
Acı ve sevinçlerini kilamlara dökerek 95 yılı geride bırakan Dengbêj Çile Pekediş, kilamlarla ölmek istediğini belirttiyor.
Wan'ın Artemêtan (Edremit) ilçesinde yaşayan Çile Pekediş (95), küçük yaşlardan itibaren yaşamın her anını söylediği kilamlarla geçmişte yaşadığı acı ve sevinçleri bugünün duygularıyla harmanlayıp dengbêjlik kültürünü yaşatıyor. Yıllar önce İran'dan göç ederek Kürdistan'a yerleştiklerini dile getiren Pekediş, burada da göçebe bir kültürü benimsediklerini söyledi. Pekediş, göçebe kültürünün sahip olduğu özelliklerden kaynaklı komünal bir yaşamı esas aldıklarını belirtti.
Sohbetler kilam konusu olurdu
Komünal yaşamın Kürtler açısından önemli bir role sahip olduğunu söyleyen Pekediş, yaylalarda kadınların tüm işlerini ortaklaşarak yaptıklarını dile getirdi. Kadının günlük işlerin yanı sıra çeşitli bitki karışımından elde ettikleri doğal ilaçlarla da hekimlik rolünün olduğunu belirten Pekediş, kadınların saygın bir kimliğinin olduğuna dikkat çekti. Saygın kimliklerinden dolayı erkeklerin kadına müdahale etmediğini kaydeden Pekediş, hemen hemen yaylada yaşayan her kadının aynı zamanda dengbêj olduğunu sözlerine ekledi. Yapılan her işte kadınların kilamlarıyla ayrı bir renk kattığını kaydeden Pekediş, dengbêjlikle buluşmasını şu sözlerle anlattı: "Kadınlarla bir araya geldiğimizde sohbet ederdik. Ben sohbetleri şakayla karışık kilam şeklinde söylerdim. Daha sonra şakalarımızı, öfkemizi, sevinçlerimizi kilamla dile getirmeye başladım. Gün içinde ortak yaptığımız her çalışmada kilamlar söyleyerek daha büyük bir moralle o işe sarılırdık."
Ağır yükün ilacı kilam
Kilamları söylemek için iyi bir sesinin olmasının yanı sıra bunları hissetmek gerektiğini vurgulayan Pekediş, kendi sesinin yanıklığının temel nedenini ise yaşamın kadına verdiği sorumluluklara bağladı. Pekediş, kadına verilen bu sorumlulukları şöyle dile getirdi: "Yaşam kadına çok ağır sorumluluklar vermiş. Sabahın erken saatlerinde kalkar, günlük işler yapıldıktan sonra koyun sağmaya giderdik. Koyunları sağdıktan sonra da o sütü getirir, yoğurt, peynir kullanımı için uygun hale getirirdik. Ondan sonra tarlaya giderdik. Tarlada oraklarımızı alırdık. Kadınlarla 6 dönümlük tarlanın önünde dizilirdik. Hep birlikte oraklarımızı toprağa değdirir, buğday biçmeye başlardık. Havanın sıcaklığına aldırış etmeden başlardım kilam söylemeye. Benden sonra başka bir kadın kilamın devamını getirirdi. Akşama kadar o tarlayı bitirirdik. Eve döndükten sonra ise inek sağardım. Yemek yapardım. Yine kadınlarla bir araya gelirdik. Yakılan çıra eşliğinde sohbete dalardık. Hemen sonra ise yine kilam söylemeye başlardık. Yani bu ağır yükten ancak kilam söyleyerek rahatlayabiliyorduk."
Ölüler kilamlarla defnedilirdi
Eskiden taziyelerinin dahi kilam ve ağıtlar ile geçirildiğine değinen Çile Pekediş, "Biz ölünün ardından günlerce kilamlar eşliğinde yas tutardık. Biri öldüğünde karalarımızı bağlardık. Elbise kara olmasa da başımıza bağladığımız siyah bir kuşağı kafamıza bağlardık. Aramızda aşiret arasında bilinen yaşlı bir kadın ölen kişinin hayattayken yaşadıklarını ele alarak nasıl bir kişiliğinin olduğuna dair kilam söylerdi. Bu, günlerce sürerdi. Düğünlerimizde ise kadınlar deflerini alır, düğün evine gelirdi. Def eşliğinde halaya durur, stranlar söylerdik" ifadelerini kullandı.
Yaşamda doğallık hakimdi
Zamanla yerleşik bir yaşama geçtiklerini kaydeden Pekediş, bunun her alanı etkilediğini belirtti. Eskiden yaşamın her alanında doğallığın olduğunu söyleyen Pekediş, "Yaşam tarzımızdan kaynaklı bizler her şeyin doğalını gördük. Eskinin sevdaları, acıları, sevinçleri saftı. Bundan dolayı bizler bu doğal yaşamımızı kilamlarla yaşadık. Ama maalesef günümüzde her şey yalan olmuş. İnsan ilişkilerinden tutalım yiyeceklerine kadar her şey katkılı. Duygular bile temiz değil. Belki bu yüzden kilam söyleyen kadınlar azaldı" dedi.
95 yıllık ömrüne rağmen asil duruşuyla dimdik ayakta duran Pekediş, kilamlarla ölmek istediğini belirtti.
HİKMET TUNÇ / JINHA / WAN