7 Haziran seçimlerinin üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçti. Ama hükümeti kurmak için  başbakan daha yeni atandı.  Yeni hükümetin nasıl kurulacağı, kurulmazsa erken seçimlerin ne zaman yapılacağı tartışılıyor. Bu tartışmalarda dikkati çeken en önemli nokta HDP’nin adeta yok sayılması ve yok edilmek istenmesidir. Bu da, amacın en baştan 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını yok saymak olduğunu gösteriyor. Bu sadece MHP’nin değil, AKP’nin de politikasıdır. Halkın iradesine karşı esas komplo buradadır.

7 Haziran seçimlerinde, halk esas olarak AKP’nin ve Erdoğan’ın diktaya dönüşen, bütün bölge halklarını boğazlaşmaya sürükleyecek olan gidişatına dur dedi. Bunu da HDP’ye verdiği destekle gösterdi. Bu destek, sadece HDP’nin yeni yaşam çağrısının içeriğine değil, bu kötü gidişata dur demenin tek yolunun HDP’nin mecliste olması gerektiği inancınaydı. 

Sonuçta HDP tüm barajları yerle bir ederek, halkın geniş kesimlerinin de desteğiyle, çoğu anketçi firmaları da hüsrana uğratarak güçlü bir grupla meclise girdi. HDP sadece kendisine oy verenlerin değil, çeşitli nedenlerle oy vermemiş olsa da bütün ezilenlerin temsilcisidir, umududur. Yapılacak olan erken ya da normal ilk seçimde oylarını arttırması beklenmektedir. Bu durumun siyasi ve mantıki sonucu olarak HDP’nin yer alacağı, yer almasa da programı itibarıyla destekleyebileceği bir koalisyonun kurulmasıdır. Bunun dışındaki bütün koalisyon seçenekleri ya da hiç bir önemli değişiklik getirmeyeceği bilinen erken seçim manevraları 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını tanımamak demektir. Bu da halklarımıza hakaret ve halklarımızın iradesini tanımamak demektir.

Halklarımızın ihtiyacı, sadece şekli olarak güven oyu alabilecek “yasal” bir hükümet değil, 7 Haziran’a gelirken biriken sorunlara çözüm bulabilecek ve yaşanan tıkanmaları aşabilecek bir hükümettir. Bu da HDP’li bir koalisyon demektir. Halkın ortaya koyduğu irade de budur.

Durum bu kadar açık ve net iken Erdoğan ve AKP şefleri, sanki seçim yapılmamış gibi davranıyor. Halen düşük AKP hükümeti işbaşında ve en önemli konularda keyfi olarak karar veriyor. Erken seçim manevralarıyla halk oyalanırken, düşük hükümetin keyfi yönetimi devam ediyor. Sonuçta, AKP-MHP koalisyonu kurulmasa bile, MHP’nin örtülü desteğiyle bir AKP azınlık hükümeti kurulabilir. Bu hükümet güvenoyu alamasa bile geçici olarak yönetime devam edebilecektir. Bu kaos döneminde AKP diktası seçim sonuçlarını hiçe sayarak iktidarını sürdürecektir. Türkiye tarihinin en karanlık dönemleri bu tür güvenoyu alamamış-geçici-bürokrat hükümetler dönemi olmuştur. Halka karşı hiç bir sorumluluğu olmayan bu tür geçici hükümetler, halklarımızın başına kalıcı belalar ve sorunlar bırakıp kaçıp gitmiştir. 7 Haziran seçimlerinden sonra böyle bir hükümete fırsat verilemez, verilmemelidir. Bu halklarımıza ihanet olur ve yapılacak yeni bir erken seçimi de anlamsız hale getirir. 3-5 ay içinde yapılacak olan bir erken seçimin hiç bir önemli değişiklik yaratmayacağı bilinmektedir. Böyle bir seçimde HDP oylarını biraz daha arttıracaktır. Ama sırf HDP oylarını arttırsın diye bir erken seçime gitmek, bu seçimin ağır maddi ve manevi kayıplarını, zaman kaybını karşılayamaz.

Erdoğan ve AKP şefleri kendi keyfi diktalarını sürdürmek için hükümet kuruluşunu sürüncemede bırakabilir. Erken seçim ya da azınlık hükümeti manevralarıyla zaman kazanmaya çalışabilir. Bu esnada her türlü provokasyon ve saldırıyla muhalefeti ve esas olarak HDP’de birleşmiş olan halk güçlerini parçalamaya çalışabilir. AKP’nin oyunlarını bozan HDP’dir. Bu nedenle Erdoğan ve AKP şeflerinin ilk amacı hala HDP’yi etkisiz hale getirmektir. Bu amaçla, bugüne kadar her yola ve yönteme başvurmaktan çekinmemiştir. Gücü yettiği ölçüde bundan sonra da saldırı ve komplolarına devam edecektir. Bunları da dikkate alarak AKP şeflerine fırsat verilmemelidir.

HDP, seçim öncesinde ilan ettiği haklarımızın acil ve temel istemleri çerçevesinde TBMM’yi ve tüm partileri derhal göreve çağırmalıdır. Bunları dikkate almayan her oluşumu engellemeli, ama bu istemleri programına alan her koalisyonu içinde yer alarak ya da dışarıdan desteklemelidir. Bu meclisten böyle bir hükümet çıkarılmalıdır. Demokratik-siyasi çözüm yolunu açmak ancak o zaman mümkün olacaktır.

HDP’nin çağrısı sadece parti yönetimlerine değil, ezilen tüm halklarımızadır.

HDP’nin çağrıları CHP, AKP içinde, MHP ve diğer partilerin tabanında yankılanacaktır.

Sonuçta bir erken seçim kaçınılmaz hale gelirse HDP oylarını katlamalı ve vesayet sistemi tarihe karışmalıdır.

HDP’nin yok sayılması, etkisizleştirilmesi kanlı statükonun ve vesayetin devamı demektir.

HDP’li bir koalisyon ise bu tıkanmayı aşacak, bütün ezilenlere umut ve güven verecektir.