Halkların ve tüm ezilenlerin umudu olmayı başardıktan sonra faşizmin siyasi soykırım saldırılarına maruz kaldı ve hiçbir Partinin dayanamayacağı koşullara rağmen ayakta kalmayı, mücadelesini sürdürmeyi başardı. 

Tek başına değildi, halk desteği ve Rojava başta olmak üzere tüm alanlarda verilen özgürlük mücadelesi elbette HDP için moral destek oldu. Arin Mirkanlardan Çiyagerlere, Nudemlerden Delal Amedlere nice yiğidin canı pahasına beslediği bir moral ve umuttur bu. Öyle kolay kazanılmamıştır ki kolayca kaybedilsin! Şimdi rahatlıkla belirtilebilir ki HDP en zor dönemini geride bıraktı. 

Parçalanabilir, dağılabilirdi, bunların hiç biri olmadı. Faşizm koşullarında ayakta kalabilmek bile başarıdır. Fakat bu kritik eşik aşıldı. HDP’den beklenen artık zor koşulların Partisi olduğunu birlik, direniş ve çözüm politikalarıyla ortaya koymasıdır. Bu anlamda HDP 2018 perspektifinin oluşturulması önemlidir. Bunun için hedef ve yöntem konusu belirleyici olacaktır. Hedef faşizme son vermek, yöntem ise en geniş demokrasi cephesi ve eylemi için ortak akılla hareket etmek olursa yeni bir dinamizm kazanılacağından kuşku yoktur.

HDP’nin yeni yıl perspektifi 2019 seçimlerine hazırlık açısından da önem taşımaktadır. Fakat hemen burada bir riske dikkat çekmekte yarar vardır: Tüm politikaları seçime endeksli oluşturmak baştan kaybetmek anlamına gelir. 

Salt seçim ekseninde düşünmenin anlamı, faşizme son vermek gibi bir niyet ve iradenin olmaması anlamına gelir. Faşizmle beraber yaşanabileceği yanılgısı yoksa elbette hiçbir aklın seçim endeksli politika peşinde koşması düşünülemez. 

Ortadoğu çapında politika oluşturmak, günlük, anlık müdahalede bulunmak ve en önemlisi de halkların birleşik gücünü örgütlemek HDP’yi zafere taşıyabilir. Direniş ve örgütlenme çalışması doğal olarak seçim için de en büyük hazırlığı kendi içinde barındırır. Direniş ve örgütlenme büyük olursa seçim sadece faşizmin yenilgisinin tescillendiği son arena sahnesi olur. 

HDP açısından tartışma konuları çok fazladır. Savaş veya işte faşizm koşullarında siyaset yapılamazmış gibi kendini sessizliğe gömen, direnişin ön açıcılığını görmeyen yaklaşımlardan söylemde radikal ama eylemde pasif olan duruşlara; parçalı ve dar yaklaşımlardan soykırımın ortağı partilerin yedeğine düşmeye dek birçok konu eleştiri ve özeleştiri kültürü temelinde değerlendirilebilir ve ön açıcı olunabilir. Önemli olan atılım sağlayacak düzeyin açığa çıkarılmasıdır. Bunun için en zor koşullarda bile direnmeyi esas almış olan yönetimin eleştiriler karşısında da olgun, yapıcı ve kapsayıcı yaklaşacağından kuşku olamaz. Fakat eleştirip geri çekilmek de olmaz. Eleştirenler de sorumluluk altına giriyor, aktifleşmeye adım atıyor. Bunu bu şekilde anlamlandırdığımızda her tartışma platformu daha fazla büyümeye, daha fazla çözüm üretmeye yarar.

Nasıl bir söylem, nasıl bir eylem sorularına halkla birlikte cevap aramak esastır. Fakat çok da bilinmez bir durum yok ortada. Faşizme karşı sonuna dek meşru olan, sert mücadele koşullarına göre direniş göze alındığında demokrasi yolu sonuna dek açılacaktır. Bu konuda da en geniş kesimleri kapsayacak renkli ve bir o kadar ciddi direnişlerin geliştirilmesinde HDP yeterli tecrübeye sahiptir.

Yılın son ayını bu tartışmalarla karşılamak ve tüm aşamalarını planlayıp 2018’i önceden kazanmak hedeflenmelidir. Böyle bir başarı her zamankinden daha fazla mümkündür. Siyasi tespitler yerli yerinde yapıldığında bunun böyle olduğu görülür. Faşizm yıkılmaktadır, demokrasi güçlerinin zamanıdır! Elbette saldırılar da bu nedenle daha çok artacaktır. Şimdiye kadarki saldırılar kadar etkili olamayacaksa da hazırlıklı olunması gerekmektedir.

HDP için ayakta kalma kritik eşiği aşılmış olsa da Kürt halkı başta olmak üzere direnenler açısından varlık-yokluk mücadelesi bitmiş değil. 

AKP-MHP faşist bloku, çete devletiyle birlikte yıkılmak üzereyken daha büyük saldırılar gerçekleştireceklerdir. Dünyadaki benzerlerinde de böyle olmuştur. Özel olarak da 2018 yılında HDP’yi meclisten atmak ve siyasetten silmek isteyeceklerdir. Meclisin zaten bir işlevi kalmamıştır. Fakat siyaseten tasfiye etmek için bu zemini de kullanacaklardır. HDP buna karşı sadece ayakta kalma mücadelesi veremez; bu anlayış mücadeleyi zayıflatır, hatta yenilgiye kapı aralar. 

Çete devleti yıkılıyorken AKP-MHP faşizmi demokrasi cephesini yok ederek ayakta kalmaya çalışacaktır. Şimdi onların ayakta kalma derdine düştükleri döneme girildi. HDP ise buna karşı atağa geçme aşamasına gelmiştir. Moral, umut ve başarı iddiasının büyüklüğü bundandır…