Öcalan'a Özgürlük Platformu, bir yılı aşkın süredir ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a özgürlük talebiyle imza kampanyası başlattı. Belçika'nın başkenti Brüksel'de 6 Eylül'de startı verilen kampanya Avrupa ülkelerinde devam ediyor. Kürt kurumları ve internet üzerinden yürütülen kampanyaya halk yoğun ilgi gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde Moskova'da yapılan açıklamayla Kafkasya'da da imza kampanyasının startı verildi. Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de de Öcalan'a özgürlük talebiyle yeni bir imza kampanyası başladı. Öcalan'a Özgürlük Platformu üyesi aynı zamanda Tutuklu ve Hükümlü Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu(TUHAD-FED) Başkanı Zübeyde Teker, müzakerelerin yeniden başlaması ve barış sürecinin gelişmesi için Öcalan'ın özgürlüğünün şart olduğunu belirterek, imza kampanyasının önemine vurgu yaptı. Teker, "Sayın Öcalan'ın barış misyonunun ötesinde Kürt Halk Önderi olmak gibi bir gerçekliği var. Bu noktada Kürt halkı sürekli serhildanlarla alanlarda bir mücadele yürütüyor, özgürlüğünü istiyor. 400 günü aşan tecrit süreci var. Buna dair gerçekten de bir tedirginlik, gerginlik ve özlem mevcut. Ve bütün bunların hepsi bizi bir şey yapmaya ve süreci hızlandırmaya dönük, daha pratik adımlar atmaya yönlendirdi" dedi.

2004'te 3 milyon imza

2004 yılında 3 milyonu aşkın kişinin verdiği imzalarla "Sayın Öcalan irademdir" beyanında bulunduğunu hatırlatan Teker, "Halk, 'Önderimdir, irademdir' diye dilekçe vermiştir. Biz bu kapsamda Sayın Öcalan'ın özgürlüğünü talep eden bir dilekçe kampanyası ve imza kampanyası başlattık" dedi ve ekledi: "3 milyon imzadan söz ediyoruz. 3 milyonu benim, sizsiniz, bir başkası, bir başkası. Bu imzaları biz verdik. Biz 'Sayın Öcalan önderimizdir, konunun muhatabıdır' dedik. Bugün 3 milyondan daha fazla insanın 'irademdir' dediği Sayın Öcalan'ın özgürlüğü talebinde buluşması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Sayın Öcalan'ın özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür."

'Öcalan bir şanstır'

Barışın sağlanması ile Öcalan'ın özgürlüğü arasındaki direk bağın görülmesi için Türkiye toplumunda farkındalık yaratmayı hedeflediklerini kaydeden Teker, "İmza kampanyasını yürütürken hedef kitlemiz sadece Kürtler değil, Türklerdir de. Çünkü bu barışa Kürtler kadar Türkiye toplumunun da ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Kürt Halk Önderi Öcalan'ın "barış için bir şans" olduğunun altını çizen Teker, "Her halk kendi özgürlüğü ve kimliği için mücadele ediyor. Kürt halkı bu konuda olabildiğinde eşitlikçi, olabildiğince dostane bir şekilde, bir arada yaşamanın formüllerini arıyor. Sayın Öcalan'ın önderliğinde bu bir şanstır. Türkiye halklarının bu şansı değerlendirmesini istiyoruz" çağrısında bulundu.

İnternette de katılabilirsiniz

Türkiye'deki imza kampanyasına "www.imza.la/ocalan-a-ozgurluk" adresinden de katılınabileceğinin duyurusunu yapan Teker, "Attığınız imzayla Türkiye'nin geleceği için, bu ülkenin geleceği için, barış için bir adım da siz atmış olacaksınız" dedi. Kampanyanın 6 ay süreyle devam edeceği belirtildi.

7 Ekim'de konferans
Platform, 7 Ekim tarihinde ise İstanbul'da bir konferans organize edecek. Uluslararası katılımların olacağı konferansta, Öcalan'ın Kürt mücadelesindeki yeri, uluslararası komplo, 13 yıldır devam eden tecrit, müzakere ve barış süreci gibi birçok konu ele alınacak.


MURAT ÇİFTÇİ/HAMDULLAH KESEN / DİHA/ADANA





Açlık grevi başladı


Cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsaklar, bugün 6 cezaevinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlıyor.
Cezaevlerindeki binlerce tutsak adına açıklama yapan Deniz Kaya, 12 Eylül itibariyle 6 cezaevinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlayacaklarını duyurmuştu. Açlık grevine başlayan cezaevleri şunlar: "Diyarbakır D tipi, Diyarbakır E Tipi, Bolu F Tipi, Kandıra F 1 ve F 2 ile Siirt Cezaevi."
Cezaevlerindeki onbini aşkın PKK ve PAJK'lı tutsağın talepleri şöyle:
- Önderliğimizin özgürlük, sağlık ve güvenlik koşulları bir an önce ve koşulsuz bir biçimde sağlanmalıdır.
- Anadilimiz üzerindeki ırkçı ve inkarcı uygulamalar ve yaklaşımlara son verilerek, mahkemeler başta olmak üzere, eğitim ve anadil kullanımının önündeki tüm engeller bir an önce kaldırılmalıdır.
- Halkımıza karşı gerçekleştirilen fiziki, siyasal ve kültürel soykırım politikalarına son verilmelidir.