasi hareketinin tasfiye edilmesine dönük yeni bir süreç başlatıldı.

Siyasi darbe

 HDP, 1 Kasım 2015’te yenilenen Genel Seçimler’de, yüzde 10.8 oy aldı ve vekil sayısı 80’den 59’a düştü. Seçimlerin ardından HDP’ye yönelik kitlesel tutuklamalar ve sistematik baskı politikaları devreye konuldu. 20 Mayıs 2016’da AKP ve MHP’lilerin oyları ve CHP’nin “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” tutumu sonucu HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. HDP’nin ”siyasi darbe” olarak nitelediği dokunulmazlıkların kaldırılması ile birlikte Eşbaşkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş dahil HDP’li 12 milletvekili, 4 Kasım 2016’da tutuklandı. Ardından 7 ismin milletvekillikleri düşürüldü.

HDP’nin 3 Şubat 2017’de toplanan 3. Olağanüstü Genel Kurul’da Figen Yüksekdağ’ın tutukluğu nedeniyle siyasi haklardan yoksun bırakılması üzerine Serpil Kemalbay Pekgöz, Selahattin Demirtaş ile eşbaşkanlığa seçildi. Şimdiki Eşbaşkanlar Sezai Temelli ve Pervin Buldan ise 11 Şubat 2018’de toplanan 3. Olağan Kongre’den bu yana görevdeler. 23 Şubat’ta yapılacak kongre ile birlikte her iki eşbaşkanın da yeni dönemde görevlerini yürütüp yürütmeyeceği netleşecek.

Yönetmeye aday parti

HDP’nin bu kongre ile birlikte yeni dönemde artık sadece muhalefet partisi olarak değil, aynı zamanda Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti olarak çıkış yapması bekleniyor. HDP’nin ilk Eşbaşkanı Fatma Gök, HDP’yi gerek burjuva partileri gerekse diğer partilerden ayıran en önemli niteliğinin “bileşen partisi” olma özelliği olduğunu hatırlattı. Jinnews’e konuşan Fatma Gök, ”Bileşen deyince seçim için yapılan ittifakların dışında onlara benzemeyen bir yapı. Sivil toplumun, kadınların, LGBTİ’lerin, Alevilerin, Êzîdîlerin, Arap halkı ve tüm halkların yeni bir yaşamı örgütleme hareketidir. İlk kurulduğu zaman inanılmaz bir heyecan vardı. Yaklaşık 34 bileşenden kurulmuştu. Bu süreç böyle gelişirken seçimler karşımıza çıktı ve HDP kuruldu. HDP’nin kurulması HDK’yi gözden düşürmedi. Gerçekten HDP’nin en önemli niteliği yeni yaşamı bütün halklara ve toplum bileşenlerle kurma hedefi idi.”

HDP, HDK’nin partisidir

 HDP’nin ülkedeki demokrasi, özgürlük ve barış umudunun mirası ve sonucu olduğunu belirten Gök, “Gerek Türkiye’nin batısında olsun gerek bölgede olsun bu böyle.  HDP, HDK’nin partisidir. Bu çok önemli bir şey. HDK ise yeni bir yaşamı örgütleme yeni insan yaratmayı önceleyen, meclisler tabanında örgütlenmeyi amaçlayan, aşağıdan yukarıya herkesi kapsayan bir hareket olarak kuruldu. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamız gerekir. Çünkü bazen bunu unutuyoruz” dedi.

Özlemlerinin düğümlendiği yerde

HDP’nin dünden bugüne geldiği noktayı “HDK kurulduğu zaman ‘umudun zeminini yaratıyor’ demiştik. HDP umudu yeşertmeye devam etti. Bunu tüm dünya görüyor. Gerçekten bugün HDP insani ve özgürlük özlemlerinin düğümlendiği yerde duruyor bütün baskılara rağmen”  sözleriyle değerlendiren Gök, “Bütün akıl almayacak yıldırmaların planlamasına rağmen bütün dünyanın gördüğü bu gerçeği Türkiye’nin batısında daha fazla sahiplenmesi ve görülmesinin yollarını aramaya devam etmeliyiz” diye ekledi.