Bugün, 1970’lerin dünyasından daha ağır bir sömürü düzeni kapitalist modernite tarafından yürütülmektedir. Bütün insanlığı bir ahtapot gibi sarıp sıkarak canını çıkaran bir sistemle karşı karşıyayız. Bütün ekonomik yapısıyla, siyaset gerçeğiyle, sosyalite anlayışıyla, kültürsüz kültürüyle toplumların maneviyat değerlerini bir amip gibi emmektedir. Kadını ve gençliği ideolojik ve kültürel bombardımanlarla fiziksel ve toplumsal doğasından kopararak tanınmaz hale getirmektedir. Eğer bu tip sorunları bugün Türkiye’de de yaşıyorsak kendisini demokrat, aydın, sol diye tanımlayan her kesin ve bütün örgütlerin bunda sorumluluğu vardır.
1970’ler dünyasında Mahirlerin, Hüseyinlerin, İbrahimlerin takipçisi olarak Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde gelişen Kürt Özgürlük Hareketi mücadele gerekçesi ve gerçekliğiyle bu yiğit Önderlerin anısına sahip çıkmasını bilmiştir. Haki Karer ve Kemal Pir gibi öncüler Kürdistan devriminde Türkiye devrimini görerek mücadele edip, şehit düşmüşlerdir. Türkiyeli devrimciler, Türkiye’de devrimi gerçekleştirip Kürt sorunun çözeceğiz diyorlardı, ancak olmadı.
Kürt Özgürlük Hareketi kırk yılı aşan mücadele tarihiyle Kürt sorununu ve bu sorunla birlikte Türkiye’nin çözülmesi gereken bütün sorunlarını bir demokrasi sorunu olarak Türkiye sistemine dayatmış bulunmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi de kırk yılı aşan tarihinde koşullardan kaynaklı ağırlıklı silahlı mücadele eksenli kalmasının da etkisiyle beklenen ve istenilen düzeyde Türkiyelileşemedi, ancak son yıllarda yürüttüğü demokratik siyasal mücadeleyle ve ortaya çıkardığı özgürleşen halk gerçeğiyle bunu başarma yönündeki kararlılığını ve ısrarını ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin tüm sorunlarının çözüm yolu kuruluşundan beri giderilemeyen demokrasi sorunundan kaynaklanmaktadır. Bugün tüm sorunların kilidi olan Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunların çözümü için hem bölgedeki gelişmeler hem Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar her zamankinden daha uygundur. İhtiyaç olan her zamankinden daha fazla sol’un ve demokrasi güçlerinin birliğidir.
22 Haziran’da HDP, Kongresini yapacak. Bu kongre Türkiye sosyal mücadeleler tarihi açısından tarihi öneme sahiptir. Türkiye’nin ezilen halklarının umudu haline gelebilir. Ulus devlet anlayışının yarattığı tekçi zihniyetinin ürünlerini Ortadoğu’da her gün sıcağı sıcağına yaşarken halkların, inançların, kültürlerin güven ve hoşgörü içinde yaşayabileceği bir Türkiye’yi yaratabilir. Ulus devletin böl-karşıtlaştır-yönet anlayışına karşı demokratik ulus anlayışıyla bütün Türkiye’yi kucaklayabilir. Türkiye’deki düzen partilerinin dışında alternatif bir parti ve alternatif bir Türkiye haline gelebilir. Bunun başarılabilmesi için insanların kendisi dışında hiçbir engel yoktur. Kendisi dışındaki engeller sadece daha fazla mücadele gerekçesi olabilir.
Hem fikirsel olarak büyük bir hazine var hem de büyük bir mücadele tarihi var. Önemli olan klasik-dogmatik sol anlayışın yarattığı anlayış ve hastalıklara düşmeden mücadele yürütebilmektir. Solun hakkettiği güveni toplumda yaratarak toplumu inşa edebilmektir. Kitlelere inerek onların sorunlarına çözüm gücü olunabileceğini ve bir Türkiye partisi olarak Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmenin gerektirdiği mücadele tarzını, üslubunu, örgütlülüğünü yaratabilmektir. HDP bu konuda önemli bir birikime, tecrübeye, başarabilecek güce sahiptir. HDP Kongresi’nin Türkiye’nin sorunlarının çözümünde önemli bir aşama olacağına olan inancımızla kongreye başarılar diliyoruz.
HDP Kongresine giderken