Miştenûr tepesi, büyük bir savaşa tanıklık edip direnişin sembolü oldu. Bütün Kobanê‘ye hakim olduğu için de stratejiktir. DAİŞ, silah ve sayı üstünlüğüyle üç gün kesintisiz saldırdı, Arîn Mîrxan ve arkadaşları son olarak kendilerini silaha dönüştürüp tepeyle bütünleşti.
Miştenûr, aydınlıktan/nurdan bir demet, bir huzme anlamına geliyor. İsim, köken olarak dini bir rivayete dayanıyor. Bazı kaynaklara göre Hazreti İbrahim, Filistin’e doğru giederken dinlendiği ilk nokta Miştenûr’dur.  Yine bazı dini kaynaklara göre Miştenûr, müslüman olanlar ile olmayanlar arasında büyük bir çatışmanın mekanı oldu ve burada bazı sahabeler yaşamını yitirdi. İşte bütün bunlara dayanılarak adının Miştenûr konulduğu belirtiliyor. Miştenûr, Kobanê‘nin güneydoğusuna düşüyor. Kentin yarısından fazlasına ve kente giren ana üç yola bakıyor (Doğu yolu, Halep ve sınır). Bundan dolayı DAİŞ çetesi ağırlıklı olarak saldırılarını buraya yoğunlaştırdı ve şimdi de pes etmiş değiller.

DAİŞ’in Miştenûr’a yönelmesi

DAİŞ çetesi, Kobanê‘nin etrafına özellikle Kaniya Kurdan tarafından saldırdıkları zaman Miştenûr’a alamayınca kente giremeyeceklerini fark etti. Dolayısıyla yönlerini Miştenûr’a çevirdiler. Böylece Miştenûr artık kesintisiz olarak ağır silahlar ve kalabalık gruplarla hedef alındı. Sadece bununla yetinmeyip geceleri YPG’lilerin kıyafetleriyle sızma girişimlerinde de bulundu. 2 Ekim’de YPG/YPJ savaşçıları Helincê Köyü’nden de çekilince doğudaki birinci cephe Miştenûr tepesi oldu. DAİŞ çetesi, Miştenhur’un güneyi düşen Kurik tepesine konuşlandırdıkları tanklarla vurmaya başladı. Yine güney tarafından Sêran Lokantası yakınlarından tank ve BMB’lerle saldırılarını yoğunlaştırdı. Bütün bu dengesizliğe rağmen YPG/YPJ savaşçıları karşılık vermeyi sürdürüp bir BMB ve bir tankı imha etti. YPJ komutanlarından Meryem Kobanê anlatıyor: “Savaşçılarımızın elinde sadace bir tane RBG vardı. Onlar ise tanklar eşliğinde saldırıyordu. İki saat yoğun çatışma sürdü, ancak ilerleyemediler.”
Doğu tarafından iki defa yoğunlaşan saldırılar da kırıldı ve ilerlemeleri engellendi. Dikkat çekici nokta, DAİŞ çetesi her saldırıda güçlerini yeniliyor ve çoğaltıyordu. 3 Ekim’de saat 20.00’de Helincê Köyü’nden Miştenûr’un doğu ve güneydoğusuna bütün güçleriyle ve yine ağır silahlar eşliğinde saldırdılar. Savaş, artık yakın mesafede ve el bombalarıyla da devam etti.

Gece ve bayramın ilk günü

Bayarım gecesiyidi ve dünya karanlıktı. YPJ komutanlarından Edalet anlatıyor: “Savaşçılara su götürüyordum kiş telsizden saldırı haberi aldım. Hemen güneydoğu tarafına hareket ettim. Kısa bir sürede çatışma yerlerine ulaştım. Çete üyeleri bazı savaşçılarımızın mevzilerine girmişti. 3 savaşçı ile birlikte o mevzilere yöneldik ve elbombalarıyla çatışmaya başladık ama onlar BKS ve BSFK’lerini mevzilerie yerleştirmişti. İlerleyemedik.”
Güneydoğudaki mevzilere yerleştikleri için YPG/YPJ savaşçıları onları çembere alıp üç koldan saldırı girişimine karar verdi. Saat 24.00’de yaklaşıyordu, bazı çete birimleri Miştenûr merkezine yerleşmişti. Bu arada Miştenûr’un güneyine de saldırıyorlar. Çatışmalar kesintisiz olarak sabaha kadar devam etti. Sabah ile birlikte çatışmalar artık doğu, güney ve güney doğu tarafında sürüyordu. YPJ komutanlarından Gulan, anlatıyor: “Çatışmaların şiddetinden ve sürekliliğinden dolayı nefes alamıyorduk. Keleşin namluları ısınmış, elimizle dokununca yakıyordu. Toz duman içinde kalmış, birbirimizi tanıyamıyorduk.  Buna rağmen YPG/YPJ savaşçılarının inancı, iradesi ve kararlılığı tamdı. Arkadaşımız Tîrmeh Riha buna örnektir. Sonuna kadar çatıştı, direndi ve son bombasıyla fedai eylemi yaptı. Büyük bir inanç ve duruşun sahibiydi. Komutanına ölümünün sıradan olmayacağına dair söz vermişti, sözünü tuttu ve kahramanca şehit düştü.” 
YPJ komutanlarından Meryem Kobanê, Miştenhur direnişini anlatmaya devam ediyor: “Güneşin sıcaklığı yakıcıydı, yaralılar omuzlara alınıyordu. Miştenûr direnişi örnek kahramanlıklar ve güncel destanlarla doludur. Bunlardan bir tanesi de Mezlûm ile dayısıdır. Çatışmalar şiddetlenince Mezlûm ile dayısı aynı mevziyi paylaşıyorlar. Saatlerce direniyorlar. Sonunda Mezlûm vuruluyor, şehit düşüyor ama dayısı mevziyi terk etmiyor. Yeggenini mevzisine gömüp çatışmayı sürdürüyor. Yine YPG savaşçısı Rizgar Kobanê örneği. Yanındaki iki arkadaşı şehit düşüyor ama mevziyi bırakmadan son kurşununa kadar direniyor, çatışıyor. YPJ komutanlarından Nûjiyan, çatışma yerine ulaşmaya çalışırken şehit düştü...”
Saat 12.00’de çete üyeleri güne ve güneydoğu tarafına tamamen çökünce YPG/YPJ savaşçıları artık çekilmek zorunda kaldı.

Çember ve fedakarlık

5 Ekim’de çete, 4 tank, ağır silahlar ve büyük bir sayıyla saldırı dalgasını yükseltti. Saat 19.00’da Miştenûr’un doğusunda 27 YPG/YPJ savaşçısı, çembere alındı. 4 saat çatışmalar devam etti ve 16 savaşçı şehit düştü. YPG savaşçısı Delîl Botan, o sırada takım komutanıydı. Delîl Botan, anlatıyor: “Çete grupları her taraftan geliyordu ve aralıksız saldırıyordu. Sonuna kadar direniş kararımız vardı. Mühimmatımız azalıyordu, bazen çaresiz kalıyorduk şehit arkadaşımızın malzemezini kullanıyorduk. Her savaşçıyla birlikte ya bir şarjör, ya da iki şarjör kalmıştı. İki tim komutanı arkadaşım, iki yaralı savaşçıyı kurtarmak istedi. Onlar arkadan vurulabileceklerini biliyordu. Buna rağmen sakınmadılar ve şehit düştüler. Çatışmalar yakın mesafedeydi, yüzyüzeydi. Öldürdüğün bir çete üyesi ayaklarının dibine düşebiliyordu. Herşey anlık değişiyordu. 4 saatlik çatışmanın ardından 6 YPG savaşçısı, fedaice bizim bulunduğumuz noktanın doğusunda saldırıp çemberi kırdılar ve bizi kurtardılar.”
Botan çemberden kurtulduktan sonar Arîn Mîrkan, onunla konuşuyor, üzerindeki herşeyi (kalem, mektup, çakmak, telefon ve kol saati) ona veriyor. Delîl Botan’a şunu söylüyor: “Direnişten vazgeçmeyin, Kobanê bu barbarların, vahşilerin eline geçmesin. Direnin!”
Arîn Mîrkan, saat 24.00’e doğru çetelerin içine doğru yürüyerek telsizinden son tilîlîsini çekip fedai eylemini gerçekleştirdi. Artık Miştenûr tamamen çetenin denetimine geçti. Savaş artık kentin içinde devam edecekti.

Miştenûr’un yeniden özgürleştirilmesi

İşte bütün bunları yaşayan, tanıklık eden ve sonrasında devam eden YPJ komutanlarından Meryem Kobanê, Miştenûr’un yeniden kurtarılması anlarıyla ilgili şunları paylaştı: “Çete, rahat bir şekilde bayraklarıyla tur atıyordu. Bizim sözümüz vardı/var: Kobanê‘nin her evini, her sokağını, her caddesini, her mahallesini onlara mezar yapacağız. Bunu yapıyoruz. 19 Ocak’ta Miştenûr’u kurtarmamız da bu kapsamdadır. bu sözümüze sadık kalıyoruz.”


NESRÎN EBDÎ/ANHA/KOBANÊ