Olur ya... Yarın Tayyip Erdoğan tutuklansa... Arkasından Süleyman Soylu’ya kelepçe takılsa... Adalet Bakanı “gizlendiği” evde yakayı ele versi... Bir de gırgır olsun diye Mehmet Metiner ile Orhan Miroğlu şurda alınıp, burda serbest bırakılsa...

Tüm tutuklamalar bu kadarla kalsa...

Yani AKP’nin Genel Merkez yöneticilerine, il, ilçe, belde üyelerine, Belediye Başkanlarına dokunulmasa...

Hatta tek bir AKP’li polis ve tek bir AKP’li subay, tek bir hakim ve tek bir medyatör ters kelepçeli göz altına alınmasa...

Yalnızca şu üç kişi, Erdoğan, Soylu ve Bozdağ Silivri’ye götürülse...

Ne olur?

AKP o gün paramparça olur. Genel Merkez o saniyede Gül’ü yardıma çağırır. Gökçek keratası kendini Arınç’ın ayaklarının dibine fırlatıp atar. Muhtemelen Kurtulmuş “telefon başına geçer” ve Philedelphia’yı “acil olarak” arar.

Bunlar olur olmasına da, asıl şu olur:

AKP’ tek bir toplantı yapamaz. Almanya’da, Hollanda’da değil. Konya’da bile yüz kişiyi bir araya getiremez. O “milyonluk” taşıma kitle, çil yavrusu gibi dağılır. Alanlar ıssızlaşır.

O “havuz medyası” var ya, o “havuz medyası”.. .Anında dut yemiş bülbüle döner. Ben Emin Çölaşan’dan okuyunca farkettim: Öyle tümü aynı anda “maskeli balo bitti” manşetiyle çıkmak yerine, “Şükür RTE gitti” manşetiyle okurun önünde arz-ı endam eder.

Ama biz bu durumda bile, “sıkıysa özerklik ilan edin de göreyim” diyenlere “sıkıysa OHAL ilan edin de görelim” demeyiz. Onlara bakıp bakıp, “ŞUHALE bakar mısınız?” falan deriz.

Ben bunları sözü edilen adamlar “tutuklansın” diye yazmıyorum. (Hoş zaten günü gelince bunları tutuklayacak olanlar bana sormayacak.) Bunlar tutuklansa ne olur sorusuna yanıt bulmak için yazıyorum.

Şimdi bütün Erdoğan ve şerikleri bu ihtimali düşünsünler. Sonra HDP-DBP’ye bir baksınlar.

Öyle bir adet değil, bu partilerin ne kadar Eşbaşkanları varsa içeride. Bütün Belediye Eşbaşkanları onlarla birlikte. Milletvekilleri ya içeride ya da “zırt pırt” göz altında. Onbinlerce üye hapiste... Her gün yüzlercesi sırayla göz altında... 500 bininin evleri viran, evlatları toprak altında.

Yani AKP’den saydığım üç adam içeri düşse, AKP’nin başına gelecekleri bir düşünün. Sonra da şu HDP-DBP’nin Newroz alanlarındaki “heybetiyle” AKP’yi kıyaslayın.

Bu işin sırrı ne?

AKP bu sistemin en terörist partisi.

Neden “terör” yapıyor? Bir ideali mi var?

Hayır. Çıkarları var. O çıkarları kaybetme korkusu var. Petrol için Şam’a giderken, evindeki odundan olmuş. Hoca Nasreddin misali: Kürdistan’da, İstanbul’da, İzmir’de “evet“i kaybetmiş, Rotterdam’da, Berlin’de “evet” arıyor.

AKP küpü çatlak, patlak...Erdoğan olmasa, Soylu’nun polisi, jandarmasıyla, Bozdağ’ın savcısı, hakimiyle AKP içindeki 100 Bylockçuyu, muhtemel muhalifleri anında tutuklayıp, hapse atma tehdidi olmasa, bu küp anında bin parça halinde yerlerde sürünür. Nerede kaldı Erdoğan’ın tutuklanmasıyla başa gelecekler?..

Benden söylemesi: Dikkat edin, şu anda “para karşılığında medyada yırtınanları” bir yana bırakırsak, AKP yöneticilerinin sesleri kısılmaya başladı bile. Erdoğan bağırsa da, Yıldırım “komedyen rolünde” sahne alsa da, Soylu önüne gelene kabadayılık yapsa da, Bozdağ arada sırada mırıldansa da, bu konuşanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Bürokrasi bilin ki alarm veriyor. Şu anda Dışişleri koridorlarının “mikrofon, böcek ve kamera olmayan” güvenli kuytularında “monşerler” birbirlerine “ne olacak halimiz” diye dert yanıyor. Bab’ta çakılıp kalan ordunun “rahatsız karargahında”, muhtemelen kaş-göz işaretiyle aynı soru soruluyor. Hele şu “FETÖ itirafçıları”? Alman istihbaratı BND’nin Başkanının ve ABD Kongre istihbarat başkanının “Darbe’de Gülen cemaatinin rolü yok ve bu cemaat terör örgütü değil” demesinden sonra... Özellikle şu Gülerce’nin evinde yatak altına girdiğinden emin olabilirsiniz...

İşte şimdi bütün bunlara, “artık Kürtler ve dostları sokağa çıkamaz, özerklik ilan edemez” denmesine rağmen, Newroz ateşi ile “iç faktör” eklenince. Özerklik ne kelime, Kantonlar Rakka önünde Erdoğan’ın çetelerini yere serince... Kamuoyu şirketleri “hayır” oylarının kazanacağını görüp de “araştırmadan vazgeçince”... Menfaatler tehlikeye girmiş oldu.

Newroz’da milyonlar “Mutlaka Kazanacağız” dedi ya...

Slogan artık eskidi: Kazandılar...