Serkan DEMİREL

24 Haziran seçimleri için İsviçre’de sandık başına giderek HDP’den yana oy kullanan farklı kesimlerden seçmenlerin varlığı ve ortaya koydukları tutum, bugüne kadar alışa geldiğimiz HDP seçmen profilini adete yerle bir etti.

Yurt dışındaki seçmenlere oy hakkının tanınması birlikte İsviçre’de 5. kez sandık başına giderek, Türkiye’nin geleceğinde söz söyleme hakkına sahip olan seçmenlerin genellikle HDP ve onun Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’tan yana oy kullanması dikkat çekiyor. Hem Türkiye’deki hem de İsviçre’de yapılan oy kullanma işlemlerini yakından takip eden birisi olarak, 24 Haziran seçimlerinin bugüne kadar alışa gelmiş olduğumuz seçmen profilini yerle bir ettiğini açıkça söylemek isterim.

Daha önceki seçimlerde oy kullanmaya gelen her seçmenin kime ve kimden yana oy kullanacağını önceden tahmin etmek çok zor değildi. Ama 15 Haziran’dan itibaren İsviçre’de sandık başına gidip oy kullandıktan sonra sohbet ettiğimiz birçok seçmen, bugüne kadar hafızamızın bir kenarında saklı olan HDP seçmen profilini adeta yerle bir etti.

İsviçre’de sandık başına gidip HDP’den yana oy kullanan seçmenlerin profili, bir kez yine HDP’nin önüne sıklıkla ve bilinçli bir şekilde çıkarılan, Türkiye partisi misiniz? Türkiyeleşebildiniz mi? gibi klişe soruların ne kadar anlamsız olduğunu ortaya koydu. Evet, bugüne kadar belki HDP’nin oy oranlarının dağılımındaki farka bakıldığında bu soruları gündem getirmek bir nebzede doğal olabilirdi ama İsviçre’de HDP’den yana oy kullanan Türkiye’nin her kesimden insanların varlığı, HDP’nin önüne çıkarılan bu tip soruları tamamen anlamsızlaştırdı.

Daha önceki seçimlerde farklı partilere oy vermiş ama bu seçimlerde HDP’den yana oy kullanmış kimisi Ispartalı, kimisi Sivaslı, kimisi Tokatlı, kimisi Trabzonlu, kimisi Konyalı, kimisi İzmirli olmak üzere görüştüğüm onlarca seçmeni, ortak düşüncede birleştiren en önemli noktalar şunlar: HDP’siz bir meclisin daha fazla savaş anlamına gelmesi, 16 yıllık AKP iktidarına bir kez yine mecbur bırakılma korkusu ve en önemlisi belki de Demirtaş faktörü...

Sandık başına giden farklı partilere mensup birçok seçmen, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP’yi baraj altında bırakılmasına yönelik yaptığı açıklamalara tepki göstererek bu seçimlerde HDP’den yana oy kullandığını ifade ediyor. HDP’den yana oy kullanan muhafazakâr bir seçmenin “Karadenizliyim, barış için oyumu ilk defa HDP’ye verdim, çünkü 16 yıldır başımızda olanlar, halkları birbirine düşman etmekten başka bir iş yapmadılar. Biz düşmanlık değil kardeşlik istiyoruz!” söylemi, Türkiye halklarının barışa duyduğu özlemin en güzel şekilde dışa vurmasıydı.

“Kendimi bildim bileli CHP’den taraf oy kullanıyordum ama bu seçimlerde bilerek ve isteyerek HDP’ye oy verdim. HDP’nin barajı aşmasını istiyorum, iyi biliyorum ki; HDP’nin olmadığı bir mecliste CHP’nin kazanması Türkiye’nin geleceği için hiçbir anlam ifade etmez” diyen, 60 yaşındaki başka bir seçmenin ortaya koyduğu tavır ise gelinen aşamada artık HDP’siz bir Türkiye’nin geleceğinden bahsetmenin mümkün olmayacağını gözler önüne serer nitelikteydi.

İşin özü İsviçre’de sandık başına giderek HDP’den yana oy kullanan seçmenlerin farklı profili, bugüne kadar alışa gelinen HDP seçmen profilini açıkça yerle bir etti. Artık kim ne derse desin HDP, sadece gösterdiği adayların farklılığıyla değil, aynı zamanda Türkiye’nin her köşesine uzanan bir seçmen profili ile Türkiye halklarının partisi olmuştur.

HDP artık sadece Kürtlerin ve Türkiye’deki demokratik çevrelerin değil, aynı zamanda Türkiye’nin en ücra köşesinde veya Avrupa’da yüreği ülke ile atan dini, dili, ırkı farklı olsa da gelecek umutları aynı olan milyonların partisidir…