Eğer son anda bir değişiklik olmazsa, burada yazacaklarım okunurken BDP kongresi gerçekleşmiş olacak. Bu nedenle BDP kongresine ilişkin yazmaya gerek yok. Fakat bundan iki hafta sonra da HDP kongresi yapılacak. Dolayısıyla burada HDP kongresi üzerine yazmak gerekiyor. Gerçi Mayıs başından beri HDP’nin yeniden yapılanması üzerine yazıyoruz. Başlangıçta yazdıklarımız bir tartışma başlatıp duyarlılık geliştirdi. Ancak Soma katliamı ve ardından yaşananlar söz konusu tartışma gündeminin tavsamasına yol açtı. Şimdi son kez ve şimdiye kadar yazdıklarımızın da bir sonucu olarak bir kez daha HDP kongresi ve HDP’nin yeniden yapılanması üzerine yazmak istiyoruz.

Öncelikle şunu netleştirmemiz gerekiyor: 22 Haziran’da yapılacak kongre HDP’yi yeniden mi yapılandıracak, yoksa rutin bir kongre mi olacak? Yine mevcut BDP ve HDP kongreleri AKP iktidarına karşı yeni bir demokratik alternatif yaratacak mı, yaratmayacak mı? Yani HDP yeniden yapılanmak ve bir demokratik alternatif olmak istiyor mu, istemiyor mu?
Belki bir anda ve yüzeysel bir bakışla bu sorularım anlamsız gelebilir. ‘Böyle soru mu olur’ denebilir. Fakat bence mevcut sorular önemlidir ve demokratik siyaset tarafında olan herkesin açık yüreklilikle bu soruları sorması ve yeterince cevaplar vermesi gerekir. Çünkü mevcut yaklaşım ve işlerin yürütülüşü bunu pek göstermiyor. İmralı tecridinde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan kadar bile kimse bu konu ile ilgilenmiyor. Neredeyse benden başka kimse bu konuyu pek fazla gündem yapıp tartışmıyor. Eğer bu konu gündem yapılıp tartışılmazsa ve aylar öncesinden bu temelde bir çalışma yürütülmezse, o durumda HDP ve BDP nasıl yeniden yapılanabilir ve bir demokratik alternatif haline gelebilir?
Örneğin bir gün sonra BDP kongresi yapılacak, ama ortada ciddi bir tartışma, çalışma ve heyecan yok. Böyle bir kongre alternatif siyaset yaratabilir mi? Böyle bir kongre Kürt halkını heyecanlandırıp demokratik özerkliği inşa ve savunma çalışması içine çekebilir mi? Böyle bir kongre demokratik siyaseti büyütebilir mi? Bütün bunların gerçekleşemeyeceği açık. O halde kendini demokratik siyaset gücü olarak görenler neden böyle davranıyorlar? Anlamak mümkün değil. Demokratik siyasetin örgütlendirilmesini ve eyleme geçirilmesini sadece Önder Abdullah Öcalan’ın ve Özgürlük Hareketinin üzerine yıkmak kesinlikle doğru değildir.
Şimdi eğer HDP kongresi de böyle yapılacaksa, o zaman daha baştan proje boşa çıkarılmış ve yeniden yapılanma geçiştirilmiş olur. Bu da süreç açısından çok kötü ve tehlikeli bir durumdur. Böyle olursa AKP iktidarı alternatifsiz kalır. Çok gerekli olduğu halde demokratik siyaset bir alternatif haline gelemez. Böylece AKP iktidarının ömrü hiç de hak etmediği kadar uzar. Zaten başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP yöneticilerinin isteği ve çabası da bu yönlüdür. AKP yönetiminin bu kadar gündemi saptırmaya çalışması bunun içindir.
Dikkat edelim, hiç yoktan suni gündemler yaratıyor ve tüm toplumu bu temelde yönlendiriyor. Soma katliamının baş sorumlusu olduğu ve istifa etmesi gerektiği halde, AKP Hükümeti neredeyse Soma olaylarını tartıştırarak zaman kazanmaya ve iktidarının ömrünü uzatmaya çalıştı. Yani suçlusu olduğu bir durumu tersine çevirerek kendisinin siyaseten faydalandığı bir duruma getirdi. Bu konuda MİT ve Özel Kuvvetler Komutanlığı çok seri ve planlı çalışıyor. Çok önceden yeni özel savaş projeleri hazırlıyor. Psikolojik savaşa çok büyük önem veriyor.
Son günlerde tartışılan şu konulara bir bakalım. Sözde AKP’nin B ve C planları varmış ve kafası bozulursa uygulamaya koyarmış! Bir kişi demiyor ki, neyin varsa ve elinden ne geliyorsa ortaya koy! Eğer böyle yapmazsan namertsin! Halbuki AKP’nin yapacak yeni hiçbir şeyi yok. Deyim yerindeyse teprenecek hali yok. Ne yapabilecekse hepsini 12 yıllık iktidarı boyunca zaten yaptı ve şimdi sıfırı tüketme noktasına geldi.
Yine Kürt gençleri artan oranda dağa çıkıyormuş ve bunu BDP ile HDP önlemeliymiş! Aileler çocuklarını istiyormuş! Çocuklar dağda değilse bile neredeyse BDP ile HDP bulup getirmeliymiş! Peki bu sözlere ne denebilir? BDP ile HDP alemin çocuklarının bekçisi mi? Türkiye’yi AKP mi, yoksa BDP ile HDP mi yönetiyor? Eğer ortada kaybolan çocuklar varsa ve bunları bulmak gerekiyorsa, bu iş ve sorumluluk siyasal iktidarın omuzlarında değil mi? Dahası Kürt gençleri yeni mi dağa çıkıyor? Halbuki 35 yıldır bu dağa çıkma durumu yaşanıyor ve bu devletle ciddi bir savaşı ortaya çıkarmış bulunuyor. Peki 12 yıllık AKP iktidarı ve onun medyadaki yamakçıları Kürt gençlerinin dağa çıkıp özgürlük için direndiklerini yeni mi görüyorlar? Bütün bunlarda bir yeniliğin olmadığı açık. Zaten bu tür gündemleri yaratanlar da herhangi bir yeniliğin olmadığını biliyorlar ve de bile bile bunları söylüyorlar. Burada amaç gündemi saptırmaktır. Toplumu kendi sorunlarını gündem yapıp tartışmaktan alıkoymak ve böylece AKP’nin istediğini tartışır kılmaktır. Doğrusunu söylemek gerekirse AKP iktidarı bu konuda, yani gündem saptırma ve demogojiyle gerçekleri tersyüz etme konusunda oldukça mahirdir. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP yöneticileri tam bir yalan makinesi gibi çalışmaktadır.
Şimdi dikkat edelim, BDP ve HDP’nin yeniden yapılanma kongreleri oluyor, ama tartışma gündeminde bunların hiç biri yok. Gündemi AKP belirliyor ve herkesi de istediği gibi tartışma içine çekiyor. BDP ve HDP ise etkisiz konumda, bu oyunları bozacak ve kendi gündemlerini tartıştıracak bir etkinlik gösteremiyor. Tabi ki böyle olmaz, demokratik siyasetin böyle etkisiz ve edilgen kalması kabul edilemez. Demokratik siyaset başkalarının gündemleri ardından sürüklenemez. Eğer bu konumu aşmazsa, o zaman AKP iktidarına karşı bir demokratik alternatif haline gelemez.
Peki bu durumda ne yapmak lazım? Her şeyden önce, AKP’nin demogojisini ve psikolojik savaşını etkisiz kılacak bir aktivitenin sahibi olmak gerekir. Bu da her zaman kendi gündemini oluşturmak, toplumun sorunlarını ve çözüm yollarını inceleyerek gündeme getirmek ve tartışma gündemlerini bu temelde oluşturmak demektir. Güncel durumda bunun somut ifadesi de, HDP’nin 22 Haziran’daki kongresini ve bu temelde yeniden yapılanma çalışmalarını çok yönlü olarak gündem yapıp tartışmaları geliştirmesi olur.
Kısaca bu noktada ciddi bir zayıflığın yaşandığını görüyoruz. Tabi bu zayıflık aşılmaz ve HDP’nin yeniden yapılanması yaygınca tartışılmazsa, o zaman 22 Haziran Kongresi gerçek bir yeniden yapılanma kongresi olmaz. 22 Haziran kongresi ile de HDP, yani demokratik siyaset tüm demokrasi güçlerini kapsayacak şekilde yeniden yapılanamazsa, o zaman kendini bir demokratik alternatif haline getiremez. Bu da demokratik gelişme umutlarının kırılması ve AKP’ye iktidarını uzatma şansının altın tepside verilmesi olur.
Bizce hiçbir demokratik güç böyle yapmamalı ve bu duruma razı olmamalıdır. O nedenle de HDP kongresi bir yeniden yapılanma kongresi olarak yaygınca tartışılmalıdır. Demokratik güçlerin en önemli gündemi bu olmalıdır. Hiçbir başka gündem bunun önüne geçmemeli ve bu gündemi gölgelememelidir. Buna da BDP ve HDP yöneticileri öncülük etmelidir. Bu konuda medya çalışması özel örgütlenmeli ve tüm demokratik kesimler bu tartışmaya katılmalıdır. Yönetimler ve kongreyi hazırlamaktan sorumlu olanlar tüm demokratik kurumlara ve kesimlere gitmeli ve onlarla tartışarak HDP kongresine katılmalarını sağlamaya çalışmalıdır.
Başta gençler ve kadınlar olmak üzere tüm emekçi kesimlere ve bu kesimlerin örgütlerine gidilmeli ve tartışılmalıdır. Tüm etnik halk topluluklarına ve onların örgütlerine gidilip tartışılmalıdır. Başta Aleviler olmak üzere tüm dinsel ve mezhepsel gruplara ve onların örgütlenmelerine gidilmeli, son yapılan Demokratik İslam Kongresi’nin sonuçları HDP’ye mutlaka taşınmalıdır. Kendine demokratik diyen tüm parti, örgüt ve gruplara gidilerek onların HDP çatısı altına çekilmeleri sağlanmalıdır. Kısaca tüm etnik grup, ezilen kesim ve demokratik çevre kongre tartışmalarına çekilerek bunların hepsinin HDP’de birleşmesi için çalışılmalıdır.
Eğer HDP’de bir yeniden yapılanma ve büyüme olacaksa ancak böyle olur ve bu konuda da 22 Haziran kongresi güçlü bir atılım başlatır. HDP’yi oluşturanlar böyle çalışırlarsa kendilerini bir demokratik alternatif haline getirirler ve gelecek onların olur. Bunun başka yolu da yoktur. Bu temelde HDP kongresine ve kendisini demokratik alternatif olma mücadelesine adamış tüm güçlere daha şimdiden üstün başarılar diliyoruz!