Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan yüzde 51 oy oranı alarak seçimi kazandı. Ancak başarılı olan HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’tır. Seçimlerde oy oranını bu düzeyde yükselten başka bir aday da yoktur. Kuşkusuz daha başarılı olunabilirdi. Ancak tüm engellemelere rağmen yüzde 10 civarında oy alması, Türkiye'nin demokratik geleceği açısından umut vericidir.

Kürdistan'ın büyük çoğunluğunda HDP adayı birinci sırada yer alırken, Türkiye'nin büyük şehirlerinde de yüzde 10 civarında oy almıştır. Antep, Adana, Mersin, İstanbul ve İzmir’deki oy oranları, emekçilerin ve sol güçlerin HDP’ye önemli oranda oy verdiğini göstermektedir. Bu şehirler Türkiye siyasetinde, ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamında etkili olan şehirlerdir. Bu yönüyle sol demokratlar için HDP bir seçenek haline gelmiştir. Zaten Türkiye'nin geleceği HDP gibi bir partiye bağlıdır. HDP Türkiye'de etkili bir hareket haline gelmezse toplum kapitalist modernist güçlere mahkum kalacaktır. Çünkü HDP gibi bir parti dışında Türkiye'de sorunları çözecek alternatif başka bir parti yoktur.
CHP ve MHP’nin Türkiye'nin sorunlarına çözüm olmayacağı geçmişlerinden ve bugünkü zihniyetlerinden bellidir. AKP ise her gün daha fazla Türkiye'yi çıkmaz sokaklara sokmaktadır. AKP sadece Türkiye halkları için değil, tüm Ortadoğu halkları için de tehlikeli hal almıştır. Öyle ki, kaderini IŞİD gibi çetelerin başarılı olmasına bağlamıştır. Mezhepçi yaklaşımları AKP'yi IŞİD gibi insanlık dışı çetelere mahkum etmiştir. IŞİD, Sünni İslam adına en insanlık dışı eylemleri ve katliamları yaparken, Erdoğan’ın rehineleri kast ederek “bizim hassasiyetlerimiz var” demesi, politikada ne kadar oportünist ve çirkin hale geldiğini göstermektedir. Kürt sorununu çözerek Türkiye'yi demokratikleştiren bir politika izlemediği takdirde bu çirkin politikayı yürütmeye devam edeceği açıktır.
Seçimi kazandıktan sonra bile eski tekerlemeleri söylemeye devam etmiştir. Süleyman Demirel’in 50-60 yıl önceki söylemine  benzer bir biçimde “herkes birinci sınıf vatandaştır, şu bu olabiliriz, ama hepimiz Türkiyeliyiz” demektedir. Hala tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan diye haykırmaktadır. Tam da bu zihniyet Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmiştir. Farklı kimliklere tahammül etmemek, farklı kimliklerin özgür ve demokratik yaşam iradesini tanımamak Ortadoğu'yu bu hale getirmiştir. Buna rağmen Erdoğan hala bu nakaratı dillendirmektedir. Ortadoğu ve Türkiye açısından çözümsüzlük zihniyeti ve dilinde ısrar etmektedir.
Şu anda Türkiye ve Ortadoğu'da sorunların çözüm yolu demokratik ulus zihniyetinden geçmektedir. Tüm farklılıkların özgür ve demokratik yaşamı, yani demokratik özerkliklerinin kabulü temelinde birlik gereklidir. Yoksa önce Kürt, Türk, Arap, Alevi ve diğeri değiliz, önce Türkiyeliyiz demek yanlıştır. Bu yaklaşım yüz yıllık zihniyetin aynen devamıdır. Önceleri bu kimliklerin ismi zikredilmeden inkarcılık yapılıyordu. Şimdi ise isimleri zikredilerek asimile edilip tekleştirilmek isteniyor. Bu açıdan Tayyip Erdoğan eski Türkiye'nin kafasıdır. CHP’nin din maskesi takınarak farklı bir biçime kavuşmasıdır. Hatta CHP’den daha tehlikeli bir politikaya sahiptir. CHP’nin teşhir olmuş yüzünü farklılaştırarak devlet zihniyetini esasta devam ettirmektedir.
Erdoğan’ın balkon konuşması, HDP’nin Türkiye için neden tek çıkış yolu olduğunu bir daha ortaya koymuştur. HDP’nin tüm farklılıkların kendi kimliği ve kültürüyle özgür ve demokratik yaşamı sağlayacak demokratik ulus ve demokratik ulusa dayalı demokratik özerk yönetimleri savunmasının ne kadar gerekli olduğu bir daha görülmüştür. HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın oyunun yükselmesinde kesinlikle demokratik ulus anlayışı belirleyici olmuştur. Demokratik ulus da tüm farklılıklar için demokratik özerklik anlamına gelmektedir.
Erdoğan’ın siyasette yumuşama mesajı veren sözleri de kesinlikle demagojidir. Bu zihniyetten ne yumuşama, ne uzlaşma, ne de demokratik Türkiye çıkar. Olsa olsa kendine Müslüman kendine demokrat bir Türkiye ortaya çıkar. Daha doğrusu bugüne kadarki Türkiye Erdoğan’ın tarzıyla yoluna devam eder.
Tüm bu gerçekler iyi çalışılırsa HDP’nin tüm Türkiye'nin umudu haline geleceğini gösteriyor. HDP alternatifsizdir. Yeter ki iyi çalışılsın, iyi örgütlenilsin ve kendini iyi anlatsın. Özellikle HDK’lerin etkili kılınma zamanıdır. HDP’yi diğer partilerden farklı kılacak HDK’ler toplumsallaşmanın ve demokratik topluma dayalı bir parti haline gelmenin temel çalışmasıdır. HDK’lerden güç alan, esas güç kaynağı olarak HDK’yi gören, HDK’lerin izlenecek siyasette etkisini arttıran bir çalışma sonuç alır. Böylece HDP’nin Karadeniz ve İç Anadolu’ya sokulmama ve çalıştırılmama engeli de aşılmış olur. Yerelleşme ve yerele dayanma sadece merkezin ve milletvekillerinin çalışmasıyla olmaz. HDK’lerle yerelde güç olma stratejisi izlenirse HDP’nin Türkiye'de güç olmasını engelleyen politikalar da boşa çıkarılır.
HDP'nin önü açılmıştır; çalışılırsa kartopu gibi büyüyecektir.