
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesi HDP Genel Merkezi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Meclis’ten 20 Mayıs’ta geçen dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin Anayasa teklifinin hala Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmamasına ilişkin Demirtaş, “15 günlük süre var. Kendi bileceği iş. Neden bekletiyor, bilemeyiz. Zannedersem bugün yarın imzalayacaktır” dedi.
Sen ne kadar Türk’sün?
Demirtaş, Alman Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı’nı tanıyan tasarının kabul edilmesinden sonra Türkiye kökenli milletvekillerinin hedef haline gelmesine dair ise şöyle konuştu: “Zaten Türklük tanımı, Türkçülük yapan herkeste ırkçı bir tanımdı. Cumhurbaşkanı’nın son açıklamalarıyla netleşmiş oldu. Demek ki Türklük bu ülkede bir üst kimlik değilmiş kanla bağlantılıymış. Cumhurbaşkanı bunu ifade etti. Fakat çok hazindir. Eğer kanla açıklayacaksa Türklüğü, kendisi kan tahlili yapınca ne çıkacak onu da merak ediyoruz. Bu kadar ırkçı bir söylemi etnik olarak Türk olmayan bir Cumhurbaşkanı’nın Türklük üzerinden ırkçılık yaparak söylemesi çok hazindir.”
Erdoğan, 2004’te Gürcistan’a yaptığı bir gezide, “Ben de Gürcü’yüm, ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir” demişti.
Yeni hükümetin ilk şakası
Demirtaş, AKP Genel Bakanı Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in Kürt illerine ‘rehabilitasyon sorumlusu’ olarak atanmasını da değerlendirdi: “Herhalde yeni hükümet çok şakacı bir hükümet. İlk şakası da bu oldu. Öncelikle Kürtleri rehabilite edilmesi gereken hasta bir topluluk olarak görüyor olmak zaten bu hükümetin rehabilite edilmesi gerektiğini gösteriyor. Hasta toplum muamelesi yapıp da kendi içlerinden en ırkçı insanı göstermeleri Kürtlere yönelik asimilasyonunu devam ettiğinden başka bir şey değildir. Umarım kendileri bu çalışmayı yaparken rehabilite olur ve kendine gelir.”
Yeni Anayasa taslağı
15-20 gün içinde partilerinin hazırladığı yeni Anayasa taslağını kamuoyu ile paylaşacaklarını da açıklayan Demirtaş, “Türkiye’de partili Cumhurbaşkanı ve Başkanlık sistemi adı altında getirilmek istenen saltanat veya bir dikta rejiminin kesinlikle karşısında olacağız. Bunlar olmadan da Türkiye’de demokrasi olabileceğini kendi Anayasa taslağımızla ortaya koyacağız. Bütün bir Ramazan ayı boyunca çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.
‘YSK açıklama yapmalı’
Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üniversite diplomasına yönelik tartışmalara ilişkin ise şöyle konuştu: “Günlerdir, haftalardır bu mevzu tartışılıyor ve Cumhurbaşkanı sadece ‘arşivi bir karıştır da diplomayı çıkar’ diyor. Diploma yoksa nasıl YSK’ye başvurup aday oldun. Diplomanın aslının sende olması lazım. 2002’den beri milletvekili adayı oluyorsun. Her seferinde dosya veriyorsun YSK’ye. Şimdi YSK’nin açıklama yapması lazım. Arkadaşlarımız başvuru yapacaklar, YSK’den açıklama istiyoruz.”
Bir tek kişi yok mu?
“Bir insan iki ve dört yıl üniversite okuduğunda asgari bir tane üniversite arkadaşı olur. O bir kişiyi arıyoruz. Bütün üniversite hocalarına çağrı yapıyorum, hanginiz okuttunuz bunu? Biriniz ders vermediniz mi?” diye soran Demirtaş ekledi: “Eğer ispatlanırsa Cumhurbaşkanlığı düşer. Ve cumhurbaşkanı seçimleri yeniden yapılır, kendisi aday da olamaz. Durum bu kadar nettir ve vahimdir.”
Amed zulme karşı dimdik
Bu arada HDP’nin “Darbeye karşı demokratik direniş” mitinglerinin finali önceki gün Amed’de yapıldı. Valiliğin yasağı nedeniyle İstasyon Meydanı’nda düzenlenemeyen miting, HDP il örgütü binası önünde gerçekleştirildi. HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın katıldığı mitingde yasak ve engellemelere rağmen bir araya gelen binlerce kişi “İrademe dokunma” dedi. “Bize miting yaptırmamak için Saray yemin etmiş durumda” diyen Demirtaş, “Amed halkı burada bizimle. Ellerindeki tüm gücü sefer ederek ‘HDP’yi alanlara çıkartmayız’ diyenler yüreklerdeki HDP ateşini söndüremezsiniz” dedi.
Yakında Ortadoğu’da ciddi kırılmalar olacağını söyleyen Demirtaş, “Halklar artık dayatma statükosuyla yaşamamaya alıştılar. Başka halkı düşman görerek kimse huzura eremiyor. Türk milliyetçiliğini güçlendirmek için Kürt düşmanlığına itiyor. Zulmün üstüne üstüne yürümek zorundayız. Başka bir seçeneğimiz yok” diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL/AMED