Zindana sığmayan sesler...
2016 yılında HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile beraber 6’sı kadın 10 HDP milletvekili, 27’si kadın 70 belediye eşbaşkanı, yüzlerce Kürt siyasetçi gözaltına alındı ve hiçbir hukuki dayanak olmaksızın tutsak edildi. 159 gazeteci, onlarca insan hakları aktivisti ve avukatın tutuklu olduğu Türkiye’de, 2002 yılında 59 bin 429 olan tutuklu/hükümlü sayısı 2017 yılı başlarında 224 bin 878’e çıkarak 15 yıl içinde 4 kat artış gösterdi. Türkiye Avrupa Konseyi’ne üye 48 ülke arasında hapishanelerdeki tutuklu sayısındaki artış oranında ilk sırada ve topraklarında en çok hapishane bulunan 9. ülke.
Bu tutuklamaların elle tutulur herhangi bir gerekçesinin olmadığının en iyi örneklerinden biri Gün Matbaacılık Davası. Hatırlayalım, Gün Matbaacılık Özgür Gündem Gazetesi’ni ve bazı sol, alternatif yayınevlerinin kitaplarını uygun fiyata basmaya devam eden sayılı matbaalardandı. Özgür Gündem Gazetesi, yine bu matbaa aracılığıyla okura ulaşıyordu. Şimdi ise Gün Matbaacılık davasında, matbaa sahibi Kasım Zengin’in de aralarında bulunduğu 21 kişi tutuklu yargılanıyor. Matbaa hakkında hazırlanan iddianamede kayyum atanmasının gerekçesi olarak, matbaanın bastığı 110 kadar yayın için toplatma kararı verilmesi ve gazete, kitap ve dergilerin yazar, genel yayın yönetmenleri ve eser sahipleri hakkında devam eden davalar gösteriliyor. Bir diğer gerekçe ise Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin TSK’nin Efrîn’e operasyonunu eleştirel bir şekilde manşetine taşıması ve bu gazete nüshalarının Gün Matbaacılık tarafından basımının yapılması…
85 sayfalık iddianamenin 60 sayfasına yakını Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 20 Ocak 2018’den sonra çıkan nüshaları var. İddianamede, matbaada basılan “Zimanê Kurdi” isimli Kürtçe dilbilgisi kitabı için de “sözde Kürtçe dilbilgisi” ifadelerine yer verilerek suçlama konusu yapılıyor.
Yüzde 45 engelli raporu var ama tahliye edilmiyor
Uğur Selman Kelekçiler, Gün Matbaacılık çalışanlarından biriydi. 28 Mart 2018’de Gün Matbaacılık’a yönelik operasyon kapsamında ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ iddialarıyla gözaltına alındığını, 14 günlük gözaltı sürecinde kullanmak zorunda olduğu ilaçları 10 gün sonra verildi. Bu 10 günden verilen tüm ilaçları tek seferde kullandığı için de Kelekçiler’in durumu daha kötüye gitti. Kelekçiler 2014 yılında, Gün Matbaacılık’ta şoförlük yaptı ve iki aylık bir çalışma sonunda işten ayrıldı. Tutsağın hem bipolar hem de şizofreni tanısı var ve aynı zamanda yüzde 45 engelli. Kelekçiler hakkında örgüt üyeliğinden ve propagandasından iddianame hazırlandı. 5 Nisan 2018 tarihinden itibaren Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan hasta tutsak haftada 3 kez hastaneye kaldırıldı ancak “yatak yok” denilerek hapishaneye geri gönderildi. Mahkeme heyeti tutukluluğa yönelik tüm itirazları reddetti, Kelekçiler’in sağlık durumu aylar içinde daha da kötüleşti. İlacı hapishane yönetimi tarafından verilmediği için hastalığı her geçen gün kötüye giden Kelekçiler, ilaçlarını alamadığı için saldırganlaşıyor da. Ailesini dahi bazen tanıyamayan hale gelen Kelekçiler, hücre arkadaşlarıyla da tartışmış ve ardından başka hücreye alınmış. Ancak bu tartışmanın ne Kelekçiler’le ne de arkadaşlarıyla bir alakası var. İlaçlarını alamadığı için gayet olağan bu fevriliği. Keza Gün Matbaacılık’tan da ilaçlarının yan etkisiyle fazla kaza yapmaya başladığı için ayrılmış.
Avukatı İlknur Alcan müvekkilinin tek başına hiçbir ihtiyacını karşılayamadığını belirterek “Gittiğimde ortak bir savunma hazırlayamadık, çünkü benimle konuşamıyor, kendince yarattığı bir dünyada yaşıyor ve gerçeklikle bir bağı kalmamış. Acilen hastanede tedavi görmesi gerekiyor” diyor.
Mektup Adresi:
Uğur Selman Kelekçiler
Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu / İstanbul