Geçtiğimiz yıl İsviçre’de suç işleyen göçmenlerin sınırdışı edilmesini halk oylamasında kabul ettiren aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi/SVP, bu kez de düzenlemenin anayasada yer alması için halk oylamasına gidiyor. Yürütülen seçim kampanyalarından dolayı başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Örgütü ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumların tepkisini üzerine çeken SVP, tepkilere aldırış etmeden ‘ak koyun-kara koyun’ söylemlerini yeniden sahneye koydu.
Milliyetçi politikalarıyla tanınan İsviçre Halk Partisi SVP’nin geçtiğimiz yıl ‘Suç işleyen göçmenler sınırdışı edilsin’ adı altında halk oylamasına götürdüğü ve yüzde 57 oranında kabul edilen düzenlemelerin anayasada yer alıp uygulanması için, ikinci kez referanduma gidilecek. Uluslararası tepkiler ve İsviçre hukukunu zedeleyeceğinden dolayı halk oylamasının sonuçlarını yürürlüğe koymayan İsviçre Adalet Bakanlığı’nı sert bir şekilde eleştiren İsviçre Halk Partisi SVP Genel Başkanı Toni Brunner, halk iradesine karşı çıkıldığını ve uygulamanın anayasada yer alması için yeniden halk oylamasına gittiklerini açıkladı. Brunner, “SVP, Hükümetin halkın iradesini uygulamaya koymasını beklemeyecek. Hükümet kararını vermeden halk oylamasıyla uygulamanın anayasada yer almasını sağlayacağız” dedi.
Suç işleyen göçmenlerin aileleriyle birlikte yurtdışı edilmeleri konusunda kararlı olduklarını açıklayan Brunner, “içimizdeki kara koyunları nihayet temizleyeceğiz” dedi.
 
Yine ırkçı kampanya
İsviçre Halk Partisi SVP’nin suç işleyen göçmenlerin yurtdışı edilmesinin anayasada yer alması için başlattığı halk oylaması çalışmalarında, bir kez daha ırkçı söylemlere sarılması dikkat çekti. Daha önce göçmenleri kara koyunlara benzeten görsel araçlar ve söylemlerinden dolayı uluslararası tepkileri üzerine çeken SVP, buna aldırış etmeden aynı yöntemleri kullanmaya devam ediyor. Gerçekleştirilecek halk oylaması propaganda çalışmalarında göçmenleri yine siyah figürlerle tasvir ediyor. “Kitlesel göçleri durdurun” yazılı afişlerde, göçmenler, siyah ayaklarıyla İsviçre bayrağını çiğneyenler olarak gösteriliyor. Değişik göçmen örgütleri yaptıkları açıklamalarda, bu ve benzeri propaganda yöntemlerinin Norveç vakalarını besleyebileceğine dikkat çekti.

‘Suç’ tarifinde keyfiyet
‘Karışma, konuşma, duyma, görme sadece çalış ve riayet et.’ Geçtiğimiz yıl Kasım ayında gerçekleştirilen ve yüzde 57 oranında kabul edilen ‘Suç işleyen yabancılar yurtdışı edilsin’ halk oylamasında ucu açık. Tamamen keyfice yorumlanabilinecek ‘Kriminal’ suçların yasallaşması durumunda, yılda ortalama ikibin göçmen aileleriyle birlikte yurtdışı edilecek. Yeni yasanın, ‘suç’ tarifi de keyfice. Çünkü itiraz etme süresini ortadan kaldırıyor. İhbarlar dahi suçun gerekçesi sayılabilecek. Yetişkin olmayan bir çocuk suç işlediğinde ve bu suç sabit görüldüğünde, ailesiyle birlikte yurtdışı edilecek. Daha önce reşit olmayanlar yurtdışı edilemiyordu. Şimdi suçu çocuğu da işlese, faturası tüm aileye kesiliyor. Vergi, sosyal yardım ve devlete bilmeden de olsa, yanlış beyan ve kağıtlara anlamadan atılan imzalar da, yurtdışı gerekçesi olabilecek. İltica istemi henüz kabul edilmeyenler çalışamayacak. Ülkesindeki savaştan dolayı iltica talebinde bulunanların iltica talepleri kabul edilmeyecek. İsviçre’de iltica talebinde bulunan kişi, 48 saat içinde bir kimlik belgesi göstermek zorunda kalacak. Aksi taktirde iltica talebi hemen reddedilecek. Ayrıca terk kararı alan göçmenler, İsviçre’yi yasal olarak terk etmemesi durumunda 2 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalacak.

Hükümet yasaya kılıf arıyor
Uluslararası alanda gelen tepkiler üzerine Hükümet ve Adalet Bakanlığı’nın yürürlüğe koymadığı yasal düzenlemelerin, yapılacak referandumda kabul edilmesi durumunda İsviçre’yi zor günler bekleyecek. Düzenlemelerin halk oylamasıyla anayasada yer almasına kesin gözüyle bakılması yeni arayışları da beraberinde getirdi. Hükümet, hemen yurtdışı edilmenin, Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle (5. Maddesi) bağdaşmadığını bildiği için orta bir yol bulmaya çalışıyor. Buna ‘ağır suçlar durumunda’ kılıfını uydurmak istiyor. Aile birliği ve birlikte yaşamaya dönük, İsviçre Anayasası’nın, Avrupa Konvensiyonu ve Birleşmiş Milletler’in yasal hükümleri var. Bu ve benzeri çıkmazlar için Avrupa Birliği ve BM gibi kurumlardan görüş isteyen İsviçre hükümetinin nasıl bir çıkış bulacağı merak konusu.

Uluslararası yasa neyi öngörüyor?
Konu hakkında görüştüğümüz Uluslararası Hukuk Profösörü Albert Neuwiller, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatına göre sınırdışı edilen kişinin gideceği ülkede yaşam güvencesinin bulunması gerektiğine dikkat çekti. Neuwiller, “İdam, işkence veya insanlık dışı muameleye tabi olacağı ihtimali varsa, o kişiyi hiçbir ülke ne suç işlemiş olursa olsun sınırdışı edemez” şeklinde konuştu.
Neuwiller, söz konusu içtihata göre göçmenin yaşadığı ülkedeki statüsünün bu gerekçelere uygun düşmesi gerektiğini de belirterek, şöyle devam etti: “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) bunu siyasi sığınma hakkını elde edenler için teminat altına alıyor. Ama BM ve değişik uluslararası insan halkları sözleşmelerinde AİHS’nin öngördüğü statünün çerçevesi genişliyor. Elimizdeki uuluslararası sözleşmeler ve İsviçre’nin imza koyduğu maddelerden yola çıkacak olursak, İsviçre’de ikamet eden, sosyal güvencelerle kendisini teminat altına alan, vatandaşlığı hak eden gibi bir dizi haklara sahip insanlar, kolay kolay yurtdışı edilemezler. Ancak bu ağır terör suçları veya ağır kriminal suçlar için gerekçe olabilir. Yani kişi bulunduğu ülke için tehdit unsuru oluşturmalı ve suçu sabit olmalıdır.”

SVP birinci parti

İsviçre’de yapılan seçim anketi sonuçlarına göre, bugün yapılacak bir seçimde SVP birinci parti olarak çıkacak. 23 Ekim 2011’de gerçekleşecek İsviçre ulusal seçimlerinde ise, SVP oyunu 1,2 oranında yükselterek yüzde 28 oranına yükselecek. SVP’yi takip eden ve koalisyon hükümetinin en büyük partisi konumundaki İsviçre Sosyal Demokrat Parti SP ise, 0,8 oranında oy kaybederek, 18,6 oranında oy alacak. Anket sonuçlarına göre, ulusal seçimlerde en büyük başarıyı 2007 yılında 1,7 oranında oy alan Liberal Yeşiller olacak. Liberal Yeşiller’in önümüzdeki seçimlerde oy oranını yüzde 8’e yükselteceği belirtiliyor.


ALİ ONGAN/BASEL