İçişleri Bakanlığı polis kurşunuyla öldürülen Şerzan Kurt’un ardından Aydın Erdem için de skandal bir savunmaya imza atarak polisini akladı, öldürülen üniversite öğrencisi Erdem’i „ağır kusurlu“ ilan etti.
6 Aralık 2009’da polis tarafından yakın mesafeden vurularak öldürülen Dicle Üniversitesi öğrencisi Aydın Erdem’in bugün ölüm yıldönümü. Aradan geçen üç yıla rağmen bugüne kadar etkin bir soruşturma yürütülmediği için 4 polis hakkında açılan soruşturma takipsizlik ile sonuçlanmış dava AİHM’e taşınmıştı. Erdem ailesi aynı zamanda Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı hakkında 200 bin TL’lik maddi ve manevi tazminat davası açmıştı. İçişleri Bakanlığı, mahkemeye gönderdiği savunmasında yine skandala imza attı.

Takipsizlik yerindeymiş!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/26835 nolu soruşturma ve 2010/7 sayılı kararına atıfta bulunan İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin savunmasında Erdem’in gösteri yapan kalabalığın içinde bulunan ve yüzü puşi ile sarılı bir şahıs veya topluluktan başka birinin ateş etmesi sonucu öldürüldüğü savunuldu. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın bu nedenlerden ötürü verdiği görevsizlik kararını yerinde bulan Bakanlık, dosyanın Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildiğini ekledi.

‘Ölenin kusuru’

Davacıların olay nedeniyle uğradıkları zararın sosyal risk ilkesi gereğince kurumları tarafından tazmininin mümkün olmadığını savunan Bakanlık, yaşamını yitiren Erdem’in olayın oluş şekli ile „ağır kusuru“ olduğunu belirtmekten de geri durmadı. Bakanlık savunmasında, Erdem ile ilgili skandal niteliğindeki şu cümlelere de yer verildi: „Şahıs hukuka aykırı bir eylemde polise taşlı sopalı saldırılarda bulunmuş, yasadışı bir eylemin içinde fiilen bulunmuştur. Dolayısı ile ölenin kusurlu davranışı idarenin eylemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmiştir. Kişinin olaya katılımı, zarar ile idare arasındaki illiyet bağını kestiğinden olayda idarenin tazmin sorumluluğundan söz etmeye imkan bulunmamasına karşın, zararın kusursuz sorumluluk ilkesine göre idarece tazmini yolunda verilen temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.“

Delile rağmen takipsizlik
Erdem cinayetinin ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 61 polisin silahı, 7’si olay yeri, 6’sı Polis Evi’nin tuvaletinde bulunan 13 kovan ve deforme olmuş bir mermi çekirdeği ile karşılaştırılırmış yapılan kriminal incelemede, boş kovanların TEM Şubesi’nde görevli olan S.B, H.İ, V.Ö, ve T.M isimli polislerin silahından çıktığı tespit edilmişti. Buna rağmen iç hukuk tükendiği için davayı AHİM’e taşıdıklarını bildiren Avukat Rehşan Bataray Saman, yürütülen soruşturmada faillerin bulunması için yargının somut adım atmadığını belirtti. Bataray, „Olay yerinde bulunan veya olay anında polis memurları tarafından toplanıp gizlenmeye çalışılan mermi çekirdekleri vardı. Bunlarla ilgili inceleme yapıldı. Hangi polislerin silahlarından çıktığı tespit edildi. Bunun gibi birçok delil dosyada vardı ama maalesef dosya takipsizlik ile sonuçlandı“ dedi.

AİHM’e taşındı



„Delil yetersizliği“ nedeniyle takipsizlik kararı verilen dosya için adli savcılığında yeni hiçbir işlem, araştırma yapmadan her hangi bir yazışmaya gerek duymadan Özel Yetkili Savcılık tarafından verilen takipsizlik kararını yenilediğine dikkat çeken Saman, Bu nedenle davayı AHİM’e taşıdıklarını ifade etti. Erdem cinayetine benzer birçok davanın bulunduğuna dikkat çeken Saman, bunların hiç birinin faillerinin bulunamadığına dikkat çekti.

Arkadaşları da yargılanıyor
Aydın Erdem’in katillerinin bulunmamasının adalet açısından yaralayıcı bir durum olduğunu ifade eden Saman, en yaralayıcı kısmının ise Erdem’in faillerinin bulunması için düzenlenen basın açıklamaları, yürüyüşler ve protesto gösterileri ile ilgili açılan davalar olduğunu vurguladı. Düzenlenen etkinliklerde çok sayıda öğrencinin „örgüt adına suç işlemek“ ve „örgüt üyesi olmamak ile birlikte örgüt adına suç işlemekten“ iddiasıyla yıllarca hapis cezasına çarptırıldığına dikkat çekti.

‘Gitmeseydi ölmezdi’
İçişleri Bakanlığı 11 Mayıs 2010’da polis kurşunuyla öldürülen Muğla Üniversitesi Şerzan Kurt ile ilgili de „olası kasıtla adam öldürme“ suçlamasıyla tutuklu polisini savunmuş, „Gitmeseydi ölmezdi“ diyerek öldürülen genci suçlu ilan etmişti. Kurt ailesinin Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasında Bakanlık 23 Eylül 2010’de şu skandal savunmayı yapmıştı. „Kolluk kuvvetleri Muğla Üniversitesi’nde çıkan olaylar sebebiyle ortalığı yatıştırmak için polis Gültekin Şahin’in, amirinden izin almak suretiyle havaya birkaç el ateş ettiği ancak davacıların yakınının, yapılan ateş sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır. Polisin görevlerini yaparken direnişle karşılaşması durumunda bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanma, silah kullanma yetkisi her zaman vardır. Dava konusu olay da bu kapsamda olup polisin silah kullanma yetkisi olmuştur. Olayların bu noktaya gelmesinde kusur tamamen Şerzan Kurt’a aittir. Hukuka aykırı davanmanın hiçbir mazereti olamaz. Kendisinin o saatte o kargaşa içinde bulunmuş olması bu sonucu doğurmuştur.“


METİN İNAN - DİHA/AMED





Katil cezalandırılsaydı  Murat öldürülemezdi

Aydın Erdem'in babası Mehmet Erdem, "Oğlumun katilleri yargılanıp cezalandırılsaydı, Murat Elibol bugün hayatta olurdu" dedi.
Amed'de 6 Aralık 2009 tarihinde polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Dicle Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi Aydın Erdem'in (23) babası Mehmet Erdem, "Oğlumun katilleri belli olmasına rağmen devlet katilleri korudu" dedi. Oğlunun ardından Kürt gençlerinin öldürülmeye devam ettiğini belirten Baba Erdem, "Amed'deki miting ardından benim de oğlum sayılan Murat Elibol yaşamını yitirdi. Gençlerimizin yaşamlarının böyle hiç edilmesine bizim tahammülümüz kalmadı" dedi. Aydın Erdem'in katillerinin bulunmamasının cinayetleri attırdığını belirten baba Erdem, şöyle konuştu: "Oğlum vurulduğunda son ölüm olmasını dilerdim, sonrasında yaşanmamasını isterdim. Oğlumu hiç uğruna katlettiler. Katilleri de bizde mevcut, açık. Ama bunun üzerinde durup katillerin ortaya çıkmasına izin vermediler. Eğer onun katilleri cezalandırılsaydı, bugün aynı acıları yaşayan ailelerin sayısı artmazdı. Murat bugün hayatta olurdu."
Aydın Erdem, bugün Risin Köyü Mezarlığı'ndaki mezarı başında anılacak.