
Paris Katliamının üzerinden bir yıl geçti. Halkımızın acısı hala çok taze tıpkı ilk gün ki gibi her gün eylemlerde ve katillerin bulunması için feryat ediyor. Fransa devleti de katliamı gerçekleştirenleri korumakta. Susarak ve kendi yaptıkları hukuku ayaklar altına alarak üç maymunu oynuyor. Eğer Fransa Devleti, olayı bu kadar zaman yayarak unutulacağını sanıyorsa baştan söyleyelim çok büyük bir gaflet içerisindedir. 40 yıllık mücadele tarihimizin en büyük yeminidir herkes bilir: “Biz de unutmak ihanettir.”
Kürt Halkı ve Özgürlük Hareketi değerlerine sonuna kadar bağlıdır. Ve 40 yıldır bu söze olan bağlılık andıyla mücadelesini sürdürüyor. Neye mal olursa olsun katiler açığa çıkartılıp hesap sorulmadan, bu kalleşçe, alçakça katliamı yapanların peşinde olunacaktır. Kimlerin, niçin bu katliamı yaptıklarını halkımız iyi bilir. Tarih tekerrürden ibaret misali tam da on beş yıl önce aynı güçler tarafından Önder Apo tutuklanarak Türk devleti yetkilerine teslim edildi ve hala İmralı’da ağır tecrit koşulları altında tutulmaktadır. Hareketimiz özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu verdiği bedellerden biliyor. Apocu Hareket mücadelenin zorlu sınavlarında sınanmıştır. Bunu bilmeyenlere şunu söylüyorum; Sakine Cansız yoldaşın “Hep Kavgaydı Yaşamım” adlı kitabını okusunlar. Bu kitapta bugünlere nasıl gelindiği tüm açıklığı ve sadeliğiyle anlatılmıştır.
Besêlerin, Zarifelerin mirasçısı Sara yoldaş daha çocuk yaşta yaşam kavgasında yerini nasıl almıştır? Çocuk yaşta maruz kaldığı cinsiyetçi yaklaşımlara karşı nasıl bir tavır takınmış, yaşamın ilk sınavından nasıl bir başarıyla çıkmıştır? İlk kavgası annesiyle başlar Sakine Yoldaşın. Annesinin feodal toplum özelliklerini, geleneksel yaklaşımlarını sınırsız dayatması, her şeyi katı geleneklere göre ele alması ve kız çocuğu olduğu için onu bazı kalıplara sokma isteğine Sakine Yoldaşın cevabı: “İSYANDIR”. Evet ilk özgürlük eylemini yedi yaşında gerçekleştirir, hiç bir dayatmayı kabul etmez. Tabular adına ne varsa başta onunla çatışır. Sınırlara karşı o hep etrafını genişletir. Her olay ve olguyu bu özgürlük çerçevesinde ele alır. Kendi dayatmaları sonucu okul okur.
Her an eylem halindedir
Yaşamın her anını kendisi için bir öğrenme fırsatına çevirir. Zorluklarla karşılaştıkça daha fazla inatlaşır ve başarmaya kilitlenir. Yaşamını kavgayla bir eder adeta. Dersimin asi kızı artık her an eylem halindedir. Kavgayla kazanır, kazandıklarını kavganın daha da büyütülmesi için birikime döker. Kavgadan adeta haz alır, iradesi adeta çelikleşir. Özgücüne olan inancı daha da büyümüştür artık. Cins bilinci gelişir, derinleşir. Kendisinden yola çıkarak tüm kadınların kavgada yerini alması gerektiği üzerine düşünür. Özgürlüğün ve isyanın ismi kadın, bugün neden köle? Neden boyun eğiyorlar, neden erkeğin sözünden çıkmıyorlar, neden benim iradem dururken benim hakkımda bensiz kararlara gidiyorlar? Bu bir kader mi? Bu kaderi değiştirmenin imkanı yok mu? ve daha bunun gibi nice soru kafasında çelişki yumağı oluşturur. Ve böylece derin bir arayış içerisine girer. Hiç kimsenin cesaret etmediği, tabu olarak yaklaştığı birçok olguya el atar. Sorgular, yanlışı dile getirir. İnandığı doğruyu sonuna kadar savunur. Annesi onun bu duruşu karşısında adeta naçar kalır ve sonunda ona güç getiremez, kendisi de bu süre zarfında aileyle olan bağlarını koparır ve kavgasını daha da büyütmek için özgürlük yollarına düşer.
PKK henüz resmi olarak ilan edilmemiştir. Ulusal Kurtuluşçular ya da Kürdistan Devrimcileri olarak hareket eden grubun elemanlarıyla tanışır. Bu buluşmayı tam da Sara yoldaşın yıllardır aradığını bulduğu an olarak tanımlasam sanırım yanlış olmaz. Apocular da Sara arkadaş gibi kendi emekleriyle sıfırdan başlamamışlar mıydı? Binlerce yıllık inkar edilen, yasaklar konan, sürgün edilen bir halkın evlatları değil miydiler? Yani büyük hesaplaşma için kararlaşmamışlar mıydı? Sara arkadaş hiçbir tereddüte girmeden onlarla birlikte hareket etmeye karar verir. İçinde büyük bir umut gelişir. Sevinçten adeta uçuyordur. Başta Dersim, İzmir ve daha sonra Elazığ, Bingöl hattında gecesini gündüzüne katarak, bıkmadan, usanmadan ve yorulmadan çalışır. Devrimcilik onun için bir aşk, bir tutkudur adeta. Kürdistan gerçekliği, Kürt Halkının inkarı onda büyük öfkeye yol açar. Bir halkın, ülkenin, toplumun tarihi ve kültürü nasıl oluyordu da bu kadar pervasızca yok sayılabiliyordu?
40 yıllık dik duruş...
Sara yoldaşın yaşamında en çok dikkatimi çeken en önemli ve etkileyici özelliği derin bir ulusal bilince sahip olmasıydı. Yurtseverliğini ulusal bilinçle birlikte yoğuran Sara Yoldaş artık yüreğini tamamen halkına, toprağına, kadınına açar. Ülkesinde yaşayan tüm halk topluluklarını, inançları tanımaya çabalıyor, kendini bu yola adıyordu. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmüş olması, toplumda yaratılan yabancılık Sara Yoldaş da ciddi öfkeye yol açmıştı
Kürtlere ve ezilen tüm halklara yapılan baskı ve sömürü sistemine karşı her zaman her yerde tavır sahibi olur ve tek başına kavgasını verirdi. Evet Sara Yoldaş tam 40 yıllık mücadele tarihimizde kendine has tarzı ve dik duruşuyla kavgasını sürdürdü. Önder Apo’nun felsefesiyle bilinçlendi, özgürlük çizgisinde direnerek kavgasını süreklileştirdi. Kadın kurtuluş ideolojisinin öncülüğünü yaptı. Kadına kurtuluş yolunda kavgayı öğretti. Binlerce kadın ondan aldığı cesaretle saflara akın etti. Amed Zindanında faşist Esat Oktay Yıldıran’ın yüzüne tükürmesini asla basit bir fiziksel refleks olarak tanımlayamayız. Bu yapılan tüm insanlık dışı işkencelerin tümünü boşa çıkartarak, teslimiyete karşı direniş çizgisini işaret ediyor ve beraberinde safların genişlemesine neden oluyordu. Ser verip sır vermeyen Kaypakkayaların, Mazlum Doğanların ve Dörtlerin direniş bayrağını hep göklere taşıdı. Yaşamında mütevazi, yoldaşlık ilişkilerinde kapsayıcı ve bütünleştiriciydi. Yaşam felsefesinde asla geri adım atma yoktu, etrafına güven veren bir duruşa sahipti, kavgayla büyüdü, kavgayla özgürleşti.
Sara Yoldaşın yaşam kavgasında, ülkemizin sınırları dışındaki Kürdistanlı genç kızlar ve erkekler yerlerini aldılar. Rojbîn ve Ronahî yoldaşların yaşamları ve katıldıkları dönemler farklı olsa da kavgaya bu bilinçle katılmışlardı.
Tam bir yoldaş canlısıydı
Rojbîn yoldaş 99 yılında Önder Apo’nun esaretinden sonra katılım yapar. Rojbîn yoldaş Kürdistan halkının özgürlük umudunu gölgelemek isteyen karanlık güçler içerisinde özellikle Avrupa ülkelerinin iki yüzlü politikalarını görüyordu. Anlamaya çalışıyordu ve halkımıza karşı geliştirilen tarihin en büyük komplosuna karşı çıkarak, özgürlük mücadelesini geliştirip bu hukuksuzluğa büyük tepki ve öfke duyuyordu. Yaşananları içine sindiremiyordu. Bu noktada yapması gerekenlerin bilincindeydi. Diplomasi faaliyetlerinde yer aldı. Yıllarca ezilen ve varlığı yok sayılmış halkının sesi olmaya büyük çaba harcadı. Avrupa’dan Latin Amerika’ya kadar, Ortadoğu’dan Orta Asya ve Uzakdoğu ülkelerine kadar diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi için büyük çaba harcadı. Sivil Toplum örgütlerinden, Devlet başkanlarına kadar herkese ulaşmaya, ilişki kurmaya çalıştı.
Rojbîn yoldaş da; mücadelesi, iddiası, kararlılığı ve birçok özelliğiyle Sara yoldaşa benzerdi. Asla pes etmezdi. Doğru olduğuna inandığı bir şeyi mutlaka yapardı. Moralli, coşkulu, sevinçliydi. İşini büyük bir titizlik ve aşkla yapardı. Tam bir yoldaş canlısıydı. İlişkileri, yaşam duruşu maneviyat eksenliydi. O asla maddi, sahte ve ikiyüzlülüklere itibar etmezdi. Onun bu duruşu onu Sara yoldaşıyla aynı kavgada buluşturmuştu. Rojbîn yoldaş kapitalist modernitenin yaşam tarzına ve zihniyetine karşı durarak halkımızın özgürlük mücadelesine kendini adamıştı
Amacına kilitlenmişti
Evet ya Özgürlük kavgamıza çok genç katılan 3.fidan Leyla Şaylemez yoldaşa ne demeli! Faşist Türk devletinin bilinçlice ülkesinden, mücadeleden kopartarak sürgüne yolladığı, göçe zorladığı binlerce ailemizden biri de Şaylemez ailemizdi. Yurtsever bir aile ve çevrede büyüyen Leyla yoldaş Avrupa’nın donukluğu ve kapitalist modernitenin tahribatlarının farkına varır varmaz yüreği o yaşamı kaldıramaz ve arayışları başlar. Yaşıtları farklı yaşam hayalleri kurarken, o maskeli tanrılar şehirlerinde bir türlü aradığı huzuru bulamaz, onu çeken başka bir şeyler vardır. Araştırır ve mücadele içindeki genç yoldaşlarıyla tanışır. Katılma kararını hızla verir.
Ve Kürdistan dağlarına gelir. Dağlarda kaldığı süreçte müthiş bir coşkuyla yaşama katılır. Özgürlük gerillasının yaşamıyla bütünleşir, yoldaşlarını sever yoldaşları da ondan büyük güç alırlar. İddiasında kararlı, amacında nettir. Hedefine ve amacına kilitlenmiştir. Sara yoldaşına karşı çok ayrı bir sempati ve ilgi duymaktadır. Kavganın anası olan Sara Yoldaş’tan hep güç alır. Bu onu geliştirir, güçlendirir. Hep ön saflarda mücadele etmek ister, ancak tekrar Avrupa’ya düzenlemesi olunca karşı çıkar gitmek istemez. Ancak devrimciliğin her alanda mücadele etmek olduğunu Sara yoldaşından öğrenmiştir. Buna denk bir tavrın da sahibi olur. Ronahî yoldaş onlarca genç yoldaşını mücadeleye çekerek kendilerini kapitalist modernitenin bataklığından kurtarmıştır. O şunun çok iyi bilincindedir; kadını ve genci özgür olmayan toplumlar özgür olamazlar ve kaybetmeye mahkumdurlar. Bir genç ve kadın olarak ona verilmiş olan sorumluluğunun farkındadır. Mücadelecidir, zekidir, örgütleyicidir ve çalışmalarında başarılıdır. Başkan Apo yıllar öncesinde söylediği gibi; “Halkımızı Avrupalara kadar sürgüne zorla mecbur edenlere en büyük cevabımız oradaki gençleri saflara katmak olmuştur.” Önder Apo’nun bu sözü bir kez daha Ronahî ve Rojbîn yoldaşlar şahsında doğrulanıyordu.
Paris Katliamı’nda katledilen üç can yoldaşın halkımızın ve Hareketimizin yüreğinde yarattığı acı çok farklıdır. Kadın Özgürlük Savaşçılarına karşı bu kadar acımasız, vicdansız, tahammülsüz ve bu kadar ahlaksız olan Ehrimanın torunlarına şunu söylüyorum. Bizim kavgamız bitmemiş tersine yeni başlıyor Sara, Ronahî ve Rojbîn yoldaşların özgürlük kavgalarını, yaşamın her alanında ve Kürdistan toprağının her karışında, yurtdışında mücadelemizle büyüteceğiz. Bugün Rojava’da halkımızın özgürlük devrimi kadının öncülüğünde, kadın rengiyle ve büyük kavgasıyla gelişiyor. Kürdistan’ın dört parçasında binlerce Sara, Rojbîn ve Ronahî büyümektedir.
Sara, Ronahî, Rojbîn yoldaşlar size verdiğimiz sözün bilincindeyiz ve mutlaka hayallerinizi gerçekleştireceğiz. Sizin olmadığınız bir yaşama alışmadık ve asla alışmayacağız. Gözümüz her toprak zerresinde yeniden hayata gelen üç fidanı arıyor arayacaktır. Yüreğimizdeki tarifsiz acıyı büyük bir mücadele gücüne dönüştüreceğiz ve katilleri yıllardır çığ gibi büyüyen öfke selimizde boğacağız. Kavganızı büyüteceğiz. Kavgayla dolu geçen yaşamınız bizim mücadele andımız olacaktır.
SOZDAR AVESTA