Elif SONZAMANCI esonzamanci@gmail.com
24 Haziran’da yapılacak seçimlere 10 gün kaldı. Almanya’da 7-19 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen oy verme işleminde ise son 6. gün.
Edinilen bilgilere göre ilk 6 gün gümrüklerle beraber oy kullanma sayısı 286 bin 884 kişi.
Şunu hemen ifade edelim: Seçimlere katılım yoğun olmasına rağmen yeterli değil. Kendinden olmayanı yok etmeye odaklı vaatlerle yapılan seçim propagandalarının yarattığı karanlık atmosferi oylarımızla dönüştürebiliriz.
Zira Erdoğan savaş söylemlerine ara vermiyor. Her geçen gün savaş ve şiddetin dozajını yükseltiyor.
Niğde’de yaptığı şu konuşmalar dikkat çekici: “Şu ana kadar Afrin’de hamdolsun 4 bin 500’ün üzerine çıktık. Hani size Kandil, Sincar demiştim hatırlayın. Ve Kandil’e de operasyonlarımızı başlattık. 20 uçağımızla orada 14 önemli noktayı depoları, silah depolarını, vs. yok ettik. Yok ettik. 20 uçak gittiler vurdular, döndüler ama bitmedi devam edecek.“
Demirtaş’a idam, Kandil’e operasyon, vatandaşa azar... liste uzun.
Elbette AKP’nin savaşı seçime yönelik bir araç olarak kullandığı, bir propaganda malzemesine dönüştürdüğünü artık herkes görüyor, doğrudan yorumluyor.
***
Almanya’nın önde gelen barış enstitülerinin ortaklaşa hazırladığı 2018 Barış Bilirkişi Raporu’nda Türkiye’nin Efrîn operasyonu ile insan hakları hukuku ihlalleri yaşandığı belirtilerek, Türkiye ile silah ihracatına ara verilmesi gerektiği vurgulandı.
Almanya’nın Efrîn operasyonu sırasında uzun süre sessiz kalması eleştirilen raporda, Almanya’nın insan hakları ihlalleri konusunda Türkiye’ye olan eleştirilerinden ‘birkaç vatandaşın tahliye edilmesi karşılığında’ feragat etmemesi gerektiğinin altı çizildi.
Geçen hafta Alman haber ajansına açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Alman hükümetinden Türkiye’ye daha fazla silah ve teçhizat satışının onaylaması talebinde bulunduğunu yazmıştık. Almanya’nın raporda dile getirilen eleştirileri hayata geçirip geçirmeyeceği şimdilik muamma. Seçim sonrası atmosfer, Türkiye ile ilgili dış politikaların netleşmesinde belirleyici olacak gibi görünüyor. Zira Almanya derin bir seçim sessizliğinde.
***
AKP seçim çalışmalarında, devletin her türlü imkanı sınırsız kullanılıyor. Seçmenleri en bu imkanlarla seçim alanlarına taşıyor, yetmiyor hediyelerle ödüllendiriyor. Seçim alanlarında, imtina ile gizlenen bu aksiyonlar vatandaşların gözlerinden kaçmıyor. Evlerin posta kutusuna, her aile bireyine hitaben, Erdoğan imzası ile mektuplar gidiyor. Sandık başlarında da en çok AKP’lilerin görevlileri yer alıyor.
Diğer taraftan birçok milletvekili adayı veto yiyen, cumhurbaşkanı adayı hapiste olan, çalışmaları engellenen HDP, en kısıtlı imkanlarla çalışmalarını yürütüyor. “Neyi değiştirebiliriz” umutsuzluğunu üzerimizden atarak, bir şeyleri değiştirebileceğimize dair umutlarımızı diri tutmalıyız.
Zira gazetemize yansıyan bir söyleşi de Sabır Ana bu tabloyu en doğal cümlelerle çok güzel özetlemiş: “Ben oyumu, fakirlere verdim. Biz fakirleri destekleriz, zenginle işimiz olmaz. Oyumu kendime verdim, oğluma verdim, arkadaşım Demirtaş’a verdim.”
Dersim’de bir teyze HDP Dersim milletvekili adaylarına, “El ele vererek bu çamurdan çıkak. Ben bir tek bunu istiyorum” diyor. En doğrusunu söylüyor. Hem de uzun çözümlemelere gerek bırakmadan. Çünkü, bu çamurun içinden çıkmanın tek yolu el ele vermekten geçiyor. 19 Haziran’a kadar oyunuzu kullanmaya gidin, oy kullanamıyorsanız komşunuzu götürün. Unutmayın, herkes 1 oy verirse değişecek her şey... Hep beraber bu çamurdan çıkalım
Elif SONZAMANCI esonzamanci@gmail.com
24 Haziran’da yapılacak seçimlere 10 gün kaldı. Almanya’da 7-19 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen oy verme işleminde ise son 6. gün.
Edinilen bilgilere göre ilk 6 gün gümrüklerle beraber oy kullanma sayısı 286 bin 884 kişi.
Şunu hemen ifade edelim: Seçimlere katılım yoğun olmasına rağmen yeterli değil. Kendinden olmayanı yok etmeye odaklı vaatlerle yapılan seçim propagandalarının yarattığı karanlık atmosferi oylarımızla dönüştürebiliriz.
Zira Erdoğan savaş söylemlerine ara vermiyor. Her geçen gün savaş ve şiddetin dozajını yükseltiyor.
Niğde’de yaptığı şu konuşmalar dikkat çekici: “Şu ana kadar Afrin’de hamdolsun 4 bin 500’ün üzerine çıktık. Hani size Kandil, Sincar demiştim hatırlayın. Ve Kandil’e de operasyonlarımızı başlattık. 20 uçağımızla orada 14 önemli noktayı depoları, silah depolarını, vs. yok ettik. Yok ettik. 20 uçak gittiler vurdular, döndüler ama bitmedi devam edecek.“
Demirtaş’a idam, Kandil’e operasyon, vatandaşa azar... liste uzun.
Elbette AKP’nin savaşı seçime yönelik bir araç olarak kullandığı, bir propaganda malzemesine dönüştürdüğünü artık herkes görüyor, doğrudan yorumluyor.
***
Almanya’nın önde gelen barış enstitülerinin ortaklaşa hazırladığı 2018 Barış Bilirkişi Raporu’nda Türkiye’nin Efrîn operasyonu ile insan hakları hukuku ihlalleri yaşandığı belirtilerek, Türkiye ile silah ihracatına ara verilmesi gerektiği vurgulandı.
Almanya’nın Efrîn operasyonu sırasında uzun süre sessiz kalması eleştirilen raporda, Almanya’nın insan hakları ihlalleri konusunda Türkiye’ye olan eleştirilerinden ‘birkaç vatandaşın tahliye edilmesi karşılığında’ feragat etmemesi gerektiğinin altı çizildi.
Geçen hafta Alman haber ajansına açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Alman hükümetinden Türkiye’ye daha fazla silah ve teçhizat satışının onaylaması talebinde bulunduğunu yazmıştık. Almanya’nın raporda dile getirilen eleştirileri hayata geçirip geçirmeyeceği şimdilik muamma. Seçim sonrası atmosfer, Türkiye ile ilgili dış politikaların netleşmesinde belirleyici olacak gibi görünüyor. Zira Almanya derin bir seçim sessizliğinde.
***
AKP seçim çalışmalarında, devletin her türlü imkanı sınırsız kullanılıyor. Seçmenleri en bu imkanlarla seçim alanlarına taşıyor, yetmiyor hediyelerle ödüllendiriyor. Seçim alanlarında, imtina ile gizlenen bu aksiyonlar vatandaşların gözlerinden kaçmıyor. Evlerin posta kutusuna, her aile bireyine hitaben, Erdoğan imzası ile mektuplar gidiyor. Sandık başlarında da en çok AKP’lilerin görevlileri yer alıyor.
Diğer taraftan birçok milletvekili adayı veto yiyen, cumhurbaşkanı adayı hapiste olan, çalışmaları engellenen HDP, en kısıtlı imkanlarla çalışmalarını yürütüyor. “Neyi değiştirebiliriz” umutsuzluğunu üzerimizden atarak, bir şeyleri değiştirebileceğimize dair umutlarımızı diri tutmalıyız.
Zira gazetemize yansıyan bir söyleşi de Sabır Ana bu tabloyu en doğal cümlelerle çok güzel özetlemiş: “Ben oyumu, fakirlere verdim. Biz fakirleri destekleriz, zenginle işimiz olmaz. Oyumu kendime verdim, oğluma verdim, arkadaşım Demirtaş’a verdim.”
Dersim’de bir teyze HDP Dersim milletvekili adaylarına, “El ele vererek bu çamurdan çıkak. Ben bir tek bunu istiyorum” diyor. En doğrusunu söylüyor. Hem de uzun çözümlemelere gerek bırakmadan. Çünkü, bu çamurun içinden çıkmanın tek yolu el ele vermekten geçiyor. 19 Haziran’a kadar oyunuzu kullanmaya gidin, oy kullanamıyorsanız komşunuzu götürün. Unutmayın, herkes 1 oy verirse değişecek her şey...