Dünyanın birçok yerinde siyasetçilerin öncelikle kullandıkları argüman; demokrasi, insan hakları, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik gibi kavramlardır. Kendi ülkesinde hiçbir demokratik gelişmeye izin vermeyen rejimlerde dahi insanlığın binlerce yıllık emeği ile elde ettiği değerleri kullanmaktadır. Ve böylesi kullanımlar kavramların içini boşaltmakta, sıradanlaştırmakta.
Kavramlara gerçek anlamlarını verin lütfen…
Onlar binlerce yıllık devletçi ataerkil zihniyete karşı mücadele etmiş, uğruna yüzbinlerce insan canından, milyonlarca insan malından, yerinden olmuştur. Bu kavramlarla böyle oymayın. İnsanları böyle kandırmayın. Her kavramı kendi zihniyetiniz ve algınızla doldurmayın.
Demokrasi, halkların kardeşliği, halkların kendi kaderini tayın hakkı, eşitlik… Ne çok insan, ne çok lider, devrimci, liberal, solcu söyledi bu kavramları. Gerçekten inananlar büyük bedeller de verdi.
21. yy. başlarında bu kavramları gerçek anlamına kavuşturmak isteyen bir oluşum gelişiyor Rojava’da. Beraber yaşayan halklar eşit, ortak ve demokratik bir sisteme karar verdi. Yani kendi kaderini böyle tayin etti.
Ancak sistem kendini görünür kılmaya başladığından beri nerede ise bölgede saldırıları birbirine devreden örgütler silsilesi gelişti. El Kaide, El Nusra, IŞİD. Ve rejim güçleri... Bunlar işin görünen yanı. Görünmeyen yanında ise Rojava’ya saldıranlara TIR'lar dolusu silahlar, askeri destek ve ambargolar...
Yasalarında demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük kavramlarını almış güçler ise saldırıların görünmeyen yanında duruyor. İzliyor, susuyor, destekliyor.
Yetmedi…
Rojava halkları halen oluşturdukları sistemden, topraklarını, yaşamlarını ve geleceklerini savunmaktan vazgeçmedi.
Önce duvarla AKP Hükümeti akraba, komşu olan Kürtleri birbirinden kopararak Rojava’yı yalnızlaştırmak istedi. Nusaybin Qamişlo sınırına çekilmek istenen duvar büyük tepkiye sebep olduğu gibi Kürtlerin Rojava’yı sahiplenme düzeyini arttırdı.
Şimdi sıra KDP’de… AKP yapar da KDP yapmaz mı?
Güney Kürdistan ve Rojava sınırına hendek kazınmaya başlandı. Rojava halkının büyük tepkisine sebep olan hendek halen kazılıyor.
Amaç güvenlik!
Kobanê’ye saldırıların ilk geliştiği dönem TEV-DEM ve YPG açıklama yapmış, bütün Kürt partlerinin desteğini istemişti. Yani aslında güvenlik sorununun kökten çözülmesi çağrısı yapılmıştı. Ancak YPG’nin daha sonra yaptığı açıklamalardan, bu çağrıya Goran ve YNK’den desteğe hazır olduklarına dönük cevap geldiği, PKK’nin ise destek verdiği anlaşıldı. Güvenlik sorununu hem Güney, hem de Rojava sınırında ortak çözmek varken neden hendek?
Aslında hendek Lozan’ın cetvelle böldüğü sınırları belirginleştirmiyor sadece; Lozan sınırlarının bir kısım Kürdün ruhlarında açtığı hendeği, yabancılaşmayı gösteriyor. Ruhlarda oluşan hendeklerin, yabancılaşmanın yıllardır Kürtlere ne denli zarar verdiğini yaşadığı acı deneyimlerden öğrendi bu halk. Hendek sahiplerinin en çok kendine zarar verdikleri de yine pratiklerle sabitledi. Kürtler sadece kendi gerçeğine yabancılaşmaya değil, aynı zamanda inkar edilerek kendine yabancılaştırılan bütün halkların gerçeğine yüzünü döndü. İşte Rojava ataerkil, devletçi geleneğin birbirine yabancılaştırmak istediği halkların buluşmasıdır. Gerçek demokrasi, eşitlik, kardeşlik bu değilse nedir? Halkların kendi kaderini tayini başka nasıl olabilir? Bu kavramlar gerçek anlamına Rojava’da oluşan sistemde bulmuyorsa daha ilerisi nerede?