Aylardır Kürdistan şehirlerinde kazılan hendekler tartışılıyor. Tartışılmakla kalsa iyi. Bu şehirlerde yaşayan halk çocuk, kadın, yaşı-genç denmeden bombalanıyor. Sokağa çıkma yasağı konuyor ama evindeki halk da katlediliyor. Ana karnındaki bebekler, çocuklar ve 80 yaşındaki yaşlılar bile katlediliyor. Bir yanda her türlü silaha, helikoptere, uçaklara sahip özel eğitimli asker ve polis birlikleri, karşılarında da çoluk-çocuk, genç-yaşlı, erkek-kadın sivil halk. Bu bile bunun bir savaş değil, adaletsiz bir katliam girişimi, soykırım denemesi olduğunu gösteriyor.
Durum böyleyken, hala varlığını korumak için hendeklerin arkasında direnen halka sahip çıkmak yerine saldıranlar var. Çünkü yollarda kazılan hendeklerden önce kafalara, halkların arasına hendekler kazıldı. Kafalarda kazılan tek tekçi hendekler halklarımızı paramparça etmişti. Zaten bu kafayla tek, tek, tek diye diye halkın bir bölümü zulüm altında inletilmeseydi, o yollara da o hendekler kazılmazdı.
Cumhuriyet kurulduğunda tekçi bir ulus devlet olarak tasarlandı. Kafalara en derin hendekler böyle kazıldı.
Mesela bakın Cumhuriyet’in ilk Adalet Bakanlarından olan Mahmut Esat Bozkurt bu konuda ne diyordu:
"Herkes, dostlar, düşmanlar ve dağlar, bu ülkenin efendisinin Türkler olduğunu bilmelidir. Saf Türk olmayanların, Türk anavatanında sadece bir tek hakları vardır: Hizmetkar olma hakkı, köle olma hakkı."
Bugün, Kürdistan şehirlerini harabeye çeviren, halkın her şeyini yakıp yıkan, insanları aç susuz bırakıp katleden, Kürdistan'ı Kerbela'ya çevirmek isteyen esedullah alçakları ne diyor:
"Türksen öğün, değilsen itaat et"
"Kurdun dişine kan değdi"
Yani Kemalist dikta ile Türk-İslam sentezcisi dikta arasında kıl kadar bile bir fark yok.
Bu kafalarla nice zulüm ve katliam yaptılar. Halen de gözümüzün önünde, canlı yayınlarla katliam yapıyorlar. Öncelikle kapatılması gereken, kafalara kazılan bu hendeklerdir. Bu hendekler kapatılmadıkça hiç bir çözüm yolu açılamaz.
Hala, sokaklarda kazılan hendeklerden ötürü YDG-H'yi, Kürdistan halkını ve siyasi öncülerini suçlayanlar var. AKP ve saray tetikçilerini, yalakalarını bir kenara bırakalım. Sol, yurtsever ve demokrat çevrelere, tüm ezilenlere hatırlatmak zorundayız:
Kürdistan halkı bugüne kadar barışçı-demokratik çözümden yana tavır aldı ve bunu her aşamada gösterdi. Eskiler bir yana, son bir yılı iyice düşünelim. Dolmabahçe deklarasyonu ne oldu? Hükümetin çıkardığı çözüm yasası ne oldu? HDP'nin meclise girmesini engellemek için bu kadar zulüm ve katliam niye yapıldı? Buna rağmen HDP her türlü engele karşı yüzde 13.1 ile barajları yıkınca, niye bu seçim sonuçları geçersiz hale getirildi? Niye seçim öncesi ve sonrasındaki birkaç aya Amed, Suruç, Ankara katliamları ile yüzlerce devlet infazları sığdırıldı? Roboskî'de, Suruç'ta, Ankara'da, Amed mitinginde hendek mi vardı, silahlı kimse mi? Çocukların bile üzerine ordular gönderip bomba yağdıran alçaklar ne istiyorlar?
Artık görmek isteyen herkes kolaylıkla görebilir:
Ortadoğu'nun ve Türkiye'nin yüz yıllık statükosu bitmiş, tükenmiş ve çökmüştür. Hiçbir güç bu statükoyu ayakta tutamaz. Geriye dönüş de, yerinde saymak da olanaksızdır. Tek ve mecburi istikamet ileridir!
Uzun süredir gözlemlenen değişimin zorunlu günleri gelip çatmıştır.
TC sömürgeciliği artık eskisi gibi yönetemiyor. Bu nedenle bir darbe yönetimine geçildi.
Sömürgeci dikta, açık olarak görünen klasik devlet yapılanmasını bir kenara itmiştir. Sokağa çıkma yasaklarıyla, özel güvenlik bölgeleriyle, esedullah timlerinin her türlü zulmüyle, halkı öldürüp göçerterek, Kürdistan'ı insansızlaştırılmış bir toprak parçasına çevirmek istiyor.
Halk da, artık eskisi gibi yönetilmek istemiyor. Zaten hiçbir zaman istemedi ama bugün korku duvarını aşarak, istemediği bir yönetime karşı canını, malını her şeyini ortaya koyup ayağa kalkıyor. Alternatif olarak öz yönetimi oluşturuyor. Bu da köklü devrimci bir dönüşümün başlaması demektir.
Bunu görmek ve anlamak çok zor değil ama öncelikle kafalarımızdaki köhnemiş hendeklerin kapatılması gerekecektir.
Halkın esedullah çetelerine karşı kendi öz savunması için kazdığı bir kaç metrelik hendekler ne ki? Kafalarımızdaki yüz yıllık ve çok derin kazılmış tekçi hendekleri acilen kapatmak şart.
Bu iş deveyi hendekten atlatmaktan daha zor gibi olsa da işimiz budur. Başarmak zorundayız.
Evet, HENDEKLER DERHAL
KAPATILMALI!