
Referandum kampanyasının startını Amed, İstanbul ve İzmir’de aynı anda veren HDP bileşenleri, “Tenê NA Be” ve “HAYIR Hepimiz Kazanalım” sloganı ve her bölgenin ruhuna göre çok dilli yola çıkıyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) referandumda yürütülecek ‘Hayır’ başlattı. Amed’deki buluşma, merkez Kayapınar ilçesindeki Kaplan City Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Salona, “Cizîr ji bîr nabe-Cizre unutulmaz”, “Hayır, barışı kazanalım”, “Hayır, hukuksuzluğu durduralım”, “Ma bibime yew tena nêbeno”, “Berxwedan jiyane bi tenê nabe”, “Hayır, zulmü durduralım”, “Kadın cinayetlerini durduralım” ve “Hayır özgürlüktür” dövizleri asıldı. Ayrıca salonda bulunan bütün sandalyelere 6 dilde ‘Hayır’ yazılı lolipoplar ve ‘Hayır’ın gerekçelerinin sıralandığı seçim broşürleri bırakıldı. Yurttaşlar ve partililerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte salon taştı.
6 dile referandum sloganı
Salon girişine referandumun Kürtçe sloganı olan “Tenê NA be” yazılı dev stant konuldu. HDP’nin Türkçe sloganı ise “HAYIR Hepimiz kazanalım” olarak belirlendi. Kürtçe “Tenê NA be” olan slogan, her bölgenin ruhuna göre Türkçe, Kürtçenin Kirmancî ve Kirmanckî (Zazakî) lehçesi, Ermenice, Süryanice ve Arapça olmak üzere 6 dilde açıklandı.
HDP’nin referandum çalışmaları için birçok sanatçı tarafından şarkı hazırlanırken, tamamlanan seçim şarkılarından söz ve müziği Seyda Perinçek’e ait olan ve Sara ile seslendirdiği “NA” şarkısı da 16 Nisan’a kadar her yerde çalınacak.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, DEP eski Milletvekili Selim Sadak, HDP milletvekilleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), HDP ve DBP MYK üyeleri, görevden alınan bölge belediye eşbaşkanları, Kürdistani parti temsilcileri, kentte ve bölgede bulunan sivil toplum örgütü temsilcileri de buluşmaya katıldı. Salonda dikkat çeken bir diğer nokta ise Barış Anneleri Meclisi, bölge kanaat önderleri ve Demokratik İslam Kongresi üyelerinin yanı sıra bir çok inanç ve ulus temsilcisinin yoğun katılım sağlaması oldu.
Üç şehirdeki toplantılar video sistemi ile birbirine bağlandı.
Demirtaş ve Yüksekdağ’ın 7 Haziran seçimlerinden bu yana bölge temaslarından ve Grup toplantılarından derlenen fotoğraf ve görüntüleriyle hazırlanan sinevizyon gösterimi yapıldı. Ardından salondan “Tek adam rejimine ‘Hayır’” sloganları yükselmeye başlarken, kadınlar yeşil-sarı-kırmızı bayrakları dalgalandırdı.
İzmir buluşmasında konuşan HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in konuşması büyük dikkatle dinlendi. Önder’in konuşmasının ardından söz hakkının devredildiği Amed’deki kürsüye çıkan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, katılımcıları, İstanbul ve İzmir buluşmalarını selamlayarak konuşmasına başladı. Tarihi günlerden geçildiğini vurgulayan Güven, “Bugün bu salondan tutuklu siyasetçi arkadaşlarımız ile birlikte olmamız gerekiyordu. Faşist devlet tarafından alıkonuldular. Fizikli olarak aramızda olmasalar da, ruhen bir aradayız” dedi.
Güven’in konuşmasından satır başları şöyle:
Bahar özgürlüğü getirecek
“Mart ayı Kürt halkı açısından önemli bir aydır. 8 Mart ve 21 Mart’ı bir arada anarak, Sema Yüce yoldaşların mücadelesini selamlıyoruz. Nasıl ki Dehak’ın zulmüne karşı mücadele edildi, biz de bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu güne kadar Kawa gibi zulmü kabul etmedik, bundan sonra da kabul etmeyeceğiz. Ya özgür yaşam ya özgür yaşam. Zulme karşı başkaldırarak, çalışmalarımız güçlendirmeliyiz. Kürt halkı ve Türkiye halkları açısından bahar özgürlük baharı olacaktır. Nergis çiçekleri gibi bahar özgürlüğü beraberinde getirecektir.
AKP’ye mecbur değiliz
Kürdistan’ın kalbi Amed’den, İzmir ve İstanbul’u selamlıyoruz. Halklarımıza seslenmek istiyoruz. AKP’nin politikalarına mecbur değiliz. 15 yıldır halkların başına bela olan AKP’yi göndermek mümkün. 7 Haziran tecrübemiz var. Seçim barajı tartışmalarına maruz kaldık. Halklar el ele vererek, barajı onların başına geçirdi. Bunu hep birlikte başardık. Bu referandum seçimlerinde güçlü bir ‘Hayır’ koşulları mevcut.
AKP toplumu oyalayarak, her şeyi manipüle ederek, çökertme planını devreye koydu. Bunun başına İçişleri Bakanı Soylu’yu getirdi. Türkiye’nin ekonomisi çökme noktasına geldi. Rakamlar ile oynanarak kriz yok havası yaratmaya çalışıyorlar. 16 Nisan’da AKP’ye güle güle diyeceğiz.
Kürt kadınlarının ‘Hayır’ için onlarca sebebi var. Bugüne kadar Kürt kadınını yedi kat yerin dibinden var edebilen Sayın Öcalan üzerindeki tecridi kırabilmek için ‘Hayır’ diyeceğiz. Cizre’de cansız bedeni buzdolabında saklanan Cemile için Taybet Ana için, Miray Bebek için Hacı Lokman Birlik İçin ‘Hayır’ diyeceğiz. Kürdistan halkı sandığa gidecek ve ‘Hayır’ diyecek.”
Güven’in konuşmasının ardından söz hakkı İstanbul’a verildi.
O gün başlıyor
Daha sonra Amed’deki halk buluşmasında kürsüye çıkan HDP Amed Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş, katılımcıları Türkçe ve Kürtçenin Kirmanckî (Zazaca) lehçesinde selamladı. Erdoğmuş’un konuşmasından satır başları şöyle: “Böyle bir coğrafyada sefaletin hüküm sürmesi asla ve asla bu coğrafyanın tarihine, halklarına ve inançlarına mal edilemez. Deniliyor ki; eğer sizin medeniyet ve uygarlığınız böyle zengin bir mirasa sahip ise niçin sizde kavga ve sefalet bitmiyor. Biz de diyoruz ki; demokratik zeminde, 21. yüzyıl dünyasında bunun çürütüleceği günün başladığını buradan yeniden ilan ediyoruz.
Hakkın hakikatin, olmazsa olmaz iki temel maddesi vardır. Biri eşitlik diğeri adalettir. Eğer bugün eşitlik ve adaletten bizi mahrum bıraktılarsa, İslam dünyasının oturup kendi muhasebesini yapması gerekiyor.
‘Özgürlüğün dokunulmazlığı’
Bizim anayasa anlayışımız, anayasa metninin başına ‘Özgürlüğün dokunulmazlığı’ olmazsa olmazımızdır. Çünkü özgürlük kimi sistemler için tehdit olarak tanımlanırken, bizim için özgürlük uğruna can vereceğimiz en büyük gayemizdir. Onlar, kampanyayı başlatırken anayasa maddelerinin üzerine ilave ederek meydanlara çıktılar. Özgürlük karşısında idamı darağacını vaat ettiler. Soruyoruz hükümete; siz idamdan ne ümit ediyorsunuz? Amed’den haykırıyoruz; biz Amed halkı olarak, Şêx Said efendinin Dağkapı Meydanı’nda darağacına arkadaşları ile beraber çekildikleri günden bu yana idamınızdan darağacınızdan korkmayız. İşte o gün bugündür, kazmamız elimizde sizin kem salan ağacınızın kökünü getirdik.
Yeniden dirilişe 16 Nisan’da sadece Türkiye halkları değil bütün cihan şahit olacak.”
Amed’deki halk buluşması Erdoğmuş’un konuşmasının ardından halayla son buldu.
Ege’nin kalbi İzmir’de attı
HDP İzmir İl Örgütü de, ‘Hayır’ kampanyasının startını Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşmasıyla verdi.
Buluşmaya, HDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Dirayet Taşdemir, Ertuğrul Kürkçü ve Mizgin Irgat’ın yanı sıra çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı buluşmada, Selçuk ilçesinden Yörükler yer aldı. Yörükler, buluşmada, “Ben Yörük kızıyım, Eşim Alevi Kürt, Eşit ve özgürüz, Tekçiliğe bağnazlığa hayır” dövizleri taşıdı. Salonun girişine 37 dilde “Hoş geldiniz” ile “Hayır umudu kazanalım” pankartları asılırken, “Hayır barışı kazanalım”, “Hayır iş cinayetlerini durduralım”, “Hayır hepimiz kazanalım” ve “Hayır adalettir, hayır vicdandır, hayır özgürlüktür” pankartları asıldı. Buluşmada, parti üyeleri tarafından üst düzey salon güvenliği alınırken, salonda HDP’nin seçim müzikleri yurttaşlara tanıtıldı.
Burada konuşan HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Bu referandumda hayır oyu çıkmıştır. Halklar bunun kutlamasına başladı ama zalimlerin haberi yok. Türkiye halklarının en net hayır cevabı tahakkuk etmiştir. Bunu sesi Nisan ayının 16’sında onlara gidecek. O zaman kadar ayıktırmayın böyle devam etsinler” dedi.
Gidenlere borcumuz var
HDP fikriyatını bu günlere getiren ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anan Önder, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu topraklarda iki kişinin yan yana gezmesi derin kuytularda derelerde şehrin bilinmeyen izbelerinde infaz edilme sebebiydi. Bu halkın kendi sesini kendi dergisini gazetesini bırakın dağıtmak, onu okumak bile infaz sebebiydi. Canlı yayınlar yoktu, İzmir’in başına gelenlerden Amed’in haberi yoktu. Zulüm diz boyuydu. İletişim imkansızdı. Oradan milyonlara ulaştık. HDP fikriyatı HDP’ye oy vermek barış değirmenine su taşımak en prestijli iş oldu. Biz o günlerden o yokluktan bizi bu günlere taşıyan, bu uğurda canını veren, bütün yoldaşlarımızı saygı ve derin bir borçluluk duygusu ile anıyoruz. Zulmün zorun netice alamayacağını onlar hayatları ile öğrettiler. En başta bunun için hayır. Çünkü giden kardeşlerimize borcumuz var, şeref borcudur bu bizim için.”
AKP’nin 14 yıllık iktidarı boyunca yaptıklarına dikkat çeken Önder, 14 yılda çevirmedikleri entrika kalmadığını söyledi.
Son olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı selamlayan Önder, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu fikriyatı barışla birlikte her zaman canlı tutan, bunu teşvik eden Sayın Öcalan’a da buradan saygı ve teşekkürlerimizi göndermek istiyorum. Bu partinin bütün seçilmişleri Sayın Öcalan’a Sayın Öcalan dediği için onlarca yıl hapis yatıyor. Sayın’ı hak edene söylemekten kimse bizi alıkoyamaz.”
Özgürlüğün fotoğrafını çektik
Önder’in ardından konuşan Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir, 7 Haziran başarısında olduğu gibi referandumda da “tek adam rejimi”ni boşa çıkaracaklarını ifade ederek, “Kendimize güvenelim. 7 Haziran’da bunu başardık. Özgürlüğün fotoğrafını çektik. Bu fotoğraf çok kimlikli bir fotoğraftı. O yüzden bize çok saldırdılar ve üzerimize geldiler. Biz onların yalanını hep boşa çıkardık. Türk, Kürt, Alevi, Laz, Çerkes, kadın, erkek asla yalnız duramaz diyorlardı. Hiçbir zaman sözlerini bir yapıp siyaset yapamazlar diyorlardı. Şimdi ne yaparlarsa yapsınlar biz geri adım atmayacağız ve özgürlükten vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.